Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Diyanet İşleri = (193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Senin gönlüne, korkutanlardan olasın diye.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Abdullah Parlıyan = Senin kalbine ki, ey Muhammed! O'nunla uyaran kimselerden biri olasın.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Adem Uğur = Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ahmed Hulusi = Senin kalbine (şuuruna) ki, (bu bilgiye dayalı olarak) uyarıcılardan olasın!

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ahmet Tekin = Sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılardan olman için senin hafızana, kalbine indirip yerleştirdi.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ahmet Varol = Uyaranlardan olman için senin kalbine (indirdi).

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ali Bulaç = Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ali Fikri Yavuz = Korkutuculardan olasın diye, kalbine (indirdi)...

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ali Ünal = Senin kalbine, ki (vahiy emanetini yüklenmiş ve insanları gittikleri yolun neticesi konusunda ikaz edecek) bir uyarıcı olasın diye,

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Bayraktar Bayraklı = (193-195) Kur'ân'ı, Rûhulemîn/Cebrâil, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Bekir Sadak = (193-19) 5 Apacik arap diliyle, uyaranlardan olman icin onu Cebrail senin kalbine indirmistir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Celal Yıldırım = (193-194-195) Uyarıcılardan olasın diye Ruhu'l-emîn (Melek Cebrail) onu senin kalbine açık-seçik Arap diliyle indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Cemal Külünkoğlu = (193-195) (Ey Muhammed!) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Diyanet İşleri (eski) = (193-195) Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Diyanet Vakfi = (193-195) (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Edip Yüksel = Senin kalbine... Uyarıcılardan biri olasın diye.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Senin kalbin üzerine ki o münzirlerden olasın

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Gültekin Onan = Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Harun Yıldırım = Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Hasan Basri Çantay = (193-194-195) Onu Ruuh-ul Emîn, inzâr edicilerden olasın diye, senin kalbine ma'nâsı açık Arabca bir dil ile indirmişdir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Hayrat Neşriyat = (193-195) Onu Rûhu’l-Emîn (Cebrâîl), korkutuculardan olman için, apaçık Arabca bir lisân ile senin kalbine indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 İbni Kesir = Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Kadri Çelik = Uyarıp korkutuculardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Muhammed Esed = senin kalbine, ki (ey Muhammed, onunla) uyaran kimselerden biri olasın

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Mustafa İslamoğlu = senin kalbine; ki (onunla) uyaran kimselerden biri olasın diye;

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Senin kalbin üzerine, tâ ki, sen korkutuculardan olasın.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ömer Öngüt = Senin kalbine indirmiştir ki, uyarıcılardan olasın.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Şaban Piriş = Uyarıcılardan olman için senin kalbine

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Sadık Türkmen = Senin kalbine ki, uyarıcılardan olman için!

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Seyyid Kutub = Senin kalbine; uyarıcılardan biri olasın diye.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Suat Yıldırım = (193-195) Onu Rûhu’l-emin, uyaran nebîlerden olman için, senin kalbine açık ve vazıh bir Arapça ile indirmiştir.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Süleyman Ateş = Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Tefhim-ul Kuran = Uyarıcı korkutuculardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Ümit Şimşek = Senin kalbine indirdi, uyarıcılardan olasın diye,

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Senin kalbine ki, uyarıcılardan olasın.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 İskender Ali Mihr = Nezirlerden (uyaranlardan) olman için senin kalbine.

alâ kalbi-ke

  Şu’arâ / 194 -

 İlyas Yorulmaz = Uyarıcı elçilerden birisi olman için, vahyi kalbine indiren o dur.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Diyanet İşleri = Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yoksa bunu Allah'a isnât ederek o uydurdu mu derler? Gerçekten de Allah dilerse gönlünü mühürler senin ve Allah, bâtılı mahveder ve gerçeği gerçekleştirir sözleriyle; şüphe yok ki o, gönüllerde olanları bilir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Abdullah Parlıyan = Yoksa o inkârcılar senin için, Allah'a karşı yalan uydurdu mu diyorlar? Eğer sen Allah'a karşı yalan uydursaydın, mutlaka senin kalbini mühürler ve O Kur'ân'ı senin kalbinden soyar alırdık. Allah böylece batıl olan boş ve amaçsız, anlamsız şeyleri yok eder, siler süpürür ve gerçeği sözleriyle ortaya koyar. Gerçek şu ki O, insanların kalplerinde olanı tümüyle bilir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Adem Uğur = Yoksa onlar, (senin için) Allah'a karşı yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bâtılı yok eder; sözleriyle hakkı ortaya koyar. Şüphesiz O, kalplerde olanları bilendir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Ahmed Hulusi = Yoksa "Allâh hakkında bir yalan uydurdu" mu diyorlar? Eğer Allâh dilerse senin kalbini (şuurunu) kilitler! Allâh bâtılı mahveder ve kendi kelimeleri olarak Hakk'ı sâbit kılar! Muhakkak ki O, Esmâ'sıyla Zât'ınız olarak Aliym'dir!

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Ahmet Tekin = Yoksa onlar senin için:'Allah adına yalan uydurdu' mu diyorlar. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olursa, senin kalbini de, kafanı da korur. Bâtılı yok eder. Âyetleriyle, delilleriyle, icraatıyla, gerekçeli, hikmete dayalı indirilen, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek kuralları içeren hak kitab Kur’ân’ı hayata geçirir. O gönüllerdeki sırları bilir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Ahmet Varol = Yoksa: 'O Allah'a karşı yalan uydurdu' mu diyorlar? Allah dilese senin kalbini mühürler. Allah batılı ortadan kaldırır ve sözleriyle hakkı yerleştirir. O göğüslerde olanı bilendir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Ali Bulaç = Yoksa onlar: "Allah'a karşı yalan düzüp uydurdu" mu diyorlar? Oysa eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler. Allah, batılı yok edip ortadan kaldırır ve kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekiştirir (gerçekleştirir). Çünkü O, sinelerin özünde olanı bilendir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Ali Fikri Yavuz = Yoksa (Mekke kâfirleri Peygamber için); “- Allah’a bir yalan uydurdu” mu diyorlar? (Buna ancak kalbleri mühürlü olan beyinsizler cür’et ederler. Bu isnad senden çok uzaktır, fakat) Allah dilerse, senin de kalbini mühürler. Allah bâtılı yok eder; ve indirdiği kitabla hakkı (İslâm dinini) yerine getirir. Şübhe yok ki O, bütün kalblerindekileri bilendir.

kalbi-ke

  Şûrâ / 24 -

 Ali Ünal = Yoksa senin hakkında, “Bir yalan uydurup onu Allah’a mal ediyor” mu diyorlar? Oysa eğer Allah, dilerse senin kalbini mühürler (ve sen onlara vahiy adına hiçbir şey nakledemezsin. Senin onlara Biz’den naklen attıkların ise vahiydir.) Ayrıca Allah, bâtılı imha eder, hakkı ise gönderdiği kitaplar ve icraatıyla hak olarak ispat eder ve zafere ulaştırır. Gerçekten O, göğüslerin gizledikleri(ne varıncaya kadar her şeyi) hakkıyla bilir.