Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lâ buşrâ
Diyanet İşleri = Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız” diyecekler.
lâ buşrâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Melekleri görecekleri gün, mücrimlere hiçbir müjde yok ve melekler, müjde sözü bile mücrimlere haram diyecekler.
lâ buşrâ
Abdullah Parlıyan = Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün günahkarlara, hiçbir sevinçli müjdeli haber yoktur. Size sevinmek haramdır, yasaklanmıştır diyecekler.
lâ buşrâ
Adem Uğur = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Ahmed Hulusi = Melekleri gördükleri süreçte, hakikati inkâr suçunu işlemiş olanlara müjde yoktur artık! Ve: "(Müjde - Esmâ kuvveleriyle tasarruf size) engellenmiş bir yasaktır, yasak!" derler.
lâ buşrâ
Ahmet Tekin = Melekleri görecekleri gün, suçlulara:'Bugün İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilere, suçlulara hiçbir sevinçli haber yok' denilecek. Onlar da:'Aman bu azap dağlara taşlara, bizden ırak olsun' diyecekler.
lâ buşrâ
Ahmet Varol = Melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur ve (melekler onlara): '(Müjde) size yasaktır yasak!' derler.
lâ buşrâ
Ali Bulaç = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."
lâ buşrâ
Ali Fikri Yavuz = (O zalimler ölüm zamanında) Melekleri görecekleri gün, mücrimlere o gün müjde yoktur. Melekler onlara: “- Size müjde yasak, yasak!...” diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Ali Ünal = (Melekleri görmeyecek değiller;) ama onları gördüklerinde, hayatları günah hasadından ibaret olan inkârcı suçlular için hiçbir müjdeli haber olmayacak ve meleklere, “Bizden uzak durun, bizden uzak durun!” diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Bayraktar Bayraklı = Melekleri görecekleri gün, işte o gün, suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur. Melekler, “Müjde size yasaktır, yasak!” derler.
lâ buşrâ
Bekir Sadak = Melekleri gordukleri gun, iste o gun, suclulara iyi haber yoktur. Melekler: «Iyi haber size yasaktir, yasak!» derler.
lâ buşrâ
Celal Yıldırım = Melekleri görecekleri gün, evet o gün suçlu günahkârlara hiçbir müjde (haberi) yoktur. Melekler de (müjde haberi size) iyice yasak, yasak ! diyecekler.
lâ buşrâ
Cemal Külünkoğlu = Melekleri görecekleri günde, o günahkârlara hiçbir müjdeli haber yoktur. Ve o gün (melekler onlara:) “Sevinmek size haramdır, haram!” diyecekler.
lâ buşrâ
Diyanet İşleri (eski) = Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: 'İyi haber size yasaktır, yasak!' derler.
lâ buşrâ
Diyanet Vakfi = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Edip Yüksel = Melekleri gördükleri gün, suçlular için iç açıcı bir gün olmayacaktır. 'Tümüyle kuşatıldık,' derler.
lâ buşrâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Melâikeyi görecekleri gün, mücrimlere o gün müjde yoktur, yasak yasak diyeceklerdir
lâ buşrâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün günahkarlara, hiçbir sevinçli müjdeli haber yoktur. Size sevinmek haramdır, yasaklanmıştır diyecekler.
lâ buşrâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Gültekin Onan = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."
lâ buşrâ
Harun Yıldırım = (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Hasan Basri Çantay = (Azâb) melekleri (ni) görecekleri gün, (evet) o gün günahkârlara hiçbir sevinc haberi yokdur. (Melekler onlara: «Size) müjde yasak edilmişdir, yasak!» diyeceklerdir.
lâ buşrâ
Hayrat Neşriyat = (Fakat) melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkârlara müjde yoktur ve(melekler onlara): '(Size müjde) yasaktır, yasaklanmıştır!' diyeceklerdir.
lâ buşrâ
İbni Kesir = Melekleri görecekleri gün; işte o gün, günahkarlara iyi haberler yoktur. Melekler: Size iyi haber yasaktır, yasak, derler.
lâ buşrâ
Kadri Çelik = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve o gün (meleklere) derler ki: “Bu ay beni öldürmek sana yasak kılınmıştır, yasak!”
lâ buşrâ
Muhammed Esed = Melekleri görecekleri gün, işte o gün, suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur. Melekler, “Müjde size yasaktır, yasak!” derler.
lâ buşrâ
Mustafa İslamoğlu = Melekleri gordukleri gun, iste o gun, suclulara iyi haber yoktur. Melekler: «Iyi haber size yasaktir, yasak!» derler.
