Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Diyanet İşleri = Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum.”

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Eğer yüz çevirirlerse de ki: Aynı tarzda hepinize de bildirdim ve size vaadedilen yakında mı olacak, uzak bir zamanda mı, onu bilmem ben.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Abdullah Parlıyan = Şayet onlar, bu gerçeklerden yine de yüz çevirirlerse, de ki: Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde duyurdum, ama size vaadedilen kıyamet gününün yakın mı, uzak mı olduğunu ben bilemem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Adem Uğur = Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ahmed Hulusi = Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Eşit olarak size bildirdim. . . Size vadolunan şey (uyarıldığınız ölüm) yakın mıdır uzak mıdır, bilmiyorum. "

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ahmet Tekin = Eğer İslâm’a girmeye, müslümanca yaşamaya, Kur’ân’a, sırtlarını çevirirler, güç ve iktidarlarını kullanarak, baskı ve zulme, halkı yönlendirmeye devam ederlerse:'Müslümanlara yaptıklarınızı savaş ilanı sayıyor, ben de aynı şekilde, mükellefiyetlerinizi bildirerek size savaş ilan ediyorum. Tehdit olunduğunuz savaşın yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.' diyerek ültümatom ver.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ahmet Varol = Eğer yüz çevirirlerse de ki: 'Size (gerçeği) eşit olarak bildirdim. Size vaadedilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ben bilemem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ali Bulaç = Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı, bilemem."

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ali Fikri Yavuz = Bunun üzerine, imandan yüz çevirirlerse, o takdirde de ki: “- Size (emredildiğim şeyleri) dosdoğru bildirdim. (Müslümanların galebesi veya kıyamet azabı ile) korkutulduğunuz an yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ali Ünal = (Rasûlüm,) her şeye rağmen yine de yüz çevirirlerse de ki: “Aynı derecede hepinize bildirilmesi gerekeni bildirdim, yapılması gereken ikazı yaptım. Fakat kendisiyle tehdit edildiğiniz o helâk, (dünyada başınızda patlayacak cezalar ve Kıyamet Günü) yakın mıdır uzak mıdır, işte onu bilemem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Bayraktar Bayraklı = Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben sizin hepinize eşit şekilde açıkladım. Artık tehdit edildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem.”

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Bekir Sadak = Eger yuz cevirirlerse, de ki: «Size dupeduz acikladim; tehdit olundugunuz seyin yakin mi uzak mi oldugunu bilmem.»

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Celal Yıldırım = Yüzçevirirlerse de ki: Size düpedüz bildirdim : Tehdîd edildiğiniz o şey yakın mı, uzak mı bilmem..

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Cemal Külünkoğlu = Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Size (her şeyi) yeterli ölçüde bildirdim. Size söz verilen şeyin (hesap gününün) yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilemem.”

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Diyanet İşleri (eski) = Eğer yüz çevirirlerse, de ki: 'Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem.'

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Diyanet Vakfi = Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Edip Yüksel = Eğer yüz çevirirlerse de ki, 'Size yeterli ölçüde bildirdim. Size söz verilen şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem.'

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bunun üzerine aldırmazlarsa o halde de de ki: size düpedüz ı'lân ettim, ve bilmem bu size edilen va'd-ü vaîd pek yakın mı, yoksa uzak mı?

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yine de aldırmazlarsa de ki: «Size düpedüz açıkladım, tehdit edildiğiniz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem.»

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: «Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.»

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Gültekin Onan = Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab) günü yakın mı, uzak mı, bilemem."

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Harun Yıldırım = Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer (Bu teklife karşı) onlar (yine) yüz çevirirlerse (o vakit da) de ki: «Size (hakıykatları) müsavat üzere bildirdim. Tehdîd edilmekde olduğunuz (o korkunç akıbet) yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem».

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Hayrat Neşriyat = Artık yüz çevirirlerse, de ki: '(Ben emrolunduğum şeyi) size eşit olarak bildirdim. Tehdîd edilmekte olduğunuz şeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ise bilmem!'

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 İbni Kesir = Şayet yüz çevirirlerse; de ki: Ben, size eşitlik üzere bildirdim. Artık tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Kadri Çelik = Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?"

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Muhammed Esed = Ama eğer (bu gerçeğe) yüz çevirirlerse de ki: "Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde duyurdum; ama artık, size vaad edilen (Hesap Günü'nün) yakın mı, uzak mı olduğunu ben bilemem".

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat eğer (bu davetten) yüz çevirirlerse, o zaman da de ki: "Ben bu daveti hiçbir ayrım gözetmeden hepinize duyurdum; ne var ki ben tehdit edildiğiniz (Hesap Günü'nün) yakın mı uzak mı olduğunu da bilemem."

