Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Bizim işlediğimiz suçlar, sizden sorulmaz ve sizin yaptıklarınız da bizden sorulmaz.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Ne siz, bizim işlediğimiz suçtan dolayı hesaba çekileceksiniz, ne de biz sizin işlediklerinizden dolayı.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Adem Uğur = De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Suçlarımızdan size sorulmaz. . . Yaptıklarınızdan da bize sorulmaz!"

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ahmet Tekin = 'Bizim işlediğimiz suçlardan, günahlardan siz sorumlu değilsiniz. Sizin işlediğiniz amellerden de biz sorumlu olmayacağız.' de.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Siz bizim işlediğimiz suçtan sorulacak değilsiniz; biz de sizin yaptıklarınızdan sorulmayız.'

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ali Bulaç = De ki: "Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- Siz, bizim yaptığımız günahlardan sorumlu tutulmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorulmayız.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ali Ünal = De ki: “(Eğer bizi sadece Bir Allah’a iman ve ibadet ediyoruz diye suç işlemekle itham ediyorsanız,) bizim işlediğimiz herhangi bir suçtan dolayı siz sorguya çekilecek değilsiniz; biz de sizin yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekilmeyeceğiz.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Bizim işlediğimizden siz sorumlu değilsiniz, biz de sizin işlediğinizden sorulmayız.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Bekir Sadak = De ki: «Isledigimiz suclardan siz sorumlu olmazsiniz, sizin yaptiklarinizdan da biz sorumlu olmayiz»

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Celal Yıldırım = De ki: Bizim işlediğimiz suç ve günahtan siz sorumlu tutulmazsınız ; sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu tutulmayız.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'İşlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmazsınız, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayız'

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Edip Yüksel = De ki, 'Bizim suçlarımızdan siz sorumlu değilsiniz, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değiliz.'

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: siz bizim cürümlerimizden mes'ul edilmezsiniz, biz de sizin yaptıklarınızdan mes'ul olmayız

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Siz, bizim suçlarımızdan sorumlu tutulmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.»

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Siz bizim yaptığımız günahlardan sorumlu tutulmazsınız. Biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.»

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Gültekin Onan = De ki: "Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Harun Yıldırım = De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Bizim işlediğimiz günâhdan siz mes'ûl olmazsınız. Sizin yapmakda olduklarınızdan da biz mes'ûl olmayız».

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Hayrat Neşriyat = De ki: '(Siz) bizim işlediğimiz günahlardan mes’ûl olmazsınız; ve (biz de) sizin işlemekte olduğunuz (günahlar)dan mes’ûl tutulmayız.'

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 İbni Kesir = De ki: Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Kadri Çelik = De ki: “Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Muhammed Esed = De ki: "Ne siz bizim işlediğimiz suçtan dolayı hesaba çekileceksiniz, ne de biz sizin işlediklerinizden dolayı".

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: "Ne siz bizim suçlarımızın hesabını vereceksiniz, ne de biz sizin işlediklerinizin hesabını."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Bizim işlediğimiz günahlardan siz sorulmazsınız, biz de sizin yapar olduğunuz şeylerden mes'ul olmayız.»

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ömer Öngüt = De ki: "Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değiliz. "

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Şaban Piriş = De ki: -Bizim suçlarımızdan siz sorumlu değilsiniz, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayacağız.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu olacak değilsiniz. Sizin yaptıklarınızdan da biz sorguya çekilmeyeceğiz.”

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Ne bizim suçlarımız size sorulacak ve ne de sizin işlediğiniz kötülükler bize sorulacaktır.»

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Suat Yıldırım = De ki: "Siz bizim suçlarımızdan sorguya çekilecek değilsiniz, biz de sizin yaptıklarınızdan sorgulanacak değiliz."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Bizim işlediğimiz suçtan siz sorulacak değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorumlu değiliz."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz.»

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Ümit Şimşek = De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu olmazsınız; sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu değiliz.

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmayacaksınız; biz de sizin yaptıklarınızdan sorguya çekilmeyeceğiz."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 İskender Ali Mihr = De ki: "Bizim yaptığımız cürümlerden (suçlardan) siz sorgulanmazsınız. Ve biz (de) sizin yaptıklarınızdan sorgulanmayız."

lâ tus’elûne

  Sebe’ / 25 -

 İlyas Yorulmaz = Onlara deki “Bizim yaptığımız hatalardan siz sorulmayacaksınız, sizin yaptıklarınızdan da biz sorulmayacağız. ”

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Diyanet İşleri = Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazançları kendilerine, sizin kazancınız size. Onların yaptıkları sizden sorulmaz.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Abdullah Parlıyan = Şimdi o toplumlar geçip gittiler, onların kazandıkları kendilerine yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size; ve siz onların yaptıklarından dolayı yargılanacak değilsiniz.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Adem Uğur = Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Ahmed Hulusi = İşte onlar bir ümmetti (topluluktu), geçtiler gittiler! Onların kazandıkları kendilerine aittir, sizin kazandıklarınız da size! Ve size onların yaptıklarının hesabı sorulmayacaktır.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Ahmet Tekin = Onlar hayatlarını yaşayarak geçip giden milletlerdir. Onların işledikleri sâlih amellerin, yaptıkları hayırların, kazandıkları sevapların, yüklendikleri günahların, isyanların ve haksızlıkların karşılığını görecektir. Siz de işlediğiniz sâlih amellerin, kazandığınız sevapların, yüklendiğiniz günahların, isyanların, haksızlıkların karşılığını göreceksiniz. Siz onların işledikleri amellerden, günahlardan, hesaplarından sorumlu tutulmayacaksınız.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Ahmet Varol = Bunlar geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine sizin kazandıklarınız ise sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Ali Bulaç = Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte o (İbrahim ve Yakub evlâdı) bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandıkları kendilerine, (ve ey Yahûdiler), sizin de kazandığınız sizindir. Onların yaptıklarından siz sorulmazsınız.

ve lâ tus’elûne

  Bakara / 134 -

 Ali Ünal = Onlar, bir ümmetti, geldi geçti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız. Onların işlediklerinden dolayı siz sorguya çekilecek değilsiniz