Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Diyanet İşleri = Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve öylesine genç hizmetçiler, etraflarında döner durur ki sanki onlar, hazinelerde saklanmış inciler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Abdullah Parlıyan = Kendilerine ait hizmetçiler etraflarında dönüp dolaşırlar, sanki onlar, sedefteki saklı inciler gibi pırıl pırıl saf ve temiz.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Adem Uğur = Hizmetlerine verilmiş, (kabuğunda) saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ahmed Hulusi = Çevrelerinde gençlik dolu hizmetliler (enerjik kuvveler) koşuşur ki, sanki onlar saklı inci!

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ahmet Tekin = Kabuğunda saklı, gün yüzü görmemiş inciler gibi, hizmetlerine verilmiş gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ahmet Varol = Etraflarında kendilerine ait öyle delikanlılar dolaşırlar ki onlar adeta sedefte saklı inci gibidirler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ali Bulaç = Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.'

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ali Fikri Yavuz = (Hizmet için) etraflarında döner kendilerine ait, sedeflerinde saklı inciler gibi hizmetçiler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ali Ünal = Etraflarında hizmetlerine tahsis edilmiş, sedef içinde saklı inciler gibi pırıl pırıl civanlar dolaşır.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Bayraktar Bayraklı = Sedefteki inci gibi olan hizmetçileri, etraflarında dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Bekir Sadak = Sedefteki inciler gibi olan gencler yanlarinda dolasirlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Celal Yıldırım = Kendilerine ait hizmetçiler etraflarında dönüp dolaşırlar da sanki herbiri sedefteki saklı inciler gibi...

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Cemal Külünkoğlu = Hizmetlerine verilmiş, sedefte saklı inci gibi gençler (garsonlar) etraflarında (emir almak için) dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Diyanet Vakfi = Hizmetlerine verilmiş, (kabuğunda) saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Edip Yüksel = Çevrelerinde, inciler gibi korunmuş kendilerine ait hizmetkarlar (servis için) dolaşıp durur.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bırıl bırıl da üzerlerine döner kendilerine mahsus hizmetciler, sanki sadeflerinde saklı inciler

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Kendilerine ait hizmetçiler, sanki sedef içinde saklı inciler gibi onların etrafında pırıl pırıl dönerler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Gültekin Onan = Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl'.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Harun Yıldırım = Etraflarında, sedefleri içinde gizlenmiş incileri andıran delikanlı hizmetçiler dolaşır durur.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Hasan Basri Çantay = O sadefleri içinde gizlenmiş inci gibi civanlar da kendilerine (hizmet için) etraflarında döner (ler).

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Hayrat Neşriyat = Ve kendilerine âid genç hizmetçiler etraflarında dolaşır; sanki onlar (sadeflerinde)saklı inciler gibi (tertemiz)dirler!

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 İbni Kesir = Sedefleri içinde gizlenmiş inci gibi civanlar da kendileri için etraflarında döner.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Kadri Çelik = Sedefteki saklı inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Muhammed Esed = Ve onları (ölümsüz) gençlikler bekleyecek, (sanki) kendi kendilerinin (çocuklarıymış gibi), kabuklarının içinde saklanan inciler gibi (saf ve temiz).

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve kendileri için hazırlanmış ebedi bir gençlik ve tazelik onları hiç terk etmeyecek; tıpkı kabuklarının içinde saklanmış inciler gibi olacaklar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onların üzerlerine kendilerine mahsus birtakım genç hizmetçiler dolaşırlar ki, sanki onlar saklı olan incilerdir.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ömer Öngüt = Kendilerine âit hizmetçiler sedefteki inciler gibi fırıl fırıl etraflarında dönerler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Şaban Piriş = Etraflarında onlar için görevlendirilen genç hizmetçiler dönüp durur, onlar saklı inciler gibidirler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Sadık Türkmen = Onlar için çevrelerinde gencecik hizmetçiler dönüp dolaşır; sanki onlar saklanmış inci gibidirler!

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Seyyid Kutub = Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Suat Yıldırım = Etraflarında kendi hizmetlerine tahsis edilmiş, sedef içinde saklı inci gibi pırıl pırıl civanlar dolaşır.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Süleyman Ateş = Çevrelerinde de kendilerine mahsus, sedef içinde saklı inci gibi civanlar dolaşır (hizmet eder).

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Tefhim-ul Kuran = Kendileri için (görevlendirilmiş hizmetçi) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.'

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Ümit Şimşek = Etraflarında da kendilerine özel, sedefinde saklı inciler gibi hizmetçiler dolaşmaktadır.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Çevrelerinde, kendilerine özgülenmiş genç uşaklar dolaşır; sanki sedeflerinde saklı inciler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 İskender Ali Mihr = Ve kendileri için hizmet eden (genç delikanlılar), onların etraflarında dolaşırlar. Onlar sanki sedefinde saklanmış inci gibidirler.

ke enne-hum

  Tûr / 24 -

 İlyas Yorulmaz = Etraflarında, dağılmış incilere benzeyen, hizmetçi çocuklar dolaşır.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Diyanet İşleri = (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir hâlde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O gün, kabirlerinden çıkarlar da koşmaya başlarlar, sanki dikilmiş hedeflere yelmedeler.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Abdullah Parlıyan = O gün onlar bir hedefe doğru yarışıyorlarmış gibi mezarlarından aceleyle fırlarlar.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Adem Uğur = O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Ahmed Hulusi = O gün kabirleri olan bedenlerden hızla fırlarlar! Sanki onlar dikilmiş putlara hızlıca koşuyorlar.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Ahmet Tekin = Sanki bayraklarının, sancaklarının altında toplanmak için yarış halinde koşarak kabirlerinden süratle çıkacakları günle karşılaşıncaya kadar, dalga geçerek, ileri geri konuşsunlar, oynayıp dursunlar.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Ahmet Varol = O gün kabirlerden, hızla çıkarlar. Sanki dikili bir şeye doğru koşuyorlarmış gibi.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Ali Bulaç = Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibidirler.

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Ali Fikri Yavuz = O gün, kabirlerinden koşarak çıkacaklar; sanki (ibadet ettikleri) dikili putlara koşuyorlarmış gibi...

ke enne-hum

  Me’âric / 43 -

 Ali Ünal = O gün süratle kabirlerinden çıkarlar; belli bir hedefe varmak ister gibidirler.