Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
li fetâ-hu
Diyanet İşleri = Hani Mûsâ, beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.”
li fetâ-hu
Abdulbaki Gölpınarlı = An o zamânı ki Mûsâ, genç arkadaşına, ben demişti, iki denizin kavuştuğu yere dek durmadan, dinlenmeden gideceğim, yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.
li fetâ-hu
Abdullah Parlıyan = Bir vakit Musa, genç arkadaşı olan yardımcısına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim, yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.”
li fetâ-hu
Adem Uğur = Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim."
li fetâ-hu
Ahmed Hulusi = Hani bir vakit Musa, hizmetindeki gence demişti ki: "Tâ iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar yoluma devam edeceğim; uzun yıllarıma mal olsa bile. "
li fetâ-hu
Ahmet Tekin = Hani Mûsâ, genç arkadaşına, öğrencisine:'Aradığımı bulmak için durup dinlenmeden ta iki denizin birleştiği yere kadar gideceğim. Yahut bu hedefe doğru senelerce yürüyeceğim.' demişti.
li fetâ-hu
Ahmet Varol = Hani Musa genç adamına: 'İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar devam edecek yahut uzun zamanlar yürüyeceğim' demişti.
li fetâ-hu
Ali Bulaç = Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."
li fetâ-hu
Ali Fikri Yavuz = Bir vakit Mûsa, hizmetinde bulunan gencine şöyle demişti: “- İki denizin birleştiği yere (Boğaza) varıncaya kadar (Hızır Aleyhisselâma kavuşmak için) gideceğim, yahud senelerce gideceğim.”
li fetâ-hu
Ali Ünal = Bir zaman Musa, genç ve faziletli arkadaşına, “Durup dinlenmeden iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar gidecek, gerekirse senelerce yürümeye devam edeceğim!” demişti.
li fetâ-hu
Bayraktar Bayraklı = Mûsâ'nın, genç adamına, “Ya iki denizin birleştiği yere ulaşacağım ya da uzun bir süre yürüyeceğim” dediği ânı hatırla![301]
li fetâ-hu
Bekir Sadak = Musa, genc arkadasina: «Ben iki denizin birlestigi yere ulasmaga, yahut yillarca yurumeye kararliyim» demisti.
li fetâ-hu
Celal Yıldırım = Hani bir zaman Musa, genç (arkadaşına) ben iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar hiç durmadan gideceğim, ya da (bu uğurda) yıllar geçireceğim, demişti.
li fetâ-hu
Cemal Külünkoğlu = Hani Musa, hizmetinde bulunan genç arkadaşına: “Hiçbir güç beni durduramaz, (Hızır'ı bulmak için) ya iki denizin birleştiği yere varırım, ya da yıllarca yol yürürüm” demişti.
li fetâ-hu
Diyanet İşleri (eski) = Musa, genç arkadaşına: 'Ben iki denizin birleştiği yere ulaşmağa, yahut yıllarca yürümeye kararlıyım' demişti.
li fetâ-hu
Diyanet Vakfi = Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim.»
li fetâ-hu
Edip Yüksel = Musa, genç yoldaşına, 'Yıllarca yürümeyi gerektirse de iki denizin birleştiği yere varmadan dinlenmeyeceğim,' demişti.
li fetâ-hu
Elmalılı Hamdi Yazır = Bir vakit de Musâ fetâsına demişti ki: durmıyacağım tâ iki denizin cemolduğu yere kadar varacağım, yâhud senelerce gideceğim
li fetâ-hu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir vakit Musa genç hizmetçisine demişti ki: «İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut senelerce gideceğim.»
li fetâ-hu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim.»
li fetâ-hu
Gültekin Onan = Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."
li fetâ-hu
Harun Yıldırım = Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim."
li fetâ-hu
Hasan Basri Çantay = Bir zaman Musa, gene (bir adamı) na şöyle demişdi: «Ben iki denizin birleşdiği yere varıncaya kadar durmayıb gideceğim, yahud (maksadıma erişinceye dek) uzun zamanlar geçireceğim».
li fetâ-hu
Hayrat Neşriyat = (Ey Resûlüm!) Bir zaman Mûsâ, (kendisine hizmet eden) o gence (Yûşa' bin Nûn’a): 'Artık durmayacağım; tâ ki (Hızır’ı bulmak üzere) iki denizin birleştiği yere varacağım; yâhut (onu buluncaya kadar) senelerce vakit geçireceğim!' demişti.
li fetâ-hu
İbni Kesir = Hani Musa delikanlısına demişti ki: Ben iki denizin birleştiği yere ulaşmaya, yahut yıllarca yürümeye kararlıyım.
