Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Diyanet İşleri = Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki İblis'in, onlar hakkındaki zannı doğru çıktı, derken, inananlardan bir bölükten başka hepsi de ona uydu.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Abdullah Parlıyan = Andolsun İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu. Böylelikle iman etmekte olan bir gurup dışında, onların pek çoğu İblise uymuş oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Adem Uğur = Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki İblis'in onların (insanların) hakkındaki zannı doğru çıktı da, iman edenler dışındakiler ona tâbi oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ahmet Tekin = Andolsun, İblisin onlar hakkındaki tahmini doğru çıktı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ahmet Varol = Andolsun ki İblis onlar hakkındaki kanaatini doğru çıkardı. Böylece mü'minlerden bir grup dışında (hepsi) ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ali Bulaç = Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ali Fikri Yavuz = Gerçekten İblis, insanlar aleyhindeki, (muhakkak onları azdıracağım) vaadini yerine getirdi. Onun için, müminlerden ibaret bir fırkadan başkası, İblis’e tâbi oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ali Ünal = İblis, (Sebe’lilerin) yaptıklarıyla insanlar hakkındaki zan ve temennisinde haklı çıktı. İçlerinde bulunan mü’min bir grup hariç, hepsi ona tâbi oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir grubun dışında hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Bekir Sadak = And olsun ki Iblis, onlar hakkindaki gorusunu dogru cikartmis; inananlardan bir topluluk disinda hepsi ona uymuslardi.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki, İblîs onlar hakkındaki zan ve tahminini doğruya çıkarmış ; mü'minlerden bir topluluk dışında hepsi de ona uymuşlardı.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun ki, İblis, onlara ilişkin beklentisini gerçekleştirmiş ve bir grup mü'minin dışında hepsi ona uymuştu.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki İblis, onlar hakkındaki görüşünü doğru çıkartmış; inananlardan bir topluluk dışında hepsi ona uymuşlardı.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Edip Yüksel = İblis, onlar hakkındaki beklentilerini doğru çıkardı. İnanan bir grup hariç ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Yine celâlime kasem ederim ki İblîs, onlar aleyhindeki zannını hakıkaten doğru buldu da içlerinde mü'minlerden ıbaret bir fırkadan maadası ona tabi' oldular

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Yine andolsun ki, iblis onlar aleyhindeki tahminini gerçekten doğru buldu da içlerinde müminlerden ibaret bir gruptan başkası ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yine yemin ederim ki, İblis onlar hakkındaki zannını hakikaten doğru buldu da içlerinde müminlerden ibaret bir gruptan başkası ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Gültekin Onan = Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu; böylelikle inançlılardan bir grup dışında, ona uymuş oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Harun Yıldırım = Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun, İblîs onlar aleyhindeki zarınını gerçekleşdirmişdi de, îman edenlerden bir zümre haaric olmak üzere, (tamamen) ona uymuşlardı.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Hayrat Neşriyat = And olsun ki İblis, onlar hakkındaki (çoğunu azdırıp, samîmî kulları ise kandıramayacağına dâir) zannını doğru çıkardı da mü’minlerden (ihlâslı olan) bir zümre hâriç, ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 İbni Kesir = Andolsun ki; İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkarmış ve mü'minlerden bir topluluk hariç ona tabi olmuşlardır.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu. Böylelikle müminlerden bir grup dışında onlar, ona (İblis'e) uymuş oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Muhammed Esed = Doğrusu İblis, onlar hakkında doğru söylemişti, çünkü (içlerindeki) bazı müminler hariç, tümü o(nun çağrısı)na uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve doğrusu İblis, onların aleyhinde kanaat belirtirken yanılmamıştı; nitekim bir gurup inanan hariç geri kalanların hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, şeytan onların aleyhindeki zannını tahakkuk ettirmiş oldu. Ona tâbi oldular. Ancak mü'minlerden bir zümre müstesna.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki İblis onların aleyhindeki zannını gerçekleştirdi. Müminlerden bir fırka hariç olmak üzere hepsi ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Şaban Piriş = İblis onlar hakkındaki düşüncesini doğruladı ve mü’min bir grup dışında ona tabi oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Sadık Türkmen = Gerçek şu ki, İblisin onlarla ilgili zannı doğru çıktı! Onlar, ona uydular. İnananlardan bir topluluk dışında!

