Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki biz, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazdık: Şüphe yok ki yeryüzü, temiz kullarıma mîras kalır.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Abdullah Parlıyan = Tevrat'dan sonra Zebur'da da yazmıştık: “Yeryüzüne dürüst ve erdemli kullarım varis olacak” diye

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Adem Uğur = Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki Zikir'den (önceki hatırlatıcı bilgilerden sonra) sonra Zebur'da (Hikmetler Bilgisi) da yazdık ki: "Arza (bedende Esmâ kuvveleriyle tasarrufa), Benim salâha ermiş kullarım (velâyet hakikati) vâris olur!"

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, Levh-i Mahfuz’dan, önceki kutsal kitaplardan sonra Zebûr’da da, yeryüzüne, kutsal topraklara, ebedî Cennet yurduna, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen, kesinlikle benim şeriatıma bağlanan, bana boyun eğen sâlih kullarımın vâris olacağını yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ahmet Varol = Andolsun biz Zikir'den [13] sonra Zebur'da da: 'Şüphesiz Arz'a salih kullarım varis olacaklardır' diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ali Fikri Yavuz = Celâlim hakkı için, biz Tevrat’dan sonra (Davud’a verilen) Zebûr’da yazdık ki: “- Muhakkak cennet arzına, salih kullarım varis olacaktır.”

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ali Ünal = Biz, (Levhı Mahfuz’da kaydedip,) Tevrat’tan sonra Zebur’da da yazdık ki, yeryüzüne salih (imanlarından kaynaklanan sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha dönük işler yapan) kullarım vâris olacağı, (Kıyamet ve ona sebep olacak hadiseler öncesi) yeryüzü onlara kalacağı (gibi, Cennet arzına da onlar vâris olacaklardır).

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun Zikir'den/Tevrat'tan sonra Zebûr'da da, “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Bekir Sadak = And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryuzune ancak iyi kullarimin mirasci oldugunu yazmistik.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki, Zikir ( = Levhi-mahfuz veya Tevrat) dan sonra Zebur'da da yeryüzüne iyi yararlı kullarım vâris olacak diye yazmışızdır.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da: “Yeryüzüne (dünyaya) muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: «Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır» diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Edip Yüksel = Zikir'den sonra Zebur'da da, 'Yeryüzüne benim erdemli kullarım varis olacak,' diye yazıp belirtmiştik.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Şanım hakkı için zikirden sonra Zeburda da yazmıştık: ki her halde Arz, ona benim salih kullarım vâris olacaktır

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: « Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır.»

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Gültekin Onan = Andolsun biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz arza salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Harun Yıldırım = Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun, Tevrâtdan sonra Zebur da da yazmışızdır ki arza (ancak) saalih kullarım mîrascı olur.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Hayrat Neşriyat = And olsun ki Zikir’den (Tevrât’tan) sonra Zebûr’da da: 'Gerçekten yeryüzüne sâlih kullarım vâris olacaktır' diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 İbni Kesir = Andolsun ki; Zikir'den sonra Zebur'da da yazdık ki: Yeryüzüne ancak salih kullarım varis olur.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz biz Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da, “Hiç şüphesiz yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır” diye yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Muhammed Esed = Ve gerçek şu ki, (insanı) uyarıp öğüt verdikten sonra hikmetlerle dolu bütün ilahi kitaplarda yeryüzüne dürüst ve erdemli kullarımın varis olacağını kaydettik;

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve doğrusu Biz, hatırlatıcı mesajların ardından, bütün ilahi vahiylerin hikmet yüklü sayfasına "(Tekrar yarattığımız) bu yerin varisi salih kullarım olacak" diye yazmışız.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, Zebur'da Zikir'den sonra yazmıştık ki, muhakkak yere Benim sâlih kullarım vâris olacaklardır.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da yazdık ki: Yeryüzüne ancak sâlih kullarım vâris olur.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Şaban Piriş = Zikir (Tevrat)’den sonra Zebur’da da yeryüzüne salih kullarımın mirasçı olacağını yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Sadık Türkmen = Ve gerçek ŞU Kİ, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra, Zebur’da da şöyle yazmıştık: “Şüphesiz yeryüzüne, (faydalı işi en iyi şekilde yapan) iyi kullarım mirasçı olacaktır!”

