Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: İnsanlar ve cinler, bu Kur'ân'ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler bir benzerini meydana koyamazlar, hattâ bir kısmı bir kısmına yardım etse bile.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Bütün insanlar ve cinler, birbirlerine yardımcı ve destek olsalar, bu Kur'ân'ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler, bir benzerini meydana koyamazlar.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Adem Uğur = De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Andolsun, eğer İNS (türü - insan denmiyor) ve CİNN şu Kurân'ın benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine destek de olsalar, gene de onun benzerini getiremezler!"

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ahmet Tekin = 'Andolsun, bu Kur’ân’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun bir benzerini meydana getiremezler' de.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Andolsun, insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için toplansalar ve birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezler.'

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ali Bulaç = De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, de ki: “- Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ali Ünal = De ki: “Andolsun, eğer bütün insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın benzerini meydana getirmek için bir araya toplansalar, hattâ birbirlerine destek ve yardımcı da olsalar, yine de onun gibi bir kitap meydana getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Andolsun, bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Bekir Sadak = De ki: «Insanlar ve cinler, birbirine yardimci olarak bu Kuran'in bir benzerini ortaya koymak icin bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.»

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Celal Yıldırım = De ki: Eğer insanlarla cinler, birbirlerine yardımcı ve destek de olsalar, bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek için biraraya gelseler, yine de onun bir benzerini (yazıp) getiremezler.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Andolsun ki, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.'

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Edip Yüksel = De ki: 'Tüm insanlar ve cinler bu Kuran'ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile onun bir benzerini oluşturamazlar.'

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: yemin ederim eğer İns-ü Cinn bu Kur'anın mislini getirmek üzere toplansalar bir mislini getiremezler, birbirlerine zahîr de olsalar

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Yemin ederim eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı bile olsalar onun bir benzerini getiremezler.»

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Muhammed! De ki: «Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.»

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Gültekin Onan = De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Harun Yıldırım = De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Andolsun, ins-ü cin şu Kur'ânın benzerini (meydana) getirmeleri için bir araya toplansa, yekdiğerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler».

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Hayrat Neşriyat = (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: 'Yemîn olsun ki, eğer insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı da olsalar,(yine) onun benzerini getiremezler.'

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 İbni Kesir = De ki: İnsanlar ve cinnler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için toplansalardı; birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezlerdi.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Kadri Çelik = De ki: “Eğer bütün insan ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile, onun bir benzerini getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Muhammed Esed = De ki: "Bütün insanlar ve görünmeyen varlıklar bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelselerdi ve, birbirlerine (bu konuda) destek olmak için ellerinden gelen her şeyi yapsalardı, yine de onun benzerini ortaya koyamazlardı!"

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: "Bütün görünen ve görünmeyen iradeli varlıklar bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya toplansalar ve bu konuda birbirlerine var güçleriyle destek verseler, yine de onun bir benzerini ortaya koyamazlardı!"

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Andolsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir mislini getirmek üzere toplanacak olsalar, elbette onun bir mislini getiremeyeceklerdir. Velev ki, bazıları bazılarına yardımcı olsun.»

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ömer Öngüt = Resulüm! De ki: “Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler, birbirine yardım da etseler, imkânı yok onun benzerini getiremezler. ”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Şaban Piriş = De ki: “İnsanlar ve cinler, bu Kur’an’ın bir benzerini yapmak için bir araya gelseler; birbirlerine arka çıksalar bile, onun bir benzerini yapamazlar.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Şayet insanlar ve cinler, bu Kur’an’ın benzerini getirmek üzere toplansalar, onun bir benzerini getiremezler. Birbirlerine arka çıkıp destekçi olsalar da!..

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Eğer tüm insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak amacı ile biraraya gelseler, ne kadar birbirlerine yardım etseler de onun bir benzerini ortaya koyamazlar.»

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Suat Yıldırım = De ki: "Yemin ederim! Eğer insanlar ve cinler, bu Kur’ân’ın benzerini yapmak için bir araya toplansalar, hatta birbirlerine destek olup güçlerini birleştirseler bile, yine de onun gibi bir Kitap meydana getiremezler."

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler."

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler.»

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Ümit Şimşek = De ki: Bu Kur'ân'ın benzerini getirmek için bütün insanlar ve cinler toplanıp da birbirine yardımcı olsalar, yine de onun benzerini getiremezler.

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler."

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 İskender Ali Mihr = De ki: “Eğer ins ve cin (insanlar ve cinler) bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek için içtima etseler (biraraya gelseler); onların bir kısmı, bir kısmına yardımcı olsa bile onun bir benzerini getiremezler.”

lâ ye’tûne

  İsrâ / 88 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Bütün bildikleriniz (tanıdığınız insanlar) ve bilmediğiniz insanlar (cinler) bir araya toplansa ve bir kısmı diğer kısmına yardımcı da olsa, Onun (Kur’an’nın) benzerini meydana getiremezler. ”

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Diyanet İşleri = (14-15) Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve şu kavmimiz, ondan başka mabut kabûl etti, bâri bu hususta açık bir delilleri olsaydı, kimdir yalan yere Allah'a iftirâ edenden daha zâlim dedikleri zaman.

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Oysa bu bizim soydaşlarımız, O'ndan başka birçok tapacak sahte ilahlar icat ettiler. Bari bu hususta açık bir delilleri olsaydı. Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim, yani varoluş gayesi dışında yaşayan kim olabilir.”

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Adem Uğur = Şu bizim kavmimiz Allah'tan başka tanrılar edindiler. Bari bu tanrılar konusunda açık bir delil getirseler. (Ne mümkün!) Öyle ise Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi var mı?

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Ahmed Hulusi = İşte şunlar (asılsız zanlarının getirisini ilâh edinenler); şu bizim halkımız, O'nun dûnunda tanrılar edindiler. . . Bari bu ilâhlarının gücüne dair, açık bir delil gösterebilseler! Bu durumda, Allâh üzerine yalan söyleyerek iftira edenden daha zâlim kim olabilir?

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Ahmet Tekin = 'Şu bizim kavmimiz Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden tanrılar edindiler. Bari bu tanrılar konusunda açık bir ferman, güçlü bir delil getirmiş olsalardı!.. Allah adına yalan uydurandan, kulluk ve ibadette ona ortak koşandan daha zâlim kim olabilir?'

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Ahmet Varol = İşte şunlar kavmimiz; O'ndan başka ilahlar edindiler. Onlar (tanrıları) hakkında açık bir delil getirmeli değiller mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?'

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Ali Bulaç = "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?"

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Şu bizim kavmimiz, Allah’dan başka ilâh’lar edindiler. Bunlara ibadet etmek lâzım geldiğine dair açık bir delil getirselerdi ya! Artık bir yalan uydurup Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir?” dedikleri zaman, kalblerine sebat verdik.

lâ ye’tûne

  Kehf / 15 -

 Ali Ünal = “Şu bizim halkımız ise tuttular, O’ndan başka ilâhlar edindiler. Yaptıkları doğru ise açık bir delil getirmeli değiller mi? Yoksa yalan uydurup, sonra da bunu Allah’a maledenden daha zalim kim olabilir?”