Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lâ yus’elu
Diyanet İşleri = O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar.
lâ yus’elu
Abdulbaki Gölpınarlı = Yaptığından sorulmaz ona, fakat onlardır sorumlu olanlar, sorguya çekilenler.
lâ yus’elu
Abdullah Parlıyan = Allah'a yaptığından dolayı sorulmaz, ama o insanlar, yaptıklarından mutlaka Allah tarafından sorguya çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Adem Uğur = Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Ahmed Hulusi = Yaptığından soru sorulmaz! Onlar sorgulanır (yaptıklarının sonucu yaşatılır)!
lâ yus’elu
Ahmet Tekin = O yaptıklarından sorumlu değildir. Onlar ise hesaba, sorguya çekilecekler.
lâ yus’elu
Ahmet Varol = O yaptığından sorumlu tutulmaz; oysa onlar sorumlu tutulurlar.
lâ yus’elu
Ali Fikri Yavuz = Allah, yaptığından sorumlu olmaz; kullar ise sorumlu olurlar.
lâ yus’elu
Ali Ünal = O, yaptıklarından sorumlu tutulmaz; ama onların ilâh edindikleri şuurlu varlıklar yaptıklarından sorumludur ve sorguya çekileceklerdir. (Şu halde bunlar, nasıl ilâh olabilirler?)
lâ yus’elu
Bayraktar Bayraklı = Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Bekir Sadak = O, yaptigindan sorumlu degildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardir.
lâ yus’elu
Celal Yıldırım = O, yaptığından sorulmaz; onlar ise (yaptıklarından) sorulurlar.
lâ yus’elu
Cemal Külünkoğlu = (Allah,) yaptıklarından sorumlu tutulmaz (O'na kimse hesap soramaz), oysa onlar sorguya çekilirler.
lâ yus’elu
Diyanet İşleri (eski) = O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.
lâ yus’elu
Diyanet Vakfi = Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumludurlar.
lâ yus’elu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O, yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.
lâ yus’elu
Harun Yıldırım = Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Hasan Basri Çantay = O, yapacağından mes'ûl olmaz, fakat onlar mes'ûl olurlar.
lâ yus’elu
Hayrat Neşriyat = (O,) yapmakta olduğundan suâl olunmaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Muhammed Esed = O edip eylediği şeylerden ötürü sorguya çekilemez; ama onlar (mutlaka) sorgulanacaklar:
lâ yus’elu
Mustafa İslamoğlu = O, yaptıklarından dolayı asla sorgulanamaz; fakat onlar her daim sorgulanırlar.
lâ yus’elu
Ömer Nasuhi Bilmen = Allah Teâlâ yapacağından sual olunmaz. Onlar ise sual olunur.
lâ yus’elu
Şaban Piriş = O, yaptığından hesaba çekilmez, fakat onlar hesaba çekilirler.
lâ yus’elu
Seyyid Kutub = O yaptıklarından sorumlu değildir. Oysa onlar davranışlarından sorumludurlar.
lâ yus’elu
Suat Yıldırım = O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
lâ yus’elu
Tefhim-ul Kuran = O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
lâ yus’elu
Ümit Şimşek = Onun yaptıklarından sual olunmaz; onlar ise hesaba çekileceklerdir.
lâ yus’elu
Yaşar Nuri Öztürk = O, yaptığından hesaba çekilmez ama onlar hesaba çekilirler.
lâ yus’elu
İskender Ali Mihr = O (Allah), yaptığı şeylerden mesul (sorumlu) değildir. Ve onlar, (yaptıklarından) mesuldür (sorgulanırlar).
lâ yus’elu
İlyas Yorulmaz = Yüce Allah, yaptığı hiçbir şeyden dolayı sorgulanamaz, ama onlar yaptıklarından sorulur.
ve lâ yus’elu
Diyanet İşleri = Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
ve lâ yus’elu
Abdulbaki Gölpınarlı = O, bu dedi, ancak bendeki bilgi sâyesinde bana verilmiştir. Bilmez miydi ki Allah, hiç şüphesiz ondan önce, kuvvet bakımından ondan daha üstün, topluluk bakımından ondan daha fazla nice nesilleri helâk etmiştir ve suçluların suçlarını bile sormaya hâcet yok zâten.
ve lâ yus’elu
Abdullah Parlıyan = Kârûn onlara: “Bu servet, bendeki bilgi sayesinde bana verildi” dedi. Oysa Allah'ın ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve ondan daha fazla servet toplamış nicelerini, kibirleri yüzünden yok ettiğini bilmiyor muydu sanki? Ama şu bir gerçektir ki; Allah her suçlunun günahını bilir. Böyle azgın suçlular, günahlarından dolayı sorguya çekilmezler, suçluların suçlarını bile sormaya hacet yoktur zaten.
ve lâ yus’elu
Adem Uğur = Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
ve lâ yus’elu
Ahmed Hulusi = Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
ve lâ yus’elu
Ahmet Tekin = Dedi ki, 'Tüm bunlar bana, bilgi ve becerimden dolayı verildi.' Ondan önce, kendisinden daha büyük bir güce ve sayısal çoğunluğa sahip nice nesilleri ALLAH'ın yok ettiğini bilmezmi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.
ve lâ yus’elu
Ahmet Varol = Ben ona, sırf bendeki bir ılim sayesinde nâil oldum dedi, Allahın ondan evvel o kurûn içinden kuvvetçe ondan daha şiddetli ve cem'ıyyetce daha kesretli nice kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Mücrimler günahlarından suâl de olunmaz
ve lâ yus’elu
Ali Bulaç = O: «Ben, ona yalnızca bendeki bir ilim sayesinde nail oldum.» dedi. Allah'ın ondan önce o nesiller içinden ondan kuvvetçe daha çetin ve taraftarları daha çok nice kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlular, günahlarından sorgulanmaz.
ve lâ yus’elu
Ali Fikri Yavuz = Karûn dediki: “- Bana bu mal, ancak bendeki ilim sayesinde verildi.” Allah’ın, ondan evvel, geçmiş asırlar halkı içinden kuvvetçe ondan daha şiddetli, mal ve etrafça daha çok, nice kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Mücrimler günahlarından da sorulmaz. (Allah günahlarını bilir de cehenneme atılırlar).
ve lâ yus’elu
Ali Ünal = Karun, (“Niye ki?”) dedi: “Bu servet bana verilmişse, sahip olduğum bir bilgi sebebiyle verilmiştir.” Acaba bilmiyor muydu ki, Allah ondan önce yaşayıp gitmiş nesiller içinde (onun gibi düşünüp davranan, fakat) ondan çok daha güçlü ve çok daha büyük servet sahibi kimseleri helâk etmiştir? Hayatları günah hasadından ibaret suçlulara (helâk edilmeden önce) savunma hak ve imkânı da tanınmaz.