Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
illâllâhu (illâ allâhu)
Diyanet İşleri = Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Abdulbaki Gölpınarlı = Gökle yer arasında uçup duran kuşları görmezler mi? Onları boşlukta tutan, ancak Allah'tır. Şüphe yok ki bunda da inanan topluluğa deliller var.
illâllâhu (illâ allâhu)
Abdullah Parlıyan = Gökle yer arasında uçup duran kuşları görmezler mi? Onları boşlukta tutan ancak Allah'tır, şüphe yok ki, bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Adem Uğur = Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ahmed Hulusi = Havada Allâh hükmüne uymakta olan kuşları görmüyorlar mı? Onları Allâh'tan (Esmâ'sının kuvvelerinden) başkası tutmuyor. . . Bu işaretlerde de aklını kullananlar için bir ibret vardır!
illâllâhu (illâ allâhu)
Ahmet Tekin = Göğün boşluğunda, Allah’ın koyduğu kanunlara boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları orada Allah’tan başkası tutamaz, uçuş kanunlarını O’ndan başka kimse koyup işlerlik kazandıramaz. Bunda iman eden bir kavim, bir toplum için ibretler, şaşılacak kudretini ve birliğini gösteren deliller vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ahmet Varol = Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmediler mi? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz bunda iman eden bir topluluk için ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ali Bulaç = Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ali Fikri Yavuz = Gök boşluğunda uçmağa mahkûm edilen kuşlara bakmadılar mı? Onları (kanatlarını açarken ve kapatırken) ancak Allah (kudreti ile) tutuyor. Elbette bunda iman edecek bir topluluk için, (ibret alacak) çok alâmetler var.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ali Ünal = Gök boşluğunda Allah’ın emrine ve kanununa boyun eğmiş bir halde uçan kuşlara hiç mi dikkat etmezler? Onları orada Allah’ tan başkası tutmuyor. Elbette bunda imana ve onda derinleşmeye açık bir topluluk için pek çok işaretler, deliller vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Bayraktar Bayraklı = Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için deliller vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Bekir Sadak = Gogun boslugunda Allah'in buyruguna boyun egerek ucan kuslara bakmiyorlar mi? Onlari Allah'tan baska tutan kimse yoktur. Inanan millet icin bunda dersler vardir.
illâllâhu (illâ allâhu)
Celal Yıldırım = Gök boşluğunda (ilâhî hilkat sünnetine) boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı ? Onları ancak Allah tutar. Doğrusu bunda imân eden bir millet için dersler, öğütler, ibretler ve belgeler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Cemal Külünkoğlu = Onlar gök boşluğunda, süzülen kuşları görmüyorlar mı? Onları dengede tutan Allah'tan başkası değildir. Bu olayda inanan bir toplum için nice ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Diyanet İşleri (eski) = Göğün boşluğunda Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Diyanet Vakfi = Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Edip Yüksel = Göğün atmosferine uygun yaratılmış kuşları görmüyorlar mı? Onları ALLAH'tan başkası tutmaz. Bunda inanan bir toplum için elbette ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Elmalılı Hamdi Yazır = Görmediler mi baksalar a kuşlara cevvi Semâda müsahharlar iken onları Allahdan başka tutan nedir? Elbette bunda iyman edecek bir kavm için çok âyetler var
illâllâhu (illâ allâhu)
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gökyüzünün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşları görmediler mi? Onları boşlukta tutan Allah'tır ancak. Şüphesiz, bunda iman edecek bir topluluk için birçok deliller vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Göğün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşlara bakmadılar mı? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için âyetler (ibretler) vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Gültekin Onan = Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Tanrı'dan başkası tutmuyor. Şüphesiz inanan bir topluluk için bunda ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Harun Yıldırım = Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Hasan Basri Çantay = Yerle gök arasında (Allaha) râm (ve) müsehhar ol (arak uçuş) an kuşları görmediler mi? Bunları (orada) Allahdan başkası tutmuyor. Bunda da îman edecek bir kavm için nice âyetler (ibretler) vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Hayrat Neşriyat = (Onlar) gök boşluğunda (uçmaları için) emre boyun eğdirilmiş kuşları görmediler mi? Onları (o boşlukta) Allah’dan başkası tutmuyor. Şübhe yok ki bunda, îmân edecek bir topluluk için nice deliller vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
İbni Kesir = Göğün boşluğunda; Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka kimse tutmaz. İnanan bir kavim için muhakkak ki bunda ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Kadri Çelik = Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Muhammed Esed = Peki, (hakkı inkar edenler), göğün ortasında, boşlukta, (Allah'ın yarattığı yasalara uyarak) uçup duran kuşlara bakıp düşünmüyorlar mı hiç? Elbette, Allah'tan başka kimse yok, onları yukarıda tutan. Şüphesiz bunda inanmaya eğilim duyanlar için çıkarılacak dersler var!
