Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
kâdirun
Diyanet İşleri = Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor.”
kâdirun
Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbinden ona bir delil indirilse derler. De ki: Allah'ın delil indirmiye gücü yeter ama onların çoğu bilmez.
kâdirun
Abdullah Parlıyan = Ve o Muhammed'e, Rabbinden herkesi inandırıcı bir başka mucize indirilseydi ya derler. De ki, Allah her türlü mucizeyi indirmeye güç yetirendir. Ne var ki, onların çoğu bu gerçeği bilmezler.
kâdirun
Adem Uğur = O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Ahmed Hulusi = Dediler ki: "O'na (Rasûlullah'a), Rabbinden bir mucize inzâl etse ya!". . . De ki: "Muhakkak ki Allâh bir mucize inzâl etmeye Kaadir'dir. . . Fakat onların çoğunluğu bilmezler. "
kâdirun
Ahmet Tekin = Onlar:'Ona, doğruluğunu tasdik eden Rabbinden bir mûcize indirilseydi ya' dediler. Sen de:'Şüphesiz Allah bir âyet, bir mûcize indirmeye kadirdir' de. Fakat onların çoğu mucize geldikten sonra iman etmedikleri zaman başlarına gelecek felâketi bilemezler.
kâdirun
Ahmet Varol = 'Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!' dediler. De ki: 'Şüphesiz Allah bir mucize indirmeye güç yetirir ancak onların çoğu bilmezler.'
kâdirun
Ali Bulaç = "Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: Şüphesiz Allah, ayet indirmeye güç yetirendir." Ama onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Ali Fikri Yavuz = (Mekke kâfirleri) şöyle dediler: “- O Peygambere, Rabbinden bir başka mûcize indirilse ya!” De ki: “- Allah, onların istediği şekilde bir mûcize indirmeğe kadirdir; fakat onların çoğu, böyle bir mûcize geldiği zaman başlarına felâket geleceğini bilmezler.
kâdirun
Ali Ünal = Kalkmışlar, “O’na Rabbisinden bizim istediğimiz türde bambaşka bir mucize indirilse ya!” deyip duruyorlar. De ki: “Allah’ ın her türden mucize göndermeye elbette gücü yeter.” Fakat onların çoğunun ilimle bir alâkası yoktur ki, (mucizeyi, peygamberliği, bunlardaki maksat ve keyfiyeti bilsinler).
kâdirun
Bayraktar Bayraklı = Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz, Allah bir mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.”
kâdirun
Bekir Sadak = «ORabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya» dediler. De ki: «Dogrusu Allah bir belge indirmege Kadir'dir, fakat cogu bilmezler.»
kâdirun
Celal Yıldırım = Ve O'na (Muhammed'e) Rabbinden bir başka âyet (herkesi inandırıcı mu'cize) indirilseydi ya, derler. De ki: Allah'ın bir âyet indirmeğe mutlaka gücü yeter. Ne var ki onların çoğu (bu yüce kudreti, ilâhî sünneti) bilmezler.
kâdirun
Cemal Külünkoğlu = “Ona (Muhammed'e), Rabbinden bir mucize indirilseydi ya” dediler. (Onlara) de ki: “Allah'ın böyle bir mucize indirmeye gücü yeter.” Fakat onların çoğu (gerçekleri) bilmez.
kâdirun
Diyanet İşleri (eski) = 'Rabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya' dediler. De ki: 'Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat çoğu bilmezler.'
kâdirun
Diyanet Vakfi = O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Edip Yüksel = 'Ona Rabbinden bir ayet (mucize) inmeli değil miydi!,' diyorlar. De ki: 'ALLAH istediği an bir ayet indirebilir; fakat çoğu bunu bilmez.'
kâdirun
Elmalılı Hamdi Yazır = Durmuşlar da ona bambaşka bir âyet indirilse ya diyorlar, de ki: şüphesiz Allah öyle bir mu'cizeyi indirib durmağa kadirdir ve lâkin ekserisi bilmezler
kâdirun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Durmuşlar: «Ona bambaşka bir mucize indirilse ya!» diyorlar. De ki: «Şüphesiz Allah'ın öyle bir mucize indirmeye gücü yeter, fakat çokları bilmezler!»
kâdirun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Dediler ki: «Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?» De ki: «Şüphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kâdirdir, fakat çokları bilmezler».
kâdirun
Gültekin Onan = "Ona rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Kuşkusuz Tanrı, ayet indirmeye güç yetirendir." Ama onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Harun Yıldırım = “Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?” dediler. De ki: “Muhakkak ki Allah ayet indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.”
kâdirun
Hasan Basri Çantay = (Şöyle) dediler: «Ona Rabbinden bir âyet (mu'cize) indirilmeli değil miydi?». De ki: «Şübhesiz Allah âyet (mu'cize) indirmiye kaadirdir». Fakat onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Hayrat Neşriyat = Bir de (o müşrikler): 'Ona Rabbinden (bizim istediğimiz) bir mu'cize indirilmeli değil miydi?' dediler. De ki: 'Şübhesiz Allah, bir mu'cize indirmeye kadirdir; fakat onların çoğu bilmezler.'
kâdirun
İbni Kesir = Ve dediler ki: Ona Rabbından bir ayet indirilmeli değil miydi? De ki: Şüphesiz Allah, ayet indirmeye kadirdir. Ne var ki, onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Kadri Çelik = “Rabbinden ona (Muhammed'e, Kur'an dışında) bir mucize indirilseydi ya” dediler. De ki: “Doğrusu Allah bir mucize indirmeye kadirdir.” Fakat çoğu bilmezler.
