Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Diyanet İşleri = Helâk ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkânsızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Helâk ettiğimiz bir şehir halkının, dönüp bizim tapımıza gelmemesine imkân yok.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Abdullah Parlıyan = Kendisini helâk ettiğimiz bir ülke halkının, (dünyaya) geri dönüp yaşamaları haramdır/yasaktır. Katiyen onlar (dünyaya) bir daha geri dönemezler!

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Adem Uğur = Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ahmed Hulusi = İmha ettiğimiz bir memleket halkının, mahşerde huzurumuza gelmemesi mümkün değildir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ahmet Tekin = Günahları sebebiyle helâk ettiğimiz bir memleket halkının dünyaya tekrar dön-memeleri, tevbeye fırsatlarının olmaması kesin, diriltilmemeleri, huzurumuzda hesaba çekilmemeleri imkânsızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ahmet Varol = Bizim helak ettiğimiz bir şehre artık (dünya) hayatı haramdır. Şüphesiz onlar bir daha dönemezler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ali Bulaç = Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ali Fikri Yavuz = Helâk ettiğimiz bir memleket halkına mümkün değildir, artık onlar tevbeye dönemezler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ali Ünal = (İnkâr ve günahlarından dolayı artık kesin dalâlet ve) helâklerine hükmettiğimiz bir halkın ise artık imana dönmesi mümkün olmadığı gibi, (yine aynı sebeplerle) yok ettiğimiz bir halkın da Bize dönmemesi ve (döndükten sonra da iman edip salih işlerde bulunmak üzere) dünyaya geri gönderilmesi de mümkün değildir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Bayraktar Bayraklı = Helâk ettiğimiz ülke halkının bize dönmemesi imkânsızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Bekir Sadak = Yok ettigimiz kasaba halkinin ahirette ceza gormek uzere Bize donmemesi imkansizdir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Celal Yıldırım = Yok etmemiz gereken kasaba halkının (yok olduktan sonra dünyaya dönmesi veya yok olma noktasına geldikten sonra pişmanlık duyup tevbe ederek) dönüş yapması haramdır, (mümkün değildir).

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Cemal Külünkoğlu = Helak et(meye hükmet)tiğimiz bir memleket için (kurtuluş) imkânsızdır. Hiç şüphesiz onlar, (hayata ve imana) bir daha geri dönmeyeceklerdir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Diyanet İşleri (eski) = Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Diyanet Vakfi = Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Edip Yüksel = Helak ettiğimiz bir toplumun tekrar dönmesi yasaktır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İhlâk ettiğimiz karyeye dahi haramdır ki rücu' etmiyecek olsunlar

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Helak ettiğimiz bir belde (halkı) nın Bize dönmemesi imkansızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkansızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Gültekin Onan = Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Harun Yıldırım = Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Hasan Basri Çantay = Helak etdiğimiz bir memleket (ahâlisinin) hakıykaten (mahşere) dönmemeleri imkânsızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Hayrat Neşriyat = Helâk ettiğimiz bir şehrin (halkının mahşer günü bize) dönmemeleri, şübhesiz ki mümkün değildir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 İbni Kesir = Helak ettiğimiz kasaba halkına da haramdır. Onlar geri dönmezler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Kadri Çelik = Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (dönüş) imkânsızdır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Muhammed Esed = Bu bakımdan, yok etmeye karar verdiğimiz herhangi bir toplumun, (tuttuğu günahkarca yoldan) bir daha geri dönmesi asla mümkün değildir!

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Mustafa İslamoğlu = Ne ki, Bizim helakine karar verdiğimiz bir toplum mecburi (istikamete girmiştir); artık onların geri dönmesi mümkün değildir;

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve kendisini helâk ettiğimiz bir belde (ahalisi) için memnudur ki, onlar dönmeyecekler olsunlar.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ömer Öngüt = Helâk ettiğimiz bir memleket (halkının) bize dönmemesi imkânsızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Şaban Piriş = Helâk ettiğimiz bir belde halkının da (bize) dönmemesi imkansızdır

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Sadık Türkmen = Kendisini helâk ettiğimiz bir ülke halkının, (dünyaya) geri dönüp yaşamaları haramdır/yasaktır. Katiyen onlar (dünyaya) bir daha geri dönemezler!