illâllâhu (illâ allâhu)
Mustafa İslamoğlu = Peki, kuşlar üzerinde hiç mi gözlem yapmazlar? Onlar göğün boşluğunda (uçarken, ilahi yasalara) boyun eğmişlerdir. Onları orada tutan (yasayı) Allah'tan başka kimse (koyamaz). Hiç şüphesiz, inanıp güvenen bir toplum için bunda da mutlaka alınacak dersler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ömer Nasuhi Bilmen = Görmediler mi, gök ile yer arasında musahhar olan kuşları? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphe yok ki bunda imân edenler olan bir kavim için elbette ibretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ömer Öngüt = Göğün boşluğunda O'nun emrine boyun eğdirilmiş olan kuşları görmüyorlar mı? Onları havada tutan Allah'tan başkası değildir. Şüphesiz ki bunda inanan bir topluluk için âyetler (ibretler) vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Şaban Piriş = Gök boşluğunda, Allah’ın emrine boyun eğen kuşları görmüyorlar mı? Onları, Allah’tan başka kimse tutmuyor. İşte bunda da iman eden bir toplum için belgeler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Sadık Türkmen = Kuşlara bakmadılar mı? Gök boşluğunda boyun eğdirilmiş! Onlara havada tutunma özelliğini veren Allah’tır. Şüphesiz bunda, düşünen bir topluluk için gerçekten birçok dersler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Seyyid Kutub = Onlar gök boşluğunda, süzülen kuşları görmüyorlar mı? Onları dengede tutan Allah'dan başkası değildir. Bu olayda mü'minler için birçok ibret dersleri vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Suat Yıldırım = Gökyüzünün genişliğinde Allah’ın emrine râm olarak uçan kuşları görmezler mi?Bunları orada Allah’tan başkası tutmuyor. Elbette bunda iman edecek kimseler için çok deliller, çok işaretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Süleyman Ateş = Göğün boşluğunda, O'nun emrine boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başka tutan yoktur. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için âyetler (Allâh'ın büyüklüğüne işâretler) vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Tefhim-ul Kuran = Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Ümit Şimşek = Gökyüzünün boşluğunda Allah'ın emrine uyarak uçan kuşları görmediler mi? Onları havada tutan Allah'tan başkası değildir. İman eden bir topluluk için bunda âyetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
Yaşar Nuri Öztürk = Gök boşluğunda, bir emre boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah'tan başkası tutmuyor. Bunda, inanan bir topluluk için elbette ki izler, işaretler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
İskender Ali Mihr = Onlar, göklerin boşluğunda emre amade olan kuşları görmediler mi? Onları, Allah’tan başkası (boşlukta) tutamaz. Muhakkak ki bunda, mü’min olan bir kavim için elbette âyetler vardır.
illâllâhu (illâ allâhu)
İlyas Yorulmaz = Göğün boşluğunda, yaratanının emriyle uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) tutan Allah dır. Bu gözlemlemede, inanan bir toplum için alınacak ibretler vardır.
illâ allâhu
Diyanet İşleri = Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.
