Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Diyanet İşleri = Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onları, halkı ateşe çağıran rehberler yaptık ve kıyâmet günü de yardım edilmez onlara.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Abdullah Parlıyan = Biz onları tuttukları yol gereği, cehennem ateşine davet eden liderler kıldık ve kıyamet gününde de, böylelerine asla yardım edilmeyecektir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Adem Uğur = Onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ahmed Hulusi = Biz onları, ateşe çağıran önderler kıldık. . . Kıyamet sürecinde de yardım olunmazlar.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ahmet Tekin = Onları, insanları ateşe davet eden öncüler haline getirdik. Kıyamet günü, onlar yardım görmeyecekler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ahmet Varol = Onları ateşe çağıran önderler kıldık. Kıyamet günü de yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ali Bulaç = Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz, onları, ateşe (küfür ve şirke) çağıran öncüler yaptık. Kıyamet gününde ise yardım olunmazlar.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ali Ünal = Onları Ateş’e çağıran önderler yaptık. (Dünyada iken halkı hizmetlerinde kullansalar da,) Kıyamet Günü (hesap ve Ateş karşısında) en küçük bir yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Bayraktar Bayraklı = Onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Bekir Sadak = Onlari, atese cagiran onderler kildik; kiyamet gunu yardim gormezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Celal Yıldırım = Biz, onları (tuttukları yol gereği) Cehennem ateşine davet eden liderler kıldık ve Kıyamet gününde ise yardım göremiyecekler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Cemal Külünkoğlu = Böylece biz onları ateşe (küfür ve şirke) çağıran öncüler yaptık. Kıyamet günü böylelerine asla yardım edilmeyecektir!

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Diyanet Vakfi = Onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Edip Yüksel = Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; diriliş gününde de yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Biz onları öyle baş kumandanlar yaptık ki ateşe da'vet ederler ve kıyamet günü yardım olunmazlar

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz, onları ateşe davet eden baş kumandanlar yaptık. Kıyamet gününde de yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onları ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Gültekin Onan = Biz onları ateşe çağıran imamlar kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Harun Yıldırım = Onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Hasan Basri Çantay = Biz onları (dünyâda insanları) ateşe da'vet edegelen rehberler yapdık. Kıyamet gününde ise (azâblarının def'i husuusunda) asla yardıma kavuşdurulmayacaklardır.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Hayrat Neşriyat = Hem onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık; (onlar) kıyâmet günü de yardım olunmayacaklardır.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 İbni Kesir = Onları, ateşe çağıran önderler kıldık. Kıyamet günü de yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Kadri Çelik = Biz onları ateşe çağıran önderler kıldık, kıyamet günü yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Muhammed Esed = (Yeryüzünde onların işini bitirdik) ve böylece kendilerini (cehennem) ateşinin yolunu gösteren (kötülüğün) sembol tipleri olarak (insanlığın karşısına) çıkardık; öyle ki, Kıyamet Günü'nde böylelerine asla yardım edilmeyecektir;

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve onları, (takipçilerini) ateşe çağıran rehberler kıldık; onlara kıyamet günü yardım da edilmeyecektir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onları ateşe dâvet eder ön ayaklar kıldık, yevm-i Kıyamette ise yardım olunmayacaklardır.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ömer Öngüt = Biz onları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü aslâ yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Şaban Piriş = Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü ise onlara yardım olunmayacaktır.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Sadık Türkmen = Onlar ateşe çağıran öncüler oldular. Kıyamet günü asla yardım göremezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Seyyid Kutub = Biz onları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Suat Yıldırım = Onları insanları ateşe çağıran önderler yaptık. Bu dünyada halkı çalıştırıp desteklerini sağlasalar da, kıyamet günü en ufak bir yardım bile görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Süleyman Ateş = Biz onları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyâmet günü asla yardım olunmazlar.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Tefhim-ul Kuran = Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık, kıyamet günü yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Ümit Şimşek = Onları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet gününde onlar hiç kimseden yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Biz onları, ateşe çağıran önderler yapmıştık. Kıyamet günü yardım göremeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 İskender Ali Mihr = Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar (önderler) kıldık. Ve kıyâmet günü onlara yardım olunmaz.

lâ yunsarûne

  Kasas / 41 -

 İlyas Yorulmaz = Firavunla beraber olanları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü onlara asla yardım edilmez.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Diyanet İşleri = Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken onlara, dünyâ yaşayışında, aşağılık azâbını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırgadır, yolladık ve elbette âhiret azâbı, daha da aşağılatıcıdır ve onlar, bir yardım da görmezler.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Abdullah Parlıyan = Derken onlara dünya hayatında aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırga yolladık. Onların öteki dünyadaki azapları ise, daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Adem Uğur = Biz de, dünya hayatında hor ve hakir edici azabı onlara tattırmak için, üzerlerine o uğursuz günlerde gürültülü bir fırtına gönderdik. Âhiret azabı ise bundan daha da aşağılayıcıdır; kimseden de yardım görmezler.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Ahmed Hulusi = Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Ahmet Tekin = Bundan dolayı, biz de, onlara, dünya hayatında, rezillik, rüsvaylık cezasını tattırmak için, helâk edilecekleri o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgâr estirdik. Elbette âhiret, ebedî yurt azâbı daha rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmeyecek.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Ahmet Varol = Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Ali Bulaç = Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz de, perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine taddıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine kavurucu bir rüzgâr (kasırga) gönderdik. Elbette ahiret azabı (dünyadakinden) daha şiddetlidir, daha perişan düşürücüdür. Hem de onlar, (Allah’ın azabından) kurtarılmıyacaklardır.

lâ yunsarûne

  Fussilet / 16 -

 Ali Ünal = Neticede üzerlerine o felâket günlerinde şiddetli bir kasırga gönderdik ve böylece onlara dünya hayatında rüsvaylık azabını tattırdık. Âhiret azabı ise çok daha rüsvay edicidir. Orada asla bir yardım da görmezler.