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Seyyid Kutub = Andolsun ki, nezdimizdeki saklı belgelerden sonra peygamberlere indirdiğimiz kutsal kitaplara da «Ancak salih, yapıcı kullar yeryüzünün varisleri olabilirler» diye yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Suat Yıldırım = Şu kesindir ki Biz Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zeburda da: "Dünyaya salih kullarım varis olacaklar. Dünya onlara kalacak" diye yazmışızdır.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Süleyman Ateş = Andolsun Tevrât'tan sonra Zebûr'da da: "Arza mutlaka iyi kullarım vâris olacak (bu yer onların eline geçecek)" diye yazmıştık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: «Hiç şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır» diye yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Ümit Şimşek = And olsun, Biz Tevrat'tan sonra Zebur'da da 'Yeryüzüne, onu ıslah ve imar eden kullarım vâris olacak' diye yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, zikirden sonra Zebur'da şunu yazmıştık: Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım vâris olacaktır.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 İskender Ali Mihr = Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.

ve lekad

  Enbiyâ / 105 -

 İlyas Yorulmaz = Biz kitapların sahifelerin de, insanlara öğütler verdikten (hatırlatmalardan) sonra, “Yeryüzünü kullarımızdan emredilen doğru işleri yapanlar sahiplenecek” diye bildirdik.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Diyanet İşleri = Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde Andolsun ki sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de Allah'tan çekinmenizi tavsiye ettik. Fakat kâfir olursanız şüphe yok ki Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve Allah, her şeyden müstağnîdir ve övüş ona lâyıktır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Abdullah Parlıyan = Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'ındır. Biz hem sizden önceki; bize de kitap verildi diyenlere, hem de size yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulun diye emretmişizdir. Eğer Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edip, imansızlık ederseniz bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah kendi kendine yeterlidir. Hiçbir şeye muhtaç değildir ve övülmeye layık olandır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Adem Uğur = Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyıktır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Ahmed Hulusi = Semâlarda ve arzda ne varsa Allâh içindir (El Esmâ ül Hüsnâ'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için)! Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlere ve size, "Allâh'tan korunun" diye tavsiye ettik. . . Eğer hakikati inkâr ederseniz, (bilmiş olunuz ki) kesinlikle semâlar ve arzda ne varsa Allâh içindir! Allâh Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Ahmet Tekin = Göklerdeki ve yerdeki varlıklar ve imkânlar Allah’ındır, Allah’ın tasarrufundadır. Andolsun ki, sizden önce kendilerine verilen kutsal kitaplardaki emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu tutulanlara ve size:'Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun' diye tekrar tekrar tavsiye ettik. Eğer kulluk sözleşmenizdeki ortak taahhütlerinizi, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincinizi şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile nankörlük eder, Allahı tanımazlıktan gelirseniz, Allah’a zarar veremezsiniz, bilin ki, göklerdeki ve yerdeki varlıklar ve imkânlar tamamen Allah’ındır, Allah’ın tasarrufundadır. Allah size muhtaç olmayacak kadar zengindir. Ziyadesiyle övgüye, şükre lâyıktır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Ahmet Varol = Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlara da size de 'Allah'a karşı gelmekten sakının' diye öğüt verdik. Eğer inkar ederseniz göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her türlü ihtiyaçtan uzak ve övgüye layık olandır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Ali Bulaç = Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkâra saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamd'e layık olandır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Ali Fikri Yavuz = Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Celâlim hakkı için, biz senden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de hep “Allah’dan korkun” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir, hamd ve senâ O’nadır.

ve lekad

  Nisâ / 131 -

 Ali Ünal = Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Bu bakımdan, sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve elbette size de, “Allah’a karşı gelmekten sakının ve O’nunla münasebetlerinizde takva dairesi içinde hareket edip O’nun koruması altına girin!” diye emrettik. Buna rağmen, eğer O’nu tanımaz ve O’na karşı nankör kesilirseniz bilin ki, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır: (ne O’nu tanıyıp O’na şükretmeniz O’na bir şey katar, ne de O’nu tanımayıp O’na karşı nankör kesilmeniz O’ndan bir şey eksiltir. Çünkü) Allah, mutlak servet sahibi, (dolayısıyla kullarının iman ve şükründen) mutlak müstağnîdir; (bütün ihtiyaçlarınızı gideren ve rızkınızı veren Rabbiniz olarak) hakkıyla hamde lâyıktır.