Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lem yekûnû yahtesibûne
Diyanet İşleri = Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Yeryüzünde ne varsa hepsi ve onlarla berâber de daha bir misli, zulmedenlerin olsa kıyâmet günü, azâbın kötülüğünü giderip kurtulmak için elbette bağışlarlardı; ve o gün, onların hiç hesaplamadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılıverecek.
lem yekûnû yahtesibûne
Abdullah Parlıyan = Yaratılış gayesi dışında yaşayanlar, eğer yeryüzündeki herşeye ve O'nunla birlikte bir misline daha sahip olsalardı, onu kıyamet günü başlarına gelecek korkunç bela için fidye olarak verirlerdi. Çünkü o gün onların hiç hesaplamadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılıverecek.
lem yekûnû yahtesibûne
Adem Uğur = Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ahmed Hulusi = Eğer ki yeryüzündekilerin tümü ve onunla beraber onun misli daha, o zulmedenlerin olsa, elbette onu, kıyamet sürecindeki azabın kötüsünden (kurtulmak için) fidye verirlerdi! (Çünkü) Allâh'tan hiç ummadıkları şey onların karşısına çıktı!
lem yekûnû yahtesibûne
Ahmet Tekin = Eğer yeryüzündekilerin hepsi ve onunla birlikte bir misli daha, baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin, müşriklerin, âsilerin, inkârcıların, hakka riayet etmeyenlerin, haksızlık edenlerin olsaydı, Kıyamet gününde o dehşetli azaptan kurtulmak için elbette bunların hepsini feda ederlerdi. Ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, korkunç gazaplar, azaplar Allah tarafından karşılarına çıkarılır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ahmet Varol = Yeryüzünde olanların tümü ve bir o kadarı daha zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü, o kötü azaptan (kurtulmak için) feda ederlerdi. (Çünkü) Allah'tan, hiç hesap etmedikleri şeyler karşılarına çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ali Bulaç = Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabtan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ali Fikri Yavuz = Eğer bütün arzdakiler -bir misli beraber- o kâfirlerin olsa, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlak feda ederlerdi. Artık zannetmedikleri bir azab, Allah tarafından onlar için meydana çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ali Ünal = (Allah’a şirk koşmakla en büyük zulmü işleyen) o zalimler, yerdeki her şey ve her imkân kendilerinin olsa ve bir o kadarı daha bulunsa, Kıyamet Günü o kötü azaptan kurtulmak için hiç şüphesiz tamamını feda ederlerdi. Allah tarafından önlerine hiç de hesaba katmadıkları öyle şeyler konur ki!
lem yekûnû yahtesibûne
Bayraktar Bayraklı = Şâyet yeryüzünde bulunan her şey ve bununla birlikte bir o kadarı daha zâlimlerin olsaydı, kıyamet gününde o azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Onlara Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler gösterilecektir.
lem yekûnû yahtesibûne
Bekir Sadak = Yeryuzunde olanlarin hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmus olsa, kiyamet gunundeki kotu azap icin fidye verseler kabul edilmez. Allah katindan onlara, hic hesaplamadiklari seyler beliriverir.
lem yekûnû yahtesibûne
Celal Yıldırım = Eğer yeryüzünde olan (kıymetlerin) hepsi ve bir misli de beraber o zâlimlerin olsaydı. Kıyamet günündeki azabın kötülüğünden kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Onların hesaplayamadıkları şeyler Allah'tan kendilerine beliriverecek.
lem yekûnû yahtesibûne
Cemal Külünkoğlu = Eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onunla birlikte bir misli daha zalimlerin olsaydı; kıyamet günündeki kötü azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Çünkü hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.
lem yekûnû yahtesibûne
Diyanet İşleri (eski) = Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
lem yekûnû yahtesibûne
Diyanet Vakfi = Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Edip Yüksel = Zalimler, yerdekilerin tümüne ve hatta onun bir katına daha sahip olsaydı bile, Diriliş Gününün o müthiş azabından kurtulmak için onu fidye olarak vereceklerdi. Kendilerine, ALLAH tarafından hiç beklemedikleri bir şey gösterilecektir
lem yekûnû yahtesibûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve eğer bütün Arzdakiler, bir misli de beraber o zulmedenlerin olsa Kıyamet günü azâbın fenalığından kurtulmak için onu mutlak feda ederlerdi zuhur edib de kendilerine Allahdan hiç hisab etmedikleri, nesneler
lem yekûnû yahtesibûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve eğer bütün yeryüzünde olanlar ve onlarla birlikte bir o kadar daha o zulmedenlerin olsa, kıyamet günü azabın fenalığından kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ama karşılarına Allah tarafından hiç hesap etmedikleri şeyler çıkarılacaktır.
lem yekûnû yahtesibûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı da beraber o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılır.
lem yekûnû yahtesibûne
Gültekin Onan = Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabtan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Tanrı'dan kendileri için açığa çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Harun Yıldırım = Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde azabın fenalığından (kurtulmak için) elbette bunları fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Hasan Basri Çantay = Eğer yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikde bir misli daha o zulmedenlerin (elinde) olsaydı kıyamet gününde (uğrayacakları) azâbin kötülüğünden (kurtulmak için) elbette bunları feda ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için Allahdan hiç de zannetmeyecekleri (nice) şeyler zühûra gelmişdir (gelecekdir).