illâ allâhu
Abdulbaki Gölpınarlı = Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan sonra gelip geçen ve ancak Allah'ın bildiği kavimlere âit olan haberler gelmedi mi size? Onlara peygamberleri, apaçık delillerle gelmişti de onlar, elleriyle peygamberlerinin ağızlarını örtmüşler ve biz demişlerdi, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz ve gerçekten de bizi dâvet ettiğiniz şeyler hakkında şüphe ve tereddüt içindeyiz.
illâ allâhu
Abdullah Parlıyan = Sizden önce gelip geçen inkârcı toplumların başına gelenlerden, hiç haberiniz olmadı mı? Nuh kavminin, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin! Onların başına gelenleri, Allah'tan başka kimse bilmez. Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiler, onlar ise peygamberleri konuşturmamak için, ellerini onların ağızlarına doğru uzatıp, kapatmaya çalışmışlar ve: “Doğrusu biz, sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz ve bizi davet ettiğin şeyden de, iyice şüphe içindeyiz” dediler.
illâ allâhu
Adem Uğur = Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.
illâ allâhu
Ahmed Hulusi = Sizden öncekilerin, Nuh halkının, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin haberleri gelmedi mi size? (Ki) onları Allâh'tan başkası bilmez! Onlara Rasûlleri delillerle gelmişti de; onlar ellerini ağızlarına götürüp (Arap âdetinde bir fikri ret jesti) şöyle dediler: "Doğrusu biz kendisiyle irsâl olunduğunuzu inkâr ediyoruz; gerçekten bizi kendisine davet ettiğine karşı, endişe verici bir kuşku içindeyiz. "
illâ allâhu
Ahmet Tekin = Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve kimliklerini yalnızca Allah’ın bildiği onlardan sonraki kavimlerin cezalandırılma haberleri sana gelmedi mi? Rasulleri, deliller ve mucizelerle hak dine davet için geldi de, onlar kendilerine uzatılan rahmet ve lütuf ellerini lafa boğarak geri çevirdiler: 'Biz, sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz. Bizi davet ettiğiniz şeye karşı sû-i zannımızın beslediği şüpheler içindeyiz.' dediler.
illâ allâhu
Ahmet Varol = Size, sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin -ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp şöyle dediler: 'Biz sizinle gönderileni inkar ettik ve doğrusu sizin bizi kendisine çağırdığın şeyden kuşkulu bir şüphe içindeyiz.'
illâ allâhu
Ali Bulaç = Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."
illâ allâhu
Ali Fikri Yavuz = Size, sizden önce gelip geçen Nûh kavminin, Âd kavminin, Semûd kavminin ve onlaradan sonra da tafsilâtını ancak Allah’ın bildiği kavimlerin haberleri gelmedi mi? Onlara, Peygamberleri mûcizelerle gelmişlerdi de ellerini (hayretlerinden kendi ağızlarına veya konuşturmamak için Peygamberlerin) ağızlarına itip şöyle demişlerdi: “- Biz, sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz, ona inanmıyoruz ve bizi davet ettiğiniz şeyden, kuşku veren bir şüphe içindeyiz.”
illâ allâhu
Ali Ünal = Sizden önce gelmiş geçmiş toplulukların, Nuh kavminin, Âd ve Semûd’un ibret dolu tarihleri size anlatılmadı mı? Ve onlardan sonra gelen toplulukların da? (Tarihin derinliklerinde kalmış) bu toplulukları, (bütün özellikleri ve tarihleriyle) ancak Allah bilir. Kendilerine gönderilen rasûller, onlara apaçık gerçekler ve delillerle gelmişlerdi. Fakat onlar, (bu gerçekler ve deliller karşısında söyleyecek söz bulamamanın şaşkınlığı içinde, fakat alay ve öfke ile) ellerini ağızlarına götürüp, “Biz” dediler, “sizinle gönderilen bu şeyleri ret ve inkâr ediyoruz. Gerçekten biz, bizi kabul etmeye çağırdığınız bu şeyler hakkında çok derin bir kuşku içindeyiz.”