Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lâ yentıkûne
Diyanet İşleri = Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Zulmettiklerinden dolayı o söz, tahakkuk etmiş, başlarına gelmiştir, artık onlar konuşamazlar da.
lâ yentıkûne
Abdullah Parlıyan = Yaptıkları haksızlıklardan dolayı, vaadedilen azap sözü başlarına gelirde, artık söz söyleyecek güçleri kalmaz.
lâ yentıkûne
Adem Uğur = Yaptıkları haksızlıktan ötürü, (azaba uğrayacaklarını bildiren) o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Ahmed Hulusi = (Nefslerine) zulmetmeleri dolayısıyla o hüküm onlara erişti! Artık onlar konuşamazlar!
lâ yentıkûne
Ahmet Tekin = Yaptıkları baskılar, zulümler, işkenceler, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engellemeler, haksızlıklar, isyanlar ve Allah’ın âyetlerini, Kur’ân’ı inkârları sebebiyle, onların aleyhindeki hüküm gerçekleşmiştir. Bu sebeple mantıklı bir cevap vermek için söyleyecek söz bulamayacaklar.
lâ yentıkûne
Ahmet Varol = Zulmetmelerinden dolayı o (azap) söz(ü) başlarına gelmiştir. Artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Ali Bulaç = Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar.
lâ yentıkûne
Ali Fikri Yavuz = Yaptıkları küfür yüzünden o vaadedilen azap tepelerine inmiştir; artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Ali Ünal = Ve (başta Allah’a şirk koşma olmak üzere) işledikleri zulümlerden dolayı haklarındaki azap sözü gerçekleşir. Artık tek bir kelimeyle de olsa mazeret beyan edebilecek durumda değillerdir.
lâ yentıkûne
Bayraktar Bayraklı = İşledikleri zulümler yüzünden o söz, tepelerine inmiştir, artık tek kelime söyleyemezler.
lâ yentıkûne
Bekir Sadak = Haksizliklarindan oturu, soylenilen soz baslarina gelir. Artik konusamaz olurlar.
lâ yentıkûne
Celal Yıldırım = İşledikleri zulümden dolayı söylenen söz (va'dedilen azâb) başlarına gelir de artık söz söyleyecek (güçleri) kalmaz.
lâ yentıkûne
Cemal Külünkoğlu = Zalimliklerinden dolayı hak ettikleri o söz (azap) onlar üzerine kesinleşmiştir. Bu yüzden artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Diyanet İşleri (eski) = Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir. Artık konuşamaz olurlar.
lâ yentıkûne
Diyanet Vakfi = Yaptıkları haksızlıktan ötürü, (azaba uğrayacaklarını bildiren) o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Edip Yüksel = Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Buyurur ve haksızlık ettikleri cihetle aleyhlerinde söz, hakk olur (söylenen başlarına gelir) de artık nutukları tutulur
lâ yentıkûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Zulmetmeleri yüzünden aleyhlerinde söz gerçekleşir (söylenen başlarına gelir) ve artık nutukları tutulur (konuşamazlar).
lâ yentıkûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Gültekin Onan = Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır, artık konuşmazlar.
lâ yentıkûne
Harun Yıldırım = Yaptıkları haksızlıktan ötürü, (azaba uğrayacaklarını bildiren) o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Hasan Basri Çantay = Zulüm etdikleri sebebiyle üzerlerine o söz vukuua gelmişdir. Artık onlar söz de söyleyemeyeceklerdir.
lâ yentıkûne
Hayrat Neşriyat = Ve zulmetmeleri (Allah’ın âyetlerini yalanlamaları) yüzünden o (azab) söz(ü)başlarına gelmiştir; artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
İbni Kesir = Zulümleri yüzünden, söylenilen söz başlarına geldi. Artık konuşamaz olurlar.
lâ yentıkûne
Kadri Çelik = Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde söz (azap vaadi) gerçekleşmiş olur ve onlar artık konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Muhammed Esed = Ve (böylece, onlara vaktiyle söylenen) söz, onların tüm karalamalarına rağmen, olanca gerçekliğiyle karşılarına çıkacak ve onlar da buna karşılık artık diyecek söz bulamayacaklar;
lâ yentıkûne
Mustafa İslamoğlu = İşte onların tüm çarpıtmalarına rağmen kendileri aleyhindeki söz böyle yerini bulmuş olacak. Dahası, bu durum karşısında onlardan çıt çıkmayacak.
lâ yentıkûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve zulümleri sebebiyle o söylenen söz, üzerlerine vukû bulmuştur. Artık onlar söz söyleyemezler.
lâ yentıkûne
Ömer Öngüt = Yaptıkları zulümlerinden ötürü o söz başlarına gelmiştir. Artık onlar konuşamazlar.
lâ yentıkûne
Şaban Piriş = Zulmetmeleri sebebiyle hüküm giyecekler ve bir şey de diyemeyeceklerdir.
lâ yentıkûne
Sadık Türkmen = Zalimlikleri yüzünden başlarına azap gelmiştir. Onlar konuşamazlar artık.
lâ yentıkûne
Seyyid Kutub = Zalimliklerinden ötürü haklarındaki hüküm kesinleşmiştir. Bu yüzden artık konuşamaz olurlar.
lâ yentıkûne
Suat Yıldırım = İşledikleri zulüm yüzünden tehdit olundukları azap hükmü onlar hakkında gerçekleşti, onların artık konuşacak halleri kalmadı.
lâ yentıkûne
Süleyman Ateş = Zulmetmeleri yüzünden o (azâb) karar(ı) başlarına gelmiştir, artık konuşmazlar.
lâ yentıkûne
Tefhim-ul Kuran = Zulmetmelerine karşılık, söz, kendi aleyhlerine gelmiş bulunmaktadır; artık onlar, konuşmazlar da.
lâ yentıkûne
Ümit Şimşek = Ettikleri zulüm yüzünden haklarındaki hüküm gelip çatmıştır; artık konuşamaz olurlar.
lâ yentıkûne
Yaşar Nuri Öztürk = İşledikleri zulümler yüzünden o söz tepelerine inmiştir; artık tek kelime söyleyemezler.
lâ yentıkûne
İskender Ali Mihr = Ve zulümleri sebebiyle onların üzerine (Allah’ın) sözü vaki oldu (yerine geldi). Artık onlar konuşamaz.
lâ yentıkûne
İlyas Yorulmaz = Onlara vaat edilen azap sözcüğü üzerlerine gerçekleşti. Artık onlar konuşacak durumda değiller.
lâ yentıkûne
Ahmet Tekin = Bugün, kâfirlerin mantıklı bir cevap vermek için konuşacak söz bulamayacakları bir gündür.
lâ yentıkûne
Ali Ünal = Bugün, onların tek bir kelime bile edemeyecekleri bir gündür;