Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Diyanet İşleri = “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ona yumuşak bir tarzda söz söyleyin, belki öğüt alır, yahut korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Ama O'nunla yumuşak bir dille konuşun, o zaman belki aklını başına toplar, yahut da olur ki korkar.”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Adem Uğur = Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ahmed Hulusi = "Ona yumuşak söz söyleyiniz! Belki düşünüp değerlendirir yahut haşyet duyar!"

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ahmet Tekin = 'Ona yumuşak söz söyleyin, olur ki öğüt dinler, yahut Allah’ın azabından korkarak azgınlığından vazgeçer, saygı duyar.'

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ahmet Varol = Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ali Bulaç = "Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Varın da, ona yumuşak söz söyleyin; olur ki nasihat dinler, yahud korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ali Ünal = “Ama ona tatlı, yumuşak bir şekilde hitap edin. Olur ki öğüt dinler ve aklını başına alır veya hiç olmazsa kalbinde bir hareketlenme olur da biraz kendine gelir.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ona yumuşak söz söyleyin, belki düşünür veya saygı duyar.”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Bekir Sadak = Ona yumusak soz soyleyin, belki ogut dinler veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Celal Yıldırım = Ona yumuşak söz söyleyin; ola ki öğüt alır ya da (âlemlerin Rabbına saygı duyup) korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Cemal Külünkoğlu = (41-44) Ben seni kendim için seçip yetiştirdim. (Şimdi) sen ve kardeşin, artık benim mesajlarımla yola çıkın ve sakın beni anmakta gevşeklik göstermeyin! Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır. Onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki öğüt alır yahut ürperir.”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Diyanet Vakfi = Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Edip Yüksel = 'Ona yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar.'

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Varın da ona belki dinler veya korkar diye yumuşak dille söyleyin

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Varın da ona yumuşak dille söyleyin; belki dinler veya korkar.»

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Gültekin Onan = "Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Harun Yıldırım = Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Hasan Basri Çantay = (Gidin de) ona yumuşak söz söyleyin. Olur ki nasıyhat dinler, yahud (Allahdan) korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Hayrat Neşriyat = 'Buna rağmen ona yumuşak söz söyleyin; belki ibret alır ya da (Allah’dan)korkar.'

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 İbni Kesir = Ve ona yumuşak söz söyleyin, belki nasihat dinler veya korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Kadri Çelik = “Ona yumuşak söz söyleyin; umulur ki o öğüt alıp düşünür ya da içi korkarak ürperir.”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Muhammed Esed = Ama onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki aklını başına toplar, yahut (böylece, en azından kendisine) gözdağı verilmiş olur."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Mustafa İslamoğlu = Fakat ona konuşurken yumuşak bir üslup kullanın! (O zaman) belki söz dinler, ya da en azından (daha ileri gitmekten) çekinir.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ona yumuşakça söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.»

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ömer Öngüt = “Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar. ”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Şaban Piriş = Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Sadık Türkmen = Ona yumuşak (kalbine tesir edecek) uygun söz söyleyin! Belki o düşünüp öğüt alır veya korkup sakınır.”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Seyyid Kutub = Ona yumuşak sözler söyleyiniz. Belki aklı başına gelir ya da kötü akıbete uğramaktan korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Suat Yıldırım = Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitab edin. Olur ki aklını başına alır, yahut hiç değilse biraz çekinir."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Süleyman Ateş = "Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Tefhim-ul Kuran = «Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki o öğüt alıp düşünür ya da içi titrer, korkar.»

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Ümit Şimşek = 'Ona yumuşak söz söyleyin; olur ki öğüt alacağı veya Allah'tan korkacağı tutar.'

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 İskender Ali Mihr = O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 44 -

 İlyas Yorulmaz = Firavuna yumuşak bir lisanla mesajlarımı söyleyin. Belki o düşünürde, benden korkar.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Diyanet İşleri = “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hemen gidin de biz deyin, şüphe yok ki Rabbinin iki peygamberiyiz bizimle gönder İsrâiloğullarını ve onlara azap verme. Rabbinden delille geldik sana, esenlik hidâyete uyana.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Abdullah Parlıyan = Hemen O'na gidin ve deyin ki: Biz ikimiz senin Rabbinin elçileriyiz. Bunun için, İsrailoğullarının bizimle gelmesine izin ver ve onlara artık işkence etme. Biz sana, Rabbimizden delille geldik. Selamet ve saadete erenler ancak doğru yolu tutanlardır.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Adem Uğur = Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtuluş, hidayete uyanlarındır.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ahmed Hulusi = "Artık ona gelin ve deyin ki: Gerçekten senin Rabbinin Rasûlleriyiz! İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azap etme! Gerçekten biz sana, senin Rabbin tarafından bir mucize olarak geldik. . . Selâm, kılavuza tâbi olanlara olsun. "

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ahmet Tekin = Firavun’a gittiler.'Biz Rabbinin elçileriyiz. İsrâiloğulları’nı temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasına son vererek bizimle gönder. Onlara eziyet etme, işkence yapma. Biz sana Rabbinden hak peygamber olduğumuzu gösteren mûcizelerle geldik. Allah’tan gelen, Allah’ın hidayet rehberiyle öğrettiği di-ne girip uygulayanlara, hukukun üstün, hakkın ve adaletin belirleyici güç, barışın hâkim olduğu güvenli bir dünya düzeni ve selâmet yurdu, cennet vardır' dediler.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ahmet Varol = Haydi ona gidip deyin ki: 'Biz Rabbinin iki elçisiyiz. İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara işkence etme. Şüphesiz biz sana Rabbinden ayetle geldik. Selâm hidayete uyanların üzerinedir.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ali Bulaç = "Haydi ona gidin de deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azab verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun."

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ali Fikri Yavuz = Hemen gidin de Firavun’a deyin ki, biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrail Oğullarını bizimle gönder. (Şam’a gitsinler, esaret ve kölelikten, eziyyetten kurtulsunlar). Onlara azap etme (oğullarını öldürüp işkence yapma). Biz, sana, Rabbinden bir mucize ile geldik. Dünya ve ahiret selâmeti, hidayete (tevhid dinine) tabi olanlaradır.

kûlâ

  Tâ-Hâ / 47 -

 Ali Ünal = “Ona varın ve şöyle deyin: ‘Biz, (seni yaratan, yaşatan ve rızıklandıran) Rabbinin iki elçisiyiz. İsrail Oğulları’nı bizimle gönder ve onlara daha fazla işkence etme. Şurası kesin ki, sana Rabbinden apaçık bir delille geldik. Saadet ve nihaî kurtuluş, ancak Allah’ın yolunda gidenleredir.