Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Diyanet İşleri = “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”,
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Abdulbaki Gölpınarlı = Firavun'un tapısına geldiler de biz dediler, şüphe yok ki âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Abdullah Parlıyan = Haydi şimdi ikiniz de Firavun'a gidin ve O'na deyin ki: Biz alemlerin Rabbinden bir mesaj getiriyoruz, O'nun elçileriyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Adem Uğur = Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ahmed Hulusi = "İkiniz Firavun'a gelin ve deyin ki: Muhakkak ki biz Rabb-ül âlemîn'in (Esmâ özellikleriyle âlemdekileri yaratanın) Rasûlüyüz. . . "
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ahmet Tekin = 'İkiniz Firavun’a gidin. Biz âlemlerin, bütün varlıkların Rabbinin elçisiyiz.' deyin.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ahmet Varol = Firavun'a gidin ve deyin ki: 'Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ali Bulaç = "Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbi'nin elçisiyiz,"
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ali Fikri Yavuz = Haydin Firavun’a gidin de deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin peygamberiyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ali Ünal = Gidin o Firavun’a ve şöyle deyin: “Biz, Âlemlerin Rabbi’nden bir mesajla gelmiş bulunuyoruz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Bayraktar Bayraklı = (16-17) “Firavun'a gidiniz: ‘Biz, âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrâiloğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz.”
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Bekir Sadak = (15-17) Allah: «Hayir; ikiniz mucizlerimizle gidiniz. Dogrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a variniz: «Biz suphesiz alemlerin Rabbinin elcisiyiz; Israilogullarini bizimle beraber gonder, deyiniz» demisti.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Celal Yıldırım = İkiniz Fir'avn'a gidin de ona deyin ki:«Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz;
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Cemal Külünkoğlu = (16-17) Gecikmeksizin Firavun'a gidin ve deyin ki: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!”
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Diyanet İşleri (eski) = (15-17) Allah: 'Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: 'Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz' demişti.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Diyanet Vakfi = Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Edip Yüksel = 'İkiniz Firavun'a varıp deyin ki, 'Biz evrenlerin Rabbinin elçileriyiz.' '
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Elmalılı Hamdi Yazır = Haydin Fir'avne varın da deyin: inan biz, rabbülaleminin resulüyüz
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = haydin Firavun'a varın da deyin ki: «İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz;
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Gültekin Onan = "Gecikmeksizin Firavuna giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin rabbinin elçisiyiz."
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Harun Yıldırım = Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Hasan Basri Çantay = (16-17) «Haydi Fir'avna gidin de: — Biz, israil oğullarını beraberimizde yollayasın diye aalemlerin Rabbinin gönderdiği gerçek (iki) peygamberiz» deyin.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Hayrat Neşriyat = (16-17) Haydi (ikiniz de) Fir'avun’a gidin de deyin ki: 'Şübhe yok ki biz, İsrâiloğullarını bizimle berâber gönderesin diye âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.'
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
İbni Kesir = Firavun'a varın, deyin ki: Biz, alemlerin Rabbının peygamberleriyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Kadri Çelik = “Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: “Gerçekten biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.”
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Muhammed Esed = Haydi, şimdi ikiniz de Firavun'a gidin ve ona deyin ki: 'Biz alemlerin Rabbinden bir mesaj getiriyoruz:
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Mustafa İslamoğlu = Haydi artık, siz ikiniz Firavun'a gidiniz ve deyiniz ki: "Biz alemlerin Rabbinin mesajını taşıyoruz:
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ömer Nasuhi Bilmen = «Artık Fir'avun'a gidin de deyin ki, biz şüphe yok âlemlerin Rabbinin Resûlüyüz.»
