Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ba’du-kum ilâ ba’dın
Diyanet İşleri = Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Abdulbaki Gölpınarlı = Nasıl alabilirsiniz ki birbirinizle kaynaşmıştınız ve onlar, sizden adamakıllı söz de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Abdullah Parlıyan = Onu nasıl alırsınız ki, birbirinizle içli dışlı olmuş, karılıp katılmıştınız, o eşleriniz sizden sağlam söz de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Adem Uğur = Vaktiyle siz birbirinizle haşir-neşir olduğunuz ve onlar sizden sağlam bir teminat almış olduğu halde onu nasıl geri alırsınız!
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ahmed Hulusi = Birbirinizle birleşip bütünleştikten sonra nasıl geri alırsınız ki; ayrıca (nikâhlanırken) sizin sözünüz vardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ahmet Tekin = Birbirinizle kaynaşıp başbaşa kalmışken ve onlar sizden sağlam bir söz, bir teminat almışken verdiğinizi nasıl geri alabilirsiniz?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ahmet Varol = Birbirinize katılmışken ve onlar sizden kuvvetli bir güvence almışken onu nasıl alırsınız?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ali Bulaç = Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize katılmış (birleşerek içli-dışlı olmuş)tınız. Onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ali Fikri Yavuz = Verdiğiniz o mehri zevcenizden nasıl alırsınız ki, birbirinizle birleşip katıldınız ve onlar sizden kuvvetli bir teminat, nikâh sözleşmesi aldılar.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ali Ünal = Hem nasıl alabilirsiniz ki, birbirinize karılıp katıldınız; aynı yastığa baş koydunuz ve (eşleriniz) sizden haklarını gözetme konusunda sağlam bir teminat da almışlardı!?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Bayraktar Bayraklı = Vaktiyle birbirinizle haşır neşir olduğunuz ve onlar sizden sağlam teminat almış olduğu halde, onu nasıl geri alırsınız?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Bekir Sadak = Nasil alirsiniz ki siz birbirinize katilmistiniz ve onlar sizden saglam teminat almislardi.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Celal Yıldırım = Nasıl alırsınız ki, birbirinize iyice katılıp başbaşa kaldınız ve onlar (adına) sizden sağlam bir söz de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Cemal Külünkoğlu = Kendinizi birbirinize adadıktan ve eşiniz sizden sağlam bir taahhüt (nikâh) aldıktan sonra verdiğinizi ondan nasıl geri alabilirsiniz?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Diyanet İşleri (eski) = Nasıl alırsınız ki siz birbirinize katılmıştınız ve onlar sizden sağlam teminat almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Diyanet Vakfi = Vaktiyle siz birbirinizle haşir-neşir olduğunuz ve onlar sizden sağlam bir teminat almış olduğu halde onu nasıl geri alırsınız!
ba’du-kum ilâ ba’dın
Edip Yüksel = Bir zamanlar birbirinizin en yakın içli dışlı dostu olmanıza ve sizden sağlam bir söz almalarına rağmen nasıl olur da onu geri alırsınız?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Elmalılı Hamdi Yazır = Nasıl alırsınız ki birbirinize karıştınız ve onlar sizden kuvvetli bir misak almışlardı
ba’du-kum ilâ ba’dın
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Nasıl alırsınız ki, birbirinize karıştınız ve onlar sizden sağlam bir söz almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Birbirinizle kaynaşıp başbaşa kalmışken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almışken verdiğinizi nasıl geri alabilirsiniz?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Gültekin Onan = Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize katılmış (birleşerek içli-dışlı olmuş)tınız. Onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Harun Yıldırım = Onu nasıl alırsınız ki andolsun siz birbirinizle tenhada kaldınız ve onlar sizden çok sağlam kesin söz aldılar.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Hasan Basri Çantay = Onu nasıl alırsınız ki birbirinize karılıb katıldınız. Onlar sizden kuvvetli te'mînat da aldılar.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Hayrat Neşriyat = Hem onu nasıl alırsınız ki, birbirinizle gerçekten başbaşa kalmıştınız ve (eşleriniz)sizden pek sağlam bir söz almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
İbni Kesir = Onu nasıl alırsınız ki; birbirinize karışıp katıldınız. Ve onlar, sizden kuvvetli te'minat aldılar.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Kadri Çelik = Siz birbirinize karışmış (birlikte yaşamış) ve onlar sizden sağlam bir güvence almışken, onu nasıl geri alırsınız!
