Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Diyanet İşleri = Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Biz, seni dinleyecekleri zaman asıl neyi dinliyeceklerini ve birbirleriyle gizlice konuşurlarken o zâlimlerin, siz ancak büyülenmiş bir adama uymuşsunuz diyeceklerini pek iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Abdullah Parlıyan = Biz onların seni dinlerken, ne sebeple dinlediklerini kendi aralarında gizlice konuşurlarken, o varoluş gayesine aykırı hareket edenlerin: “Siz eğer Muhammed'e uyarsanız, düpedüz büyülenmiş bir adama uymuş olacaksınız” dediklerini de çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Adem Uğur = Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ahmed Hulusi = Sana kulak verdiklerinde nasıl dinlediklerini; aralarında fısıldaşırlarken de, o zâlimlerin: "Sihirlenmiş bir adama tâbi oluyorsunuz" dediklerini biz iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ahmet Tekin = Biz, onların, seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, ortalık bulandırmak için Kur’ân’ı yalanlayan ve alaya alan fısıltılar yaydıklarını; isyan ile, inkâr ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin:'Siz, büyülenerek aklı etki altına alınmış bir adama tâbi oluyorsunuz' dediklerini çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ahmet Varol = Onların seni dinlediklerinde neye kulak verdiklerini ve gizli konuşmaları esnasında da o zalimlerin: 'Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz' dediklerini biz çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ali Bulaç = Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar senin okuyuşunu dinlerken nasıl (alay ederek) dinlediklerini, birbirleriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: “- Siz ancak büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz.” demekte olduklarını biz çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ali Ünal = Senin okuyuşunu dinlerlerken gerçekte neyi duymak istediklerini ve gizli yerlerde ise, Allah’a şirk koşmada önü çeken o zalimlerin diğerlerine, “Siz, başka değil, ancak büyüye tutulmuş bir adamın arkasından gidiyorsunuz!” dediklerini Biz çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Bayraktar Bayraklı = Seni dinlerlerken niye dinlediklerini de, gizli toplantılarında haksızlık yapanların, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Bekir Sadak = Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantilarinda zalimlerin: «Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz» dediklerini Biz cok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Celal Yıldırım = Seni dinledikleri zaman neye nasıl kulak verdiklerini ve o gizli toplanıp fısıldaşarak zâlimlerin ; «siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz» dediklerini çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin: “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Diyanet İşleri (eski) = Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: 'Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz' dediklerini Biz çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Diyanet Vakfi = Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: «Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Edip Yüksel = Seni dinlerlerken nasıl işittiklerini ve kendi aralarında konuşurlarken zalimlerin, 'Siz sadece büyülenmiş bir adamı izliyorsunuz,' dediklerini iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Biz pek âlâ biliyoruz seni dinlerken ne suretle dinliyorlar? Birbirleriyle fısıldaşırlarken de ve o zalimler derlerken de: başka değil, sırf bir sihirli adama tâbi' oluyorsunuz

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz çok iyi biliriz seni dinledikleri zaman ne maksatla dinlediklerini ve birbirleriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: «Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!» dediklerini.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onların seni dinlerken ne niyetle dinlediklerini ve aralarında fısıldaştıkları zaman o zalimlerin 'Siz ancak büyülenmiş bir adamın peşine takılıyorsunuz' dediklerini Biz biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Gültekin Onan = Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Harun Yıldırım = Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Hasan Basri Çantay = Onlar seni dinleyecekleri zaman (hakıykatde) neyi dinleyeceklerini, gizli (ve sinsi) konuşurlarken o zalimlerin (nasıl) «Siz büyülenmiş bir kimseden başkasına tâbi' olmuyorsunuz» diyeceğini biz pek iyi bileniz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Hayrat Neşriyat = Seni dinlerken ne maksadla dinlemekte olduklarını ve onlar (kendi aralarında)fısıldaşırlarken o zâlimleri: '(Siz) ancak sihirlenmiş bir adama tâbi' oluyorsunuz!' diyorlarken en iyi bilen biziz!

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 İbni Kesir = Biz, onların seni dinledikleri zaman; neye kulak verdiklerini çok iyi biliriz. Gizli toplandıkları zaman da hani zalimler diyorlardı ki: Siz, sadece büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Kadri Çelik = Biz onların seni dinlediklerinde niçin dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin, “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Muhammed Esed = Seni dinledikleri zaman, Biz onların aslında neye kulak kesildiklerini ve kendi aralarında görüştükleri zaman, bu zalimlerin (birbirlerine): "(Eğer Muhammed'e uyarsanız,) düpedüz büyülenmiş bir adama uymuş olacaksınız!" dediklerini çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Mustafa İslamoğlu = (Ey Muhammed!) Sana kulak verdiklerinde, aslında onların neye kulak kabarttıklarını ve kendi aralarında gizli kapaklı görüşmeleri sırasında o zalimlerin, "Eğer (ona) uyarsanız yalnızca büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz" dediklerini Biz çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Biz pek iyi biliriz, seni dinleyecekleri zaman onların neyi dinleyeceklerini. Onlar o zaman bir gürûhturlar, o zaman o zalimler derler ki: «Başka değil, büyülenmiş bir erkeğe tâbi oluyorsunuz.»