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ömer Öngüt = Firavun'a gidin ve ona deyin ki: “Biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz. ”
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Şaban Piriş = Firavun’a gidin ve deyin ki: “Biz, evrenin sahibinin elçileriyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Sadık Türkmen = Firavun’a gidin, deyin ki: Gerçekten, biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Seyyid Kutub = Firavun'un yanına vararak ona deyiniz ki; «Biz bütün alemlerin Rabb'i olan Allah'ın peygamberiyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Suat Yıldırım = (16-17) Gidin o Firavun’a: "Biz Rabbülâlemin tarafından sana gönderilen elçileriz, O’ndan sana mesaj getirdik: İsrailoğullarını serbest bırakacaksın, bizimle gelecekler!" deyin.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Süleyman Ateş = "Fir'avn'e giderek deyin ki: "Biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz."
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Tefhim-ul Kuran = «Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: -Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz,»
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Ümit Şimşek = Firavun'a gidin ve deyin ki: 'Biz Âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
Yaşar Nuri Öztürk = "Hemen Firavun'a gidin, şöyle deyin: -Âlemlerin Rabbi'nin resulleriyiz biz."
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
İskender Ali Mihr = Haydi, firavuna (ikiniz) gidin ve böylece ona: “Muhakkak ki biz, âlemlerin Rabbinin resûlleriyiz.” deyin.
fe’tiyâ (fe i’tiyâ)
İlyas Yorulmaz = Şimdi Firavuna gidin ve “Alemlerin Rabbinin elçileriyiz”
i’tiyâ
Diyanet İşleri = Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
i’tiyâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Sonra bir duman halinde olan göğü yaratmayı hükmetmiştir de ona ve yeryüzüne, dileyerek dilemeyerek meydana gelin demiştir, ikisi de, dileyerek geldik demişlerdir.
i’tiyâ
Abdullah Parlıyan = Ve sonra da gaz ve duman halinde bulunan göğü yaratmaya yöneldi ve “Gönüllü veya gönülsüz emrime uyun!” dedi. Yer ve gök ikisi birden “Gönüllü, isteyerek ve itaat ederek geldik” dediler, yani “Hakkımızda koyduğun, her türlü kanun ve nizama uyacağız!” diyerek itaat edeceklerini bildirdiler.
i’tiyâ
Adem Uğur = Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.
i’tiyâ
Ahmed Hulusi = Sonra duhan (şekillenmemiş fıtrî benlik) hâlindeki semâya (bir kısım Esmâ mânâlarını açığa çıkarmak suretiyle) yerleşerek, ona (şuura) ve arza (bedene) dedi ki: "İsteyerek yahut zorunlu olarak gelin (Esmâ'mın gereğini açığa çıkarın) ikiniz!" İkisi dediler ki: "İsteyerek, itaat ediciler olarak geldik!"(Esmâ özellikleriyle oluşmuş bulunan beyinde semâ = düşünsel boyut ve arz = bedensel organlar boyutu, ikisi de Esmâ özellikleri açığa çıkışına itaat edici oldu. )
i’tiyâ
Ahmet Tekin = Sonra gaz halinde olan göğe yönelerek, çekimini tesis edip dengesini sağladı, hükümranlığını kurdu. Göğe ve yer küreye:'İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin, kurduğum düzene dahil olun' buyurdu. Onlar: 'İsteyerek geldik' dediler.
i’tiyâ
Ahmet Varol = Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yere: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin' dedi. Onlar: 'İsteyerek geldik' dediler.
i’tiyâ
Ali Bulaç = Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (İtaat ederek) geldik" dediler.
i’tiyâ
Ali Fikri Yavuz = Sonra (Allah), buhar halinde olan göğü yaratmayı kasd etti de ona ve arza: “-İkiniz de istiyerek veya istemiyerek gelin meydana çıkın.” dedi. Onlar da: “-Biz istiyerek geldik.” dediler. (Allah’ın emrine boyun eğdiler).
i’tiyâ
Ali Ünal = Ve (ilim, irade, kudret ve inayetini) bir gaz bulutu halindeki göğe yöneltti de, göğe ve yere “İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa gelin!” buyurdu. Onlar, “Gönüllü olarak geldik ve emrine boyun eğdik!” dediler.