Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
halîmun
Diyanet İşleri = Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
halîmun
Abdulbaki Gölpınarlı = Mutlaka onları, hoşnut olacakları bir yere ithal edecektir ve şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir ve azâp etmede acele etmez.
halîmun
Abdullah Parlıyan = Ve dