Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Diyanet İşleri = “Bu, Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bu, ancak yalan yere Allah'a iftirâ eden bir adam ve biz, ona inanmayız.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Abdullah Parlıyan = Bu adam kendi uydurduğu yalanları, Allah'a yakıştıran bir yalancıdan başka biri değil ve dolayısıyla, biz O'na asla inanmayız.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Adem Uğur = Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ahmed Hulusi = "O (Rasûl), Allâh'a iftira eden yalancıdır o! Biz Ona inanmayız!"

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ahmet Tekin = 'Bu adam, sadece Allah adına yalan uyduran birisi. Biz ona itimat etmiyoruz.'

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ahmet Varol = O Allah'a karşı yalan uyduran bir adamdan başka bir şey değildir ve biz ona inananlar değiliz.'

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ali Bulaç = "O ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz."

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ali Fikri Yavuz = O (size peygamber olduğunu söyliyen), ancak Allah’a karşı yalan uyduran bir adamdır. Biz ona inanacak değiliz.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ali Ünal = “Başka değil, uydurduğu yalanları Allah’a mal ederek O’na iftira atan bir adam bu. Tabiî ki biz O’na asla inanacak değiliz.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Bayraktar Bayraklı = “O, Allah hakkında yalan uyduran bir kişiden başka biri değildir. Biz, ona asla inanmıyoruz.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Bekir Sadak = «Bu, sadece Allah'a karsi yalan uyduranin biridir. Biz ona inanmayiz.»

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Celal Yıldırım = (Peygamberlik iddiasında bulunan) o adam, Allah'a karşı yalan uyduran bir (şaşkından) başkası değildir. Biz de ona inanacak değiliz.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Cemal Külünkoğlu = “O, Allah'a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız.'

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Diyanet Vakfi = «O, Allah hakkında yalnızca yalan uyduran bir adamdır; biz ona inanmıyoruz.»

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Edip Yüksel = 'O, ALLAH'a yalan yakıştıran bir adamdan başkası değildir. Biz ona inanacak değiliz.'

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = O ancak öyle bir adam ki bir yalanı Allaha iftira etti, biz ona inanacak değiliz

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O, sadece Allah hakkında bir yalanı uyduran bir adamdır; biz ona inanacak değiliz.»

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.»

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Gültekin Onan = "O ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Tanrı'ya karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inançlı (olacak) değiliz."

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Harun Yıldırım = "Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Hasan Basri Çantay = «O, Allaha karşı yalan düzen bir adamdan başkası değildir. Biz onu tasdıyk ediciler değiliz».

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Hayrat Neşriyat = 'O, sâdece Allah’a karşı yalan uyduran bir adamdır. Biz ona inanan kimseler de değiliz.'

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 İbni Kesir = O, sadece Allah'a karşı yalan uyduran biridir. Biz ona inanacak değiliz.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Kadri Çelik = “O ise, yalnızca bir insandır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır ve bizler de ona inanacak değiliz.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Muhammed Esed = Bu adam kendi uydurduğu yalanları Allah'a yakıştıran bir yalancıdan başka biri değil; ve dolayısıyla, biz asla o'na inanacak değiliz!"

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Mustafa İslamoğlu = Bu adam, sadece uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden biri; bizim ona inanmamız ihtimal dışıdır!"

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «O başka değil, ancak bir erkektir ki, Allah'a karşı yalan yere iftirada bulunmuştur ve biz ona inananlar değiliz.»

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ömer Öngüt = “Bu adam sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir. Biz ona inanmayız. ”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Şaban Piriş = O, Allah’a karşı ancak yalan uyduran bir adamdır. Biz, ona inanacak değiliz.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Sadık Türkmen = Bu adam sadece Allah’a karşı yalan uyduran bir adamdır! Ve biz ona inanıcı değiliz.”

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Seyyid Kutub = O sadece Allah’a karşı yalan uyduran biridir. Biz ona inanmayız.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Suat Yıldırım = "Bu adam, uydurduğu yalanı Allah’a mal eden bir iftiracıdan başkası değildir ve biz hiçbir surette ona inanmayız!"

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Süleyman Ateş = "O, Allah'a yalan uydurandan başka bir adam değildir. Biz ona inanıcı(insan)lar değiliz."

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Tefhim-ul Kuran = «O ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz.»

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Ümit Şimşek = 'Bu ise Allah adına yalan uyduran bir adamdır; biz ona inanmayız.'

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "O, yalan düzüp Allah'a iftira eden bir adamdan başkası değil. Biz ona inanmıyoruz."