lâ buşrâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Melekleri görecekleri gün mücrimler için o gün de bir müjde yoktur ve derler ki: (Müjde) «Haram, memnu.»
lâ buşrâ
Ömer Öngüt = Melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur ve: “(Size sevinmek) yasaktır yasak!” derler.
lâ buşrâ
Şaban Piriş = Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkarlara iyi bir haber yoktur. Melekler onlara şöyle der: -Yasaktır, yasak! (bütün iyiliklerden mahrumsunuz!)
lâ buşrâ
Sadık Türkmen = Melekleri gördükleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur. Ve: “Size sevinmek yasaktır yasak!” derler.
lâ buşrâ
Seyyid Kutub = Melekleri görecekleri gün var ya, o gün o günahkarlara müjdeli bir haber verilecek değildir. Melekler onlara «Sizler aftan ve cennetten mahrumsunuz» derler.
lâ buşrâ
Suat Yıldırım = Gün gelecek, melekleri görecekler; fakat o gün o suçluları sevindirecek hiçbir haber olmayacak ve melekler onlara: "Sevinmek size haram! haram!" diyecekler.
lâ buşrâ
Süleyman Ateş = Melekleri gördükleri gün, işte o gün suçlulara müjde yoktur ve onlar; (Size sevinmek) yasaktır, yasak!" derler.
lâ buşrâ
Tefhim-ul Kuran = Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: «(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak.»
lâ buşrâ
Ümit Şimşek = Melekleri gördükleri gün, mücrimler için hiç de müjdeli bir gün olmaz; 'Uzak olsun, uzak!' deyip dururlar.
lâ buşrâ
Yaşar Nuri Öztürk = Melekleri görecekleri günde, o günahkârlara hiçbir müjde yoktur. Şöyle diyecekler: "Yasaktır, yasaklanmıştır!"
lâ buşrâ
İskender Ali Mihr = O gün melekleri görecekler, izin günü mücrimlere müjde yoktur. Ve (melekler onlara): “(Size müjde) yasak edilerek haram kılınmıştır.” diyecekler.
lâ buşrâ
İlyas Yorulmaz = Melekleri gördüklerinde, suçlular için o gün hiç de sevinilecek bir gün olmayacaktır. “Kaçacak bir yer var mı?” diyecekler.
illâ buşrâ
Diyanet İşleri = Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.
illâ buşrâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah, bunu ancak size bir müjde olsun da yürekleriniz yatışsın diye yapmıştır ve yardım, ancak hüküm ve hikmet sahibi Allah'tandır.
illâ buşrâ
Abdullah Parlıyan = Allah sadece size bir müjde olsun ve böylece kalpleriniz rahatlasın diye, elçisi vasıtasıyla size bildirdi. Çünkü her zaman üstün gelen ve herşeyi yerli yerince yapan, Allah'tan başka kimseden yardım gelmez.
illâ buşrâ
Adem Uğur = Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.
illâ buşrâ
Ahmed Hulusi = Allâh bunu size bir müjde olsun ve kalplerinizdeki (hakikatinizdeki) kuvveye mutmain olmanız için yaptı. Yardım ancak ve yalnız Aziyz ve Hakiym olan Allâh indîndendir.
illâ buşrâ
Ahmet Tekin = Allah meleklerle yardım va’dini, kesinlikle size bir zafer müjdesi olsun, kalpleriniz bununla huzura kavuşsun, akıllarınız yatsın diye yaptı. Zafer yalnız kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan Allah katındandır.
illâ buşrâ
Ahmet Varol = Allah bunu size sadece bir müjde olsun ve gönülleriniz bununla rahata kavuşsun diye yapmıştır. Yardım ancak yüce ve hakim olan Allah katındandır.
illâ buşrâ
Ali Bulaç = Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. 'Yardım ve zafer' (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ın katındandır.
illâ buşrâ
Ali Fikri Yavuz = Bu yardımı Allah size, sırf bir müjde olsun ve kalbleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yoksa zafer, ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’dandır.
illâ buşrâ
Ali Ünal = Allah, (o zaman yaptığı bu yardımı) ancak sizin için bir muştu olsun ve onunla kalbleriniz yatışsın diye yapmıştı. (Yoksa Allah dilemedikçe, yardımını size yar etmedikçe, meleklerin de kendiliklerinden yapabilecekleri bir şey yoktur.) Yardım ve zafer, ancak Azîz (izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galip), Hakîm (her hüküm ve işinde pek çok hikmetler) bulunan Allah’ın katındandır.