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Seyyid Kutub = Şeytan, onlara ilişkin beklentisini gerçekleştirmiş ve bir grup mü'min dışında hepsi ona uymuştu.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Suat Yıldırım = Hakikaten İblis onlar hakkındaki zan ve temennisini gerçekleştirdi, muradına erdi. Müminlerden bir kısmı hariç, onun peşine düştüler.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Süleyman Ateş = Andolsun İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı, inanan bir bölükten başka (hepsi) ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle, iman etmekte olan bir grup dışında onlar, ona uymuş oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Ümit Şimşek = Gerçekten de İblis onlar hakkındaki zannını doğruladı ve mü'minlerden bir topluluk dışındakiler ona uyup gittiler.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, İblis onlarla ilgili sanısında isabet etti. İnananlardan bir grup dışındakiler ona uydular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

ittebeû-hu

  Sebe’ / 20 -

 İlyas Yorulmaz = İblis, onları yoldan çıkaran bu kararlarını doğrulayıp destekleyince, inananların bir kısmı dışında kalanlar, İblisin yolunu takip edip ona uydular.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Diyanet İşleri = Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sonra izlerinden peygamberler gönderdik ve onların izince de Meryem oğlu İsâ'yı yolladık ve ona İncil'i verdik ve ona uyanların gönüllerinde fazla bir yumuşaklık ve merhamet yarattık; ve râhipliği, onlara biz farzetmediysek de onlar ancak Allah rızâsını kazanmak için icât ettiler, derken onun hakkına da gereği gibi riâyet edemediler, derken onlardan inananlara, mükâfatlarını verdik ve onların çoğuysa buyruktan çıkmış olanlardır.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Abdullah Parlıyan = Ve sonra onların ardından, öteki elçilerimizi gönderdik ve zaman içinde arkalarından kendisine İncil verdiğimiz, Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, O'na sadık bir şekilde uyanların kalplerine, şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz onlara gerekli kılmamıştık. Yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için, O'nu kendileri uydurdular. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onların da bir çoğu yoldan çıkmışlardı.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Adem Uğur = Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Ahmed Hulusi = Sonra Rasûllerimizle onların eserleri üzere takviye ettik! Meryem'in oğlu İsa ile de takviye ettik; Ona İncil'i (müjde olan BİLGİ) verdik. . . Ona tâbi olanların kalplerinde şefkat, sınırsız hoşgörü ve rahmet ve Ruhbaniyet (Allâh'a ermeyi) oluşturduk; bu amaçla yaptıkları ruhbaniyet çalışmalarını ise (çok büyük korku dolayısıyla sırf uhrevî - ruhanî yaşama dönük çalışma) onlar uydurdular! (Oysa) onu (Ruhbaniyeti) onlara mükellef kılmamıştık. Ancak Allâh'ın rıdvanını (cennet nimetlerini) talep etmek için bunu başlattılar. . . (Ama) ona hakkıyla da riayet etmediler! Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. . . (Ancak) onlardan (ruhbanlardan) çoğunun inancı bozuktur!

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Ahmet Tekin = Sonra bunların izinden ardarda Rasullerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona, onun sünnetine tâbi olanların kafalarına, kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığı-zâhidliği biz onlara yazılı olarak farz kılmadık. Bunu, Allah rızasını kazanmak için yaptılar, ama buna gereği gibi, bihakkın, samimiyetle riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onların çoğu doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkan fâsıktı, âsi ve bozguncu idi.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Ahmet Varol = Sonra onların izleri üzere elçilerimizi ardarda gönderdik. Arkalarından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerine bir şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Kendilerinin çıkardıkları ruhbanlığı ise biz kendilerine farz kılmamıştık. Bunu sırf Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için (çıkardılar) ama ona da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Ali Bulaç = Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Ali Fikri Yavuz = Sonra (Nûh ile İbrahîm’in) arkalarından peygamberlerimizi ard arda gönderdik. Bir de arkalarından Meryem’in oğlu İsa’yı yolladık; ve ona İncil’i verdik. Kendisine bağlı kalanların kalblerine ince bir duygu ve bir merhamet ihsan ettik. Bir de (insanların fitnesinden kaçıb sırf ibadete koyulmaktan ibaret olan) Ruhbaniyyet ki, bunu onlar icad ettiler; biz onu, üzerlerine farz kılmamıştık. Ancak Allah rızasını aramak için (bu icadı) yaptılar. Sonra da ona gereği üzre riayet etmediler, (Ruhbaniyyete teslisi, ittihadı ve küfrü ilâve etmek suretiyle hakkını gözetmediler, onu zayi ettiler). Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükâfatlarını verdik. Çokları ise yoldan çıkmış fâsıklardır, (kâfirlerdir).

ittebeû-hu

  Hadîd / 27 -

 Ali Ünal = Sonra, o rasûl ve peygamberlerin izleri ardınca daha başka rasûllerimizi gönderdik ve nihayet Meryem oğlu İsa’yı gönderip, kendisine İncil’i verdik ve O’na uyanların kalblerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığı ise Biz onlara farz kılmadık, ama bizzat kendileri Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla onu icat ettiler; ne var ki, ona gerektiği şekilde riayet de etmediler. İçlerinde hakkıyla iman etmiş olanlara elbette mükâfatlarını veririz. Fakat, onların çoğu da yoldan çıkmış kimselerdir.