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 İskender Ali Mihr = O (Resûl), ancak Allah’a yalanla iftira eden bir adamdır. Ve biz, O’na inananlar değiliz.

keziben

  Mü’minûn / 38 -

 İlyas Yorulmaz = “(Size bunu vaat eden) O elçi, elbetteki Allah adına yalan uyduruyor. Tabi ki biz ona inanacak değiliz” dediler.

keziben

  En’âm / 93 -

 Diyanet İşleri = Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!

keziben

  En’âm / 93 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'a boş yere iftirâ edenden, yahut, kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde bana da vahyedildi diyenden ve Allah'ın indirdiği hükümlere benzer hükümleri ben de yakında indireceğim diye söylenenden daha zâlim kimdir ki? Meleklerin, ellerini uzattıkları ve delillerine karşı ululuk satmak istediğinizden ve haksız olarak Allah hakkında söylediğiniz şeylerden dolayı horlukla cezalandırılacak, aşağılık bir azâba uğrayacaksınız, haydi, kurtarın bugün canlarınızı dedikleri zaman o zâlimlerin, ölümün şiddetiyle nasıl kıvrandıklarını bir görmelisin.

keziben

  En’âm / 93 -

 Abdullah Parlıyan = Allah hakkında yalan uyduran yahut kendisine hiç birşey indirilmediği halde, “Bu bana indirilmiştir” diyenden daha çarpık zihniyetli veya yaratılış gayesine aykırı hareket eden kim olabilir? Ve Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de indirebilirim diyenden? Keşke görseydin onların halini. Bu yaratılış gayesine aykırı hareket edenler, kendilerini ölüm sancıları içinde bulduklarında ve melekler ellerini uzatarak; “Ruhlarınızı teslim edin! Allah'a karşı gerçek olmayan şeyleri söylemenizden ve büyüklenerek O'nun mesajını inatla küçümsemenizden dolayı, bugün alçaklık cezası ile cezalandırılacaksınız” diye seslendiklerinde.

keziben

  En’âm / 93 -

 Adem Uğur = Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim" diyenden daha zalim kim vardır? O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini bir görsen!

keziben

  En’âm / 93 -

 Ahmed Hulusi = Allâh üzerine yalan uyduran yahut kendisine bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahyolundu" diyen ve bir de "Allâh'ın inzâl ettiğinin misli ben de inzâl edeceğim" diyenden daha zâlim kimdir? Zâlimleri, ölümün şiddetini yaşarken bir görsen! Melekler (kuvveler) de ellerini bast etmiş (yaymış) "Bilinç olarak (dünyanızla) ayrılın bedenden şimdi (ölümü, bedensiz kalmayı tattınız, yaşam devam ediyor)! Allâh üzerine Hak olmayanı söylemeniz ve O'nun delillerine karşı benlik taslıyor olmanızdan dolayı, bugün aşağılanma azabı ile cezalandırılıyorsunuz. "

keziben

  En’âm / 93 -

 Ahmet Tekin = Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken:'Bana da vahyolundu' diyenden ve, 'Ben Allah’ın indirdiği âyetlerin benzerini peşpeşe sıralayacağım' diyenden daha zâlim kim olabilir? O zâlimleri ölümün boğucu dalgaları içindeyken bir görsen. Melekler pençelerini uzatıp:'Kendinizi Allah’ın azâbından kurtarabilirseniz kurtarın. Allah adına, doğru olmayan şeyleri söylemenizden ve onun âyetlerine karşı büyüklenerek azgınlık edip zorbalığa başvurmanızdan dolayı, bu gün zillet cezası ile cezalandırılacaksınız' derler.

keziben

  En’âm / 93 -

 Ahmet Varol = Allah hakkında yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmediği halde 'bana vahiy geldi' diyenden ve 'Allah'ın indirdiği gibisini ben de indireceğim' diyenden daha zalim kim olabilir? Zalimlerin, can çekişmekte oldukları ve meleklerin de karşılarında ellerini açıp: 'Canlarınızı çıkarın. Bugün, Allah hakkında doğru olmayanı konuşmanızdan ve ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan dolayı aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız' dedikleri anda hallerini bir görsen!

keziben

  En’âm / 93 -

 Ali Bulaç = Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen...

keziben

  En’âm / 93 -

 Ali Fikri Yavuz = Koştuğu yalanı, Allah’a isnad eden veya kendine bir şey vahy olunmamışken, bana vahy olunuyor, diyenden ve Allah’ın indirdiği âyetler gibi ben de indireceğim, demekte olan kimseden daha zalim kim olabilir? Ölüm sarhoşluğu ve şiddetleri içinde, meleklerin de ellerini uzatarak kendilerine (zalimlere): “- Haydi, canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı hak olmıyanı söylemiş olduğunuz ve Allah’ın âyetlerinden büyüklenerek uzaklaşmış bulunduğunuz içindir ki, bugün hakaret azabıyla cezalandırılacaksınız.” dediklerinde sen, o zalimleri bir görsen!

keziben

  En’âm / 93 -

 Ali Ünal = (“Allah kimseye bir şey indirmemiştir” diyerek ya da benzeri) yalanlarla Allah’a iftira atan veya kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana vahiy geliyor!” iddiasında bulunan kimseden, bir de, “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indiririm!” diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimleri, (canlarını almakla vazifeli) melekler yakalarına yapışmış ve “Çıkarın canlarınızı!” diye bağırdıkları demde ölümün şiddetleri içinde kıvranırken bir görsen! Bugün, Allah’a karşı gerçekle asla alâkası bulunmayan şeyler söyleyip durduğunuz ve O’nun âyetlerine inanmayı hiçbir zaman kibirinize yediremediğiniz için alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.