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer yüz çevirirlerse artık de ki: «Size müsâvat üzere bildirmiş oldum. O tehdit edilmiş olduğunuz şey yakın mıdır, uzak mıdır ben bilmem.»

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ömer Öngüt = Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Ben size eşit bir şekilde tebliğ ettim. Artık size vaad edilen şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem. ”

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Şaban Piriş = Eğer yüz çevirirlerse de ki: -Size (gerçeği) doğru bir şekilde açıkladım. Size vaat edilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Sadık Türkmen = Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “Ben (bu gerçeği), size olduğu gibi/düpedüz/eşit biçimde duyurdum. Tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, yoksa uzak mıdır, ben bilemem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Seyyid Kutub = Eğer bu çağrına sırt çevirirlerse onlara de ki; «Bana gelen mesajı duyurarak bu konuda sizi kendimle eşit bilgi düzeyine erdirdim. Size yöneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa uzak mıdır, onu bilemem.»

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Suat Yıldırım = Yine de yüz çevirirlerse de ki: "İşte sizin hepinizi de tam eşit şekilde hakka çağırdım. Artık tehdit olunduğunuz o kıyamet gününün yakın mı uzak mı olduğunu bilemem."

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Süleyman Ateş = Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizin hepinize eşit biçimde açıkladım. Artık tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Tefhim-ul Kuran = Buna rağmen yüz çevirecek olurlarsa, de ki: «Size eşitlik üzere açıklamada bulundum. Tehdit edildiğiniz (sorgu ve azab günü) yakın mı, uzak mı, bilemem.»

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Ümit Şimşek = Yüz çevirirlerse de ki: Ben hepinize tebliğimi eşit olarak yaptım. Ama size vaad edilen şey yakın mıdır, uzak mıdır, onu bilemem.

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?"

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 İskender Ali Mihr = Bundan sonra dönerlerse, o zaman de ki: “Size müsavi olarak (herkese eşit şekilde), (Allah’ın emirlerini) bildirdim (ilân ettim). Vaadolunduğunuz şey (azap) uzak mı yoksa yakın mı (eğer) ben bilseydim (bilmiyorum).”

e karîbun

  Enbiyâ / 109 -

 İlyas Yorulmaz = Eğer bu gerçekten yüz çevirirlerse onlara deki “Size vaat edilenin (ölüm ve yeniden diriltilme vaktinin), yakınmı veya uzakmı olduğunu ben bilemem. ”

karîbun

  A’râf / 56 -

 Diyanet İşleri = Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Düzene girdikten sonra yeryüzünde bozgunculukta bulunmayın ve ona, azâbından korkarak, lûtfunu da umarak duâ edin. Şüphe yok ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere pek yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun içindir ki, iyi bir düzene sokulmuşken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Korkuyla ve umarak yalvarın O'na. Çünkü Allah'ın rahmeti, her zaman iyilik yapanlara çok yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Adem Uğur = Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Ahmed Hulusi = Düzene sokulduktan sonra arzda bozgunculuk yapmayın. . . Korkarak ve icabet edeceğine inanarak O'na dua edin! Muhakkak ki Allâh Rahmeti muhsinlerden yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Ahmet Tekin = Islah edildikten, din ve dünya işleri, sosyal ilişkiler düzeltildikten, yeniden düzene konduktan, geliştirildikten sonra, yeryüzünde ülkede, fesat çıkarmayın, bozgunculuk yapmayın. Korku ve ümit içinde Allah’a kulluk, ibadet ve dua edin, yalvarın. Allah’ın rahmeti, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idarecilere, askerî erkâna ve müslümanlara çok yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Ahmet Varol = Düzene sokulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na korku ve ümit ile dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti iyilik edenlere yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Ali Bulaç = Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Ali Fikri Yavuz = Yeryüzü (iman ve adaletle) düzeldikten sonra, orada (fenalık işlemekle) fesad çıkarmayın; ve Allah’a hem korku hem de istekle kulluk edin, duada bulunun. Muhakkak ki, iyilik yapanlara Allah’ın rahmeti pek yakındır.

karîbun

  A’râf / 56 -

 Ali Ünal = (Had bilirlik, dolayısıyla O’nun tayin buyurduğu hudutlar içinde kalın ve) her şeyiyle yerli yerinde olan yeryüzünde onun düzenini bozacak şekilde (ve ıslahından sonra ülkede) bozgunculuk çıkarmayın ve korku ile ümitbeklenti dengesi içinde O’na yalvarın. Hiç şüphesiz Allah’ın rahmeti, Allah’ı görüyormuşçasına, en azından Allah’ın kendilerini sürekli gördüğünün şuuru içinde davrananlara pek yakındır.