lem yekûnû yahtesibûne
Hayrat Neşriyat = Eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve onunla berâber bir misli daha gerçekten zulmedenlerin olsa, kıyâmet günü azâbın kötülüğünden (kurtulmak için) onu fedâ ederlerdi. Artık Allah tarafından, hiç hesâba katmakta olmadıkları şeyler (Cehennem azâbı) onlara görünmüştür.
lem yekûnû yahtesibûne
İbni Kesir = Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olsaydı; kıyamet günündeki kötü azab için elbette bunları fidye verirlerdi. Halbuki Allah katından onlara hiç hesablamadıkları şeyler belirmiştir.
lem yekûnû yahtesibûne
Kadri Çelik = Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azaptan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Muhammed Esed = Fakat eğer o zalimler yeryüzündeki her şeye ve (hatta) iki misli fazlasına sahip olsalardı, onu Kıyamet Günü (başlarına gelecek) korkunç bela için fidye olarak teklif ederlerdi; çünkü daha önce hiç hesaba almadıkları şey (o zaman) Allah tarafından karşılarına çıkarılacak:
lem yekûnû yahtesibûne
Mustafa İslamoğlu = Ve eğer yeryüzünün tüm serveti, hatta onun bir kat fazlası zulümde ısrar edenlerin olsaydı, Kıyamet Günü çarptırılacakları cezadan kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi; zira (o gün) daha önceden hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından ortaya çıkarılacak.
lem yekûnû yahtesibûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer zulmetmiş olanlar için yerde olanların cümlesi ve onunla beraber onun bir misli de olacak olsa elbette ki, yevm-i Kıyamette azabın fenalığından dolayı (kurtuluş için) onu mutlaka feda ederlerdi ve onlar için Allah tarafından hiç de hesaba katmamış oldukları şeyler zuhûra gelmiş olacaktır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ömer Öngüt = Eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı daha o zâlimlerin olsaydı, kıyamet günü o kötü azaptan kurtulmak için hepsini de fedâ ederlerdi. O gün Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler karşılarına çıkacaktır.
lem yekûnû yahtesibûne
Şaban Piriş = Yeryüzünde bulunan şeylerin hepsi ve bir katı daha o zalimlerin olsaydı, kıyamet günü, azabın en kötüsünden kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Zira onlar için Allah’tan hiç hesap etmedikleri bir azap ortaya çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Sadık Türkmen = Eğer, yeryüzünde bulunanların tümü, zulmedenlere/yanlış yapanlara/hainlere ait olsaydı ve beraberinde bir o kadarı da onlara ait olsaydı mutlaka onu, kıyamet gününün kötü azabından (kurtulmak için), fidye olarak verirlerdi. Çünkü Allah tarafından, hiç hesap edemedikleri şeyler karşılarına çıkarılmıştır!
lem yekûnû yahtesibûne
Seyyid Kutub = Eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onunla birlikte bir misli daha fazlası da zalimlerin olsaydı; kıyamet günündeki kötü azabdan kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Çünkü hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Suat Yıldırım = O zalim kâfirler, dünyanın bütün malları ve imkânları kendilerinin olsa, hatta onların bir misli daha bulunsaydı, kıyamet gününde azabın kötülüğünden kurtulmak için, derhal fidye olarak verirlerdi. O gün onların hiç hesaba katmadıkları öyle şeyler Allah tarafından ortaya dökülür ki saymaya gelmez!
lem yekûnû yahtesibûne
Süleyman Ateş = Eğer yeryüzünde bulunanların tümü ve onun bir misli daha zulmedenlerin olsaydı, kıyâmet günü o kötü azâbdan (kurtulmak için) onu mutlaka fidye verirlerdi. (Çünkü) hiç hesab etmedikleri şeyler, Allah'tan karşılarına çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Tefhim-ul Kuran = Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabdan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Ümit Şimşek = Yeryüzünde ne varsa hepsi, hattâ bir o kadarı daha o zulmedenlerin olsa, kıyamet gününde o kötü azaptan kurtulmak için hepsini feda ederlerdi. Çünkü hiç hesaba katmadıkları şey Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
Yaşar Nuri Öztürk = Eğer yerdekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı, zulmedenlerin olsa, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için tümünü mutlaka fidye verirlerdi. Çünkü hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.
lem yekûnû yahtesibûne
İskender Ali Mihr = Ve eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onlar kadarı daha birlikte zalimlerin olsaydı, kıyâmet günü kötü azaba karşı (kurtulmak için) onları mutlaka fidye olarak verirlerdi. Ve hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.
lem yekûnû yahtesibûne
İlyas Yorulmaz = Yerde olanların tamamı ve bir misli daha nefislerine zulmedenlere ait olsa, kıyamet gününün kötü azabından kurtulmak için, hepsini feda ederlerdi. Hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.