li fetâ-hu
Kadri Çelik = Hani Musa genç arkadaşına demişti: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar ya da uzun bir süre geçinceye kadar yol almaya devam edeceğim.”
li fetâ-hu
Muhammed Esed = Hani, (gezginlik günlerinde) Musa yardımcısına: "İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim" demişti, "(bu yolda) yıllar harcamam gerekse bile!"
li fetâ-hu
Mustafa İslamoğlu = Bir zaman da Musa yardımcısına demişti ki: "İki denizin birleştiği yere varıncaya dek durmayacağım; isterse (oraya varmam) yıllarımı alsın."
li fetâ-hu
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve yâd et, bir vakit ki Mûsa, genç refikına demişti: «Ben iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut uzun bir müddet geçireceğim.»
li fetâ-hu
Ömer Öngüt = Hani bir zaman Musa, genç arkadaşına: “Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durup dinlenmeden gideceğim, yahut (maksadıma erişmek için) uzun yıllar geçireceğim. ” demişti.
li fetâ-hu
Şaban Piriş = Hani Musa, genç arkadaşına: -İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.
li fetâ-hu
Sadık Türkmen = Hani musa genç yardımcısına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım veya uzun bir zaman yürüyeceğim.”
li fetâ-hu
Seyyid Kutub = Hani Musa, genç arkadaşına «Hiçbir güç beni durduramaz, ya iki denizin birleştiği yere varırım, ya da yıllarca yol yürürüm» demişti.
li fetâ-hu
Suat Yıldırım = Bir vakit Mûsâ, genç yardımcısına: "Durup dinlenmeyeceğim, demişti, ta ki iki denizin birleştiği yere varacağım. Varamazsam senelerce yürümeye devam edeceğim."
li fetâ-hu
Süleyman Ateş = Mûsâ uşağına demişti ki: "Durmayıp ya iki denizin birleştiği yere varacağım veya uzun bir zaman yürüyeceğim."
li fetâ-hu
Tefhim-ul Kuran = Hani Musa genç yardımcısına demişti: «İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim.»
li fetâ-hu
Ümit Şimşek = Bir zaman Musa genç hizmetkârına 'İki denizin birleştiği yere kadar gideceğim,' demişti. 'Orayı buluncaya kadar senelerce yürümem gerekse de yürüyeceğim.'
li fetâ-hu
Yaşar Nuri Öztürk = Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan yürüyeceğim yahut da seneler ve seneler harcayacağım."
li fetâ-hu
İskender Ali Mihr = Ve Musa, genç arkadaşına: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar (yoluma) devam edeceğim veya senelerce (uzun süre) gideceğim.” demişti.
li fetâ-hu
İlyas Yorulmaz = Musa beraberindeki gence “Yıllar geçse de, iki suyun birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım” demişti.
li fetâ-hu
Diyanet İşleri = Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
li fetâ-hu
Abdulbaki Gölpınarlı = Oradan geçtikten sonra Mûsâ, genç arkadaşına kuşluk yemeğimizi getir dedi, gerçekten de şu yolculuk, yordu bizi.
li fetâ-hu
Abdullah Parlıyan = Ve bir miktar uzaklaştıklarında, (Musa) yardımcısına "Azığımızı çıkar" dedi, "doğrusu bu yolculuk bizi hayli yormuştur."
li fetâ-hu
Adem Uğur = (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.
li fetâ-hu
Ahmed Hulusi = (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinden az sonra Musa hizmetlisine: "Öğle yemeğini çıkar bakalım; gerçekten bu yolculuk bizi yordu. . . "
li fetâ-hu
Ahmet Tekin = İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman Mûsâ genç arkadaşına, öğrencisine:'Kahvaltımızı getir. Gerçekten, biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk.' dedi.
li fetâ-hu
Ahmet Varol = Orayı geçtiklerinde (Musa) genç adamına dedi ki: 'Azığımızı getir. Andolsun, bu yolculuğumuzdan dolayı yorgun düştük.'
li fetâ-hu
Ali Bulaç = (Varmaları gereken yere gelip) geçtiklerinde (Musa) genç yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk."
li fetâ-hu
Ali Fikri Yavuz = İki deniz kavşağını geçtikleri zaman, Mûsa, genç arkadaşına: “-Kuşluk yemeğimizi getir, gerçekten biz bu yolculuğumuzdan yorgun düştük.” dedi.
li fetâ-hu
Ali Ünal = Kararlaştırdıkları yeri farkına varmadan geçip bir müddet gittikten sonra Musa arkadaşına, “Şu kahvaltımızı getir artık,” dedi, “gerçekten bu seyahatimizde epey yorgun düştük.”