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ömer Öngüt = Onların seni dinlerken neye kulak verdiklerini (ne maksatla dinlediklerini) biz çok iyi biliriz. Kendi aralarında fısıldaşırlarken de, hani o zâlimler diyorlardı ki: “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!”

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Şaban Piriş = Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konuşmalarında zalimlerin ”Siz büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Sadık Türkmen = Biz, seni ne maksatla dinlediklerini ve hani onlar gizli konuşurlarken de o zalimlerin; “Siz ancak, sihirlenmiş bir adama tâbi oluyorsunuz” dediklerini de gayet iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Seyyid Kutub = Onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, sonra aralarında neler fısıldaştıklarını ve o zalimlerin müslümanlara «Siz kesinlikle büyülenmiş bir adamın peşinden gidiyorsunuz» dediklerini iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Suat Yıldırım = Onlar senin okuyuşunu dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kulis yaparken insanlara: "Siz, sadece sihir tesirinde kalmış birinin peşinde gidiyorsunuz, aklınızı kullanın!" diye fısıldaşarak vesvese verdiklerini pek iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Süleyman Ateş = Biz onların, seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini, kendi aralarında gizli konuşurlarken de o zâlimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini gâyet iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Tefhim-ul Kuran = Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: «Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz» dediklerini çok iyi biliriz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Ümit Şimşek = Onların seni dinlerken ne niyetle dinlediklerini ve aralarında fısıldaştıkları zaman o zalimlerin 'Siz ancak büyülenmiş bir adamın peşine takılıyorsunuz' dediklerini Biz biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onların seni dinlerken, neye kulak verdiklerini biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldaşırlarken de şöyle konuşur o zalimler: "Büyülenmiş bir adamdan başkasının ardısıra gitmiyorsunuz!"

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 İskender Ali Mihr = Onların dinledikleri şeyi ve seni dinliyorlarken, zalimlerin “Büyülenmiş bir adama tâbî oluyorsunuz.” diyerek fısıldaştıklarını Biz çok iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  İsrâ / 47 -

 İlyas Yorulmaz = Onların seni dinledikleri zaman niçin dinlemek istediklerini biz çok iyi biliyoruz. Ayrıca onların kendi aralarında yaptıkları kulislerde, zalimlerin insanlara “Siz ancak sihire uğramış bir adama itaat ediyorsunuz” dediklerini de iyi biliyoruz.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Diyanet İşleri = Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hani münâfıklarla gönüllerinde hastalık olanlar, bunları dinleri aldatmıştır demişlerdi; halbuki kim Allah'a dayanırsa bilsin ki Allah, şüphe yok ki üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Abdullah Parlıyan = O zaman münafıklarla, kalplerinde hastalık bulunanlar: “Bu adamları dinleri yanlış yola götürüyor” diyorlardı. Ama Allah'a güvenip dayanan kişiye gelince o bilir ki, Allah mutlaka her yaptığını yerli yerince yapan ve en yüce iktidar sahibi olandır.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Adem Uğur = O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, (sizin için), "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve techizat üstünlüğü değildir).

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Ahmed Hulusi = Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar: -Müslümanları dinleri aldattı, diyorlardı. Oysa kim Allah’a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Ahmet Tekin = O sırada müslüman görünerek İslâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafıklar ve kalpleri kararmış, akıllarından zoru olanlar, hasta ruhlular müslümanlara:'Şu adamları dinleri, şeriatları, medeniyetleri aldattı' diyorlardı. Kim Allah’a dayanıp güvenir, işlerini Allah’a havale ederse, bilsin ki, Allah kudretlidir, hikmet sahibi ve hükümrandır.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Ahmet Varol = Münafıklarla kalplerinde hastalık olanlar: 'Bunları dinleri aldattı' diyorlardı. Kim Allah'a güvenirse, Allah yücedir, hakimdir.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Ali Bulaç = Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: "Bunları (müslümanları) dinleri aldattı." Oysa kim Allah'a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Ali Fikri Yavuz = O sıra münafıklarla, kalblerinde bir hastalık bulunanlar (henüz İslâmı kabul etmekle imanları kökleşmiyenler), şöyle diyorlardı. “- Bu müslümanları, dinleri aldattı.” Halbuki Allah’a tevekkül edip ona güvenen galip olur. Çünkü Allah (her şeye) galiptir; (yaptıklarında) hikmet sahibidir.

iz yekûlu

  Enfâl / 49 -

 Ali Ünal = Münafıklar ve kalblerinin tam merkezinde (manevî hayatlarını yok eden) bir hastalık bulunanlar da mü’minler hakkında, “Kendilerini bir şey zanneden şu basit adamları dinleri aldattı! (Aksi halde, kendilerinden sayı ve malzeme bakımından çok güçlü olan Mekke ordusuyla savaşmaya kalkışabilirler mi?)” diyorlardı. Fakat şurası bir gerçek ki, kim Allah’a güvenip dayanırsa, hiç şüphesiz Allah izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galiptir, her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır.