Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Diyanet İşleri = Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hâlâ görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Görmediler mi ki biz, suyu, kurak ve çorak yerlere akıtırız da o sayede hayvanlarının ve kendilerinin yiyecekleri otları bitiririz; hâlâ mı görmezler?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Abdullah Parlıyan = Üzerinde ot bitmeyen kuru topraklara, yağmur indirip kendilerinin ve hayvanlarının yiyeceği bitkileri, bizim yeşerttiğimizi görmezler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Adem Uğur = Kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmediler mi? Hâla da göremeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ahmed Hulusi = Görmediler mi ki biz suyu çorak - kupkuru arza sevk ederiz de, o suyla, onların hayvanlarının ve kendi nefslerinin yediği ekini çıkarırız? Hâlâ mı görmüyorlar?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ahmet Tekin = Kupkuru yerlere, toprağa suyu ulaştırdığımızda, hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekini, sebzeyi ve otu çıkardığımızı, yetiştirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ da görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ahmet Varol = Bizim suyu çorak bir yere sürdüğümüzü ve onunla, hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekin çıkardığımızı görmediler mi? Yine de görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ali Bulaç = Görmüyorlar mı; biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ali Fikri Yavuz = Görmediler mi ki, biz suyu çorak araziye sevk ediyoruz da onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyecekleri ekini bitiriyoruz. Hâlâ (bunların Allah’dan olduğunu) görmiyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ali Ünal = Hiç görüp dikkat etmezler mi ki, Biz otsuz, kır araziye suyu sevkediyor ve o suyun sayesinde hayvanlarına ve kendilerine yiyecek olarak ekinler bitiriyoruz. Artık gözleri açılmalı, gerçeği görüp idrak etmeli değiller mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Bayraktar Bayraklı = Kupkuru topraklara suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yemekte oldukları ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmüyorlar mı? Hâlâ görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Bekir Sadak = Kuru yerlere suyu gonderip onunla hayvanlarinin ve kendilerinin yedikleri ekinleri cikardigimizi gormezler mi? Gormuyorlar mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Celal Yıldırım = Görmediler mi ki, biz suyu kupkuru yere sevkedip onunla davarlarının ve kendilerinin yediği ekini (ürünü) çıkarıyoruz. Hâlâ görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Cemal Külünkoğlu = Görmüyorlar mı ki; biz çorak toprağa suyu gönderiyoruz da onunla hem hayvanlarının, hem de kendilerinin yiyeceği ekini yetiştiriyoruz. Hâlâ (diriliş konusunda gerçekleri) görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Diyanet İşleri (eski) = Kuru yerlere suyu gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Diyanet Vakfi = Kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmediler mi? Hâla da göremeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Edip Yüksel = Kıraç toprağa suyu sürerek onların ve çiftlik hayvanlarının yediği ekinleri çıkardığımızı kavramazlar mı? Görmezler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ya hiç görmediler de mi? Biz kır yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz, ondan hayvanları da yiyor, kendileri de, hâlâ gözlerini açmıyacaklar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ya hiç görmediler mi, Biz kır bir yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz; ondan hayvanları da yiyor, kendileri de? Hala gözlerini açmayacaklar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ya hiç görmediler mi ki, biz kır yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz. Ondan hayvanları da yiyor, kendileri de. Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Gültekin Onan = Görmüyorlar mı; biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiryoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Harun Yıldırım = Kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiye geldikleri ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmediler mi? Hâla da göremeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Hasan Basri Çantay = Suyu kupkuru ve çorak yere sevk etdiğimizi, onunla gerek hayvanlarının, gerek kendilerinin kısmen yiyegeldikleri ekini çıkarmakda olduğumuzu da görmediler mi? Haalâ da görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Hayrat Neşriyat = Görmediler mi, doğrusu biz suyu kurak yere gönderiyoruz da, onunla hayvanlarının ve kendilerinin ondan yiyecekleri bir ekini çıkarıyoruz. Hiç görmezler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 İbni Kesir = Görmezler mi ki; Biz, kuru yerlere suyu gönderiyor, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkarıyoruz. Hala da görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Kadri Çelik = Bizim suyu çorak toprağa sürdüğümüzü, onunla ekin bitirdiğimizi ve ondan hayvanlarının da kendilerinin de yediğini görmüyorlar mı? Yine de sağduyu gösterip göremeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Muhammed Esed = Üzerinde ot bitmeyen kuru topraklara yağmur indirip kendilerinin ve hayvanlarının yiyeceği bitkileri Bizim yeşerttiğimizi görmezler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Mustafa İslamoğlu = Kıraç toprağa suyu sevk edip de onunla kendilerinin ve hayvanlarının beslendiği bitkiler çıkardığımızı nasıl görmezler? Peki ama, daha da mı görmeyecekler?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Görmediler mi ki, muhakkak Biz suyu çorak yere sevkederiz de onunla hemen ekinleri çıkarırız, onlardan hayvanları ve kendileri yiyiverir. Hâlâ görmezler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ömer Öngüt = Hiç görmediler mi ki; biz suyu kupkuru, çorak yerlere sevkediyoruz da, onunla ekin çıkarıyoruz. Ondan hem hayvanları hem de kendileri yiyor. Hâlâ görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Şaban Piriş = Bizim, susuz araziyi su ile suladığımızı, onunla, hayvanların ve kendilerinin yediği ekini çıkardığımızı görmüyorlar mı? Hala doğruyu göremiyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Sadık Türkmen = Görmediler mi? Suyu, kuru yerlere sevk ediyoruz da onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekini çıkarıyoruz. Hâlâ görmüyorlar mı/görmek istemiyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Seyyid Kutub = Kuru yerlere suyu gönderip, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Suat Yıldırım = Görmüyorlar mı ki biz otsuz, kır araziye su sevk ediyoruz, onun sayesinde, hayvanların ve kendilerinin yiyecekleri ekinleri yetiştiriyoruz. Hâlâ bunları görmeyecekler mi?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Süleyman Ateş = Görmüyorlar mı biz nasıl suyu, kuru, otsuz yere sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları da, kendileri de yiyor? Görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Tefhim-ul Kuran = Görmüyorlar mı; biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları da, kendileri de yemektedir? Yine de görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Ümit Şimşek = Onlar görmedi mi ki, Biz suyu kupkuru topraklara sevk eder ve onunla ekinler bitiririz de, hem kendileri, hem hayvanları ondan yerler? Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Görmediler mi ki biz, çorak toprağa suyu salıyoruz da onunla ekinler çıkarıyoruz; hem hayvanları yiyor ondan hem kendileri. Hâlâ görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 İskender Ali Mihr = Onlar, suyu kurak araziye nasıl sevkediyoruz görmediler mi? Böylece oradan ekinler çıkarırız, ondan hayvanları. Ve onlar yerler. Hâlâ görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Secde / 27 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar, kupkuru olmuş yeryüzüne, suyu bizim götürdüğümüzü görmüyorlar mı? Sonra yeryüzünde, o suyla ekinler çıkartırız. O çıkardığımız ekinlerden onların hayvanları ve kendileri yerler. Bunları görmüyorlar mı?