kâdirun
Muhammed Esed = Ve onlar: "Neden ona Rabbi tarafından hiçbir mucizevi işaret bahşedilmedi?" diye sorarlar. De ki: "Allah, katından her türlü işareti indirmeye kadirdir". Ama insanların çoğu bundan habersizdir,
kâdirun
Mustafa İslamoğlu = Onlar "Ona Rabbinden mucizevi bir belge indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: "Allah her tür mucizevi belgeyi indirmeye kadirdir." Fakat onların çoğu bunun bilincinde değildir.
kâdirun
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve dediler ki: «Onun üzerine Rabbinden bir âyet indirilmeli değil mi idi?» De ki: «Şüphe yok Allah Teâlâ âyet indirmeğe kâdirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.»
kâdirun
Ömer Öngüt = “Ona Rabbinden bir âyet (mucize) indirilmeli değil miydi?” dediler. De ki: “Şüphesiz ki Allah âyet indirmeye kâdirdir, fakat onların çoğu bilmezler. ”
kâdirun
Şaban Piriş = Peygambere: -Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? dediler. De ki: -Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Sadık Türkmen = Dediler ki: “Ona Rabbinden (öncekilere verilen mucizelerden bir mucize) bir ayet indirilmeli değil mi?” De ki: “Şüphesiz Allah ayet/mucize indirmeye kadirdir.” Fakat onların birçoğu bilmiyorlar.
kâdirun
Seyyid Kutub = Muhammed'e, Rabbinden bir mucize indirilseydi ya dediler. De ki; «Allah'ın böyle bir mucize indirmeye gücü yeterlidir, fakat onların çoğu bilgiden yoksundur.
kâdirun
Suat Yıldırım = "Ona bizim ısrarla istediğimiz bambaşka bir mûcize indirilse ya!" deyip duruyorlar. De ki: "Şüphesiz Allah öyle bir mûcize göndermeye kadirdir, fakat onların çoğu bunu bilmezler."
kâdirun
Süleyman Ateş = Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Şüphesiz Allâh, bir mu'cize indirmeğe kâdirdir, fakat çokları bilmezler."
kâdirun
Tefhim-ul Kuran = «Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?» dediler. De ki: «Şüphesiz Allah, ayet indirmeye güç yetirendir.» Ama onların çoğu bilmezler.
kâdirun
Ümit Şimşek = 'Rabbinden ona bir âyet indirilse ya' dediler. De ki: Allah elbette âyet indirmeye kadirdir. Lâkin onların çoğu bunu bilmez.
kâdirun
Yaşar Nuri Öztürk = Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir. Fakat çokları bilmiyorlar."
kâdirun
İskender Ali Mihr = Ve “Ona Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse, olmaz mı?” dediler. “Muhakkak ki; Allah, bir mucize (âyet) indirmeye kaadirdir.” de. Ve lâkin onların çoğu bilmezler.
kâdirun
İlyas Yorulmaz = Onlar “Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya” derler. Deki “Allah mucize indirmeye her zaman gücü yeter, ancak insanların çoğu bilmiyorlar.
kâdirun
Diyanet İşleri = Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkârda direttiler.
kâdirun
Abdulbaki Gölpınarlı = Görmüyorlar mı ki Allah, öyle bir mabut ki hiç şüphesiz gökleri ve yeryüzünü yaratmıştır, onların benzerini de yaratmaya gücü yeter ve onlar için bir müddet tâyin etmiştir ki şüphe yok bunda. Fakat zulmedenler, kabûl etmezler de ancak küfre kapılırlar.
kâdirun
Abdullah Parlıyan = Düşünmüyorlar mı onlar, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin bir benzerini de yaratmaya gücü yeter. Allah kendileri için bir süre koymuştur ki, onda hiç şüphe yoktur. O süre dolunca, mutlaka ölecekler ve sonra mutlaka diriltileceklerdir. Böyle iken, varoluş maksadına aykırı hareket edenler, ancak Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye çalışırlar.
kâdirun
Adem Uğur = Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.
kâdirun
Ahmed Hulusi = Görmediler mi ki, semâları ve arzı yaratmış olan Allâh, kendilerinin BENZERİNİ de yaratmaya Kaadir'dir! Onlar için, kendisinde şüphe olmayan bir ömür takdir etmiştir. Zâlimler sadece hakikati örtücü olarak yaklaştılar.
kâdirun
Ahmet Tekin = Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’ın kendilerinin benzerini de yaratmaya kadir olduğunu düşünmediler mi? Allah onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama âsiler, kâfirler, zâlimler, inkârda, küfürde, nankörlükte ısrar ettiler.
kâdirun
Ahmet Varol = Görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini de yaratmaya güç yetirebilir? Onlar için üzerinde şüphe olmayan bir ecel belirledi. Ancak zalimler küfürde ayak direttiler.
kâdirun
Ali Bulaç = Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler.
kâdirun
Ali Fikri Yavuz = Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah, o insanlar için, bir de ecel (ölüm vakti) tayin buyurdu ki, onda hiç şüphe yok. Fakat zalimler, hakkı kabulden yüz çevirdiler; ancak küfrü seçtiler.
kâdirun
Ali Ünal = (Önlerinde haşre delil olan onca hadiseler cereyan edip dururken,) hiç görmüyor ve düşünmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerlerini yaratmaya (ölümlerinden sonra onlara yeniden hayat vermeye) kadirdir? O, onlar için asla şüphe götürmeyecek bir vade belirlemiştir. Ama zalimler, yine de inkârlarında diretmektedirler.