ba’du-kum ilâ ba’dın
Muhammed Esed = Kendinizi birbirinize adadıktan ve eşiniz sizden sağlam bir taahhüt aldıktan sonra onu nasıl geri alabilirsiniz?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Mustafa İslamoğlu = Birbirinizin mahremi olduktan ve eşiniz sizden sağlam bir taahhüt aldıktan sonra, onu nasıl geri alabilirsiniz ki?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onu nasıl alırsınız ki, biribirinize mukarenette bulundunuz, ve sizden kuvvetli bir ahit almışlardır.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ömer Öngüt = Onu nasıl alırsınız ki birbirinize karışıp katıldınız, içli-dışlı oldunuz. Onlar sizden kuvvetli bir teminat da almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Şaban Piriş = Nasıl alabilirsiniz ki, birbirinizle kaynaşmış ve eşleriniz sizden kesin bir teminat almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Sadık Türkmen = Hem siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Seyyid Kutub = Verdiğinizi nasıl geri alırsınız ki, sizler birbirinizle içli- dışlı olmuşsunuz ve onlar sizden güçlü bir güvence almışlardır.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Suat Yıldırım = Nasıl alabilirsiniz ki birbirinize karılıp katıldınız, bir yastığa baş koydunuz. Hem onlar siz kocalarından hukuklarını gözetme konusunda sağlamca te’minat da aldılar?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Süleyman Ateş = Nasıl alırsınız ki, birbirinize geçmiş (içli dışlı olmuş) idiniz ve onlar, sizden sağlam te'minât almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Tefhim-ul Kuran = Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize katılmış (birleşerek içli-dışlı olmuş) tınız. Onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
Ümit Şimşek = Onlarla bir yastığa baş koyduğunuz halde ve onlar sizden sağlam bir ahit almışken, siz onlardan mehirlerini nasıl alırsınız?
ba’du-kum ilâ ba’dın
Yaşar Nuri Öztürk = Hem o malı nasıl alırsınız ki? Daha önce birbirinizle derinden derine kaynaşmıştınız. Ve onlar sizden çok sağlam bir söz de almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
İskender Ali Mihr = Ve onu nasıl alırsınız ki, birbirinizle kaynaşmıştınız ve onlar sizden kesin bir misak almışlardı.
ba’du-kum ilâ ba’dın
İlyas Yorulmaz = Siz birbirinizle karı koca olmuş ve kadınlarınız sizden sağlam bir taahhüt almışken, verdiklerinizi nasıl alırsınız?
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Diyanet İşleri = İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Abdulbaki Gölpınarlı = İşte biz, böylece her peygambere insan ve cin Şeytanlarını düşman ettik; bâzısı, bâzısına yaldızlı sözler söyleyerek aldatır. Rabbin dileseydi yapamazlardı bunu, onları da bırak, iftirâlarını da.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Abdullah Parlıyan = Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; bunlar birbirlerini aldatmak için zihin çelmeyi amaçlayan, yaldızlı parlak sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı. Bırak onları düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Adem Uğur = Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Ahmed Hulusi = Böylece her Nebiye (ölümsüz sonsuz gelecek yaşam habercisine) insan şeytanlarını (kendini beden kabul edip yalnızca bedenin zevkleri için yaşayanları) ve cin şeytanlarını düşman kıldık. . . Onlardan bazısı bazısına, aldatmak için yaldızlı söz vahyeder! Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. . . Artık bırak onları iftiraları ile baş başa!
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Ahmet Tekin = Ey peygamber, senin karşına kıyasıya mücadele eden düşmanlar çıkardığımız gibi, biz her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlarını düşman haline getirdik. Bunlar, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözlerle vesvese verirler. Eğer Rabbinin sünneti düzeninin yasaları içinde iradesinin tecellisine uygun olsaydı onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Ahmet Varol = Bu şekilde her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman ettik. Onlar aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Sen onları uydurduklarıyla başbaşa bırak.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Ali Bulaç = Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Ali Fikri Yavuz = Böylece biz her Peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. O şeytanlar, aldatmak için birbirlerine lâfın yaldızlısını telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde, onları, uydurmakta oldukları yalanlarıyla başbaşa bırak.
ilâ ba’dın(ba’du-hum ilâ ba’dın)
Ali Ünal = İşte, (tekvinî kanunlarımız çerçevesinde) her peygamberin karşısında insan ve cin şeytanlarından oluşan bir düşman şebeke var etmişizdir: birbirlerine tamamen aldanıştan ibaret yaldızlı sözler fısıldayıp telkinde bulunurlar –Eğer Rabbin dilemiş olsaydı, böyle yapmazlardı. (O’nun meşietine teslim ol, çünkü bu işin yolu budur). Bu bakımdan, onları düzmekte oldukları yalanlarla başbaşa bırak!