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Diyanet İşleri = Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, bir ateş yakıp ışıklanmak isteyen kimseye benzerler. Ateş, çevrelerindeki şeyleri aydınlattı mı Allah, nurlarını alıverir de onları karanlıklarda bırakır, görmezler.

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Abdullah Parlıyan = Onların hali, bir ateş yakan kimsenin haline benzer ki; o ateş çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların ışığını alıp, zifiri karanlıkta bırakıvermiştir.

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Adem Uğur = Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Ahmed Hulusi = Onların misali ateş yakana benzer, ki yakılan ateş çevreyi aydınlatır. Ne varki kendi hakikatlerinden gelen nur açığa çıkmadığı için, karanlığa terkedilir; artık göremez!

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Ahmet Tekin = Münâfıkların hakka davet karşısındaki davranışları, müjde ve uyarı ateşi yakan kimsenin verdiği bilgiye kuşkucu ve kararsız yaklaşan kimselerin haline benziyor. Alevler, Kur’ân âyetleri, peygamberin sünneti, Muhammed’in çevresindeki münafıklara da aydınlık sağlarken, iki yüzlülükleri sebebiyle, Allah onlara hak ve hakikati gösterecek aydınlığı yok ederek, onları şüphe, nifak ve inkâr karanlıklarında bırakıyor. Ne doğruyu, hakkı görebiliyorlar, ne de hayrı şerden ayırt edebiliyorlar.

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Ahmet Varol = Bunların örneği ateş yakan bir adamın örneği gibidir ki, her ne zaman bu ateş o kişinin etrafını aydınlatsa Allah bunların gözlerinin nurunu alır da, hiçbir şeyi göremez halde karanlığın içinde kalırlar. [3]

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Ali Bulaç = Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Ali Fikri Yavuz = Onların hâli, o kimsenin hâli gibidir ki, o (korkulu bir sahrada) ateş yaktı da çevresini aydınlattığı zaman, tam o sırada Allah nurlarını giderip kendilerini karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler. (İşte münafıkların hâli de böyledir. Dünyada selâmet ve emniyet üzere olduklarını sanırlar, fakat öldükleri zaman kendilerine korku ve azâb gelir.)

lâ yubsirûne

  Bakara / 17 -

 Ali Ünal = Onların hali, şu kimsenin haline benzer: (Çölde giderken konakladığı yerde hem yalnızlığını gidermek hem eşyalarını korumak hem de zararlı hayvanlardan korunmak için gecenin karanlığında) bir ateş yakar; ateş etrafı aydınlatıp da (yanındakilerle birlikte tam rahatladık dedikleri anda, kıymetini bilmedikleri ve koruma altına almadıkları için, yaktıkları o ateş sönüp gider; böylece) Allah ışıklarını alıverir de, onları karanlıklar içinde bırakır ve artık hiçbir şey görmez olurlar.