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Seyyid Kutub = Yok ettiğimiz kentlerin halklarının hesap vermek üzere bize dönmemeleri imkânsızdır.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Suat Yıldırım = İmha ettiğimiz bir memleket halkının, mahşerde huzurumuza gelmemesi mümkün değildir.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Süleyman Ateş = Helâk ettiğimiz bir ülkeye artık (yaşamak) harâmdır: Onlar bir daha geri dönemezler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Tefhim-ul Kuran = Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkânsız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Ümit Şimşek = Helâkine hükmettiğimiz bir belde ahalisinin üzerinde yasak vardır; onlar artık geri dönemezler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Helâk ettiğimiz bir kente/medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 İskender Ali Mihr = Ve helâk ettiğimiz bir kasaba halkının, oraya dönmesi (yeniden hayata getirilmesi) haramdır (imkânsızdır).

alâ karyetin

  Enbiyâ / 95 -

 İlyas Yorulmaz = Bizim yeryüzünde helak ettiğimiz bir şehir halkının, tekrar yeryüzüne dönüşü kesinlikle mümkün değildir (yasaklanmıştır).

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Diyanet İşleri = Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Biz o gün göğü, kitap sahîfelerini dürüp büker gibi dürüp bükeceğiz; önce nasıl yaratmaya başladıysak tekrar yaratacağız, bu, vaadimizdir bizim ve gerçekten de yapacağız bunu, gücümüz yeter yapmaya.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Abdullah Parlıyan = O gün gökleri, kitap sahifeleri dürer gibi dürüp bükeceğiz ve kâinâtı ilk kez nasıl yarattıysak, onu yeniden yine öyle tekrar yaratacağız. Gerçekleştirilmesini kendi üzerimize aldığımız bir sözdür bu. Şüphesiz biz herşeyi yapabilecek güçteyiz.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Adem Uğur = (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Ahmed Hulusi = O gün, semâyı yazılı sayfaları dürer gibi düreriz! İlk yaratmaya başladığımız gibi (yer - gök bitişik hâle) onu iade ederiz! Bu vaadimizdir! Gerçekleştirecek olan Biziz!

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Ahmet Tekin = Divan kâtiplerinin yazılı evrakıtomar haline getirdikleri gibi göğü toplayıp düreceğimiz günü hatırından çıkarma. Yoktan var etmeye başladığımız ilk gündekine benzer şekilde onu yeniden yaratacağız. Bu, üzerimize aldığımız bir vaattir. Biz va’dettiğimizi yaparız.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Ahmet Varol = O gün gökleri, kitapların sayfalarını dürer gibi düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Bu bizim üzerimize bir vaaddir. Doğrusu biz (istediğimizi) yaparız.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Ali Bulaç = Bizim, göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu, bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette, biz yapıcılarız.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Ali Fikri Yavuz = O gün ki, semayı, kitabların sahifesini dürer gibi düreceğiz. (Mahlukatı) ilk yaratışa başladığımız gibi, yine onu iade edeceğiz; üzerimize aldığımız bir vaaddır ki, muhakkak (öldükten sonra) dirilmeyi yapacağız.

halkın

  Enbiyâ / 104 -

 Ali Ünal = Gün gelir, göğü üzerine yazı yazılmış sayfaların dürüldüğü gibi dürüp kaldırırız (da, ondan ve ondaki cisimlerden eser kalmaz). Bütün varlığı baştan nasıl kolayca yaratmışsak, (yine aynı kolaylıkla Âhiret hayatı için) yeniden kurar (ve yine aynı kolaylıkla ölüleri diriltiriz). Üzerimize aldığımız bir va’ddir bu. Ve Biz, neyi va’detmişsek onu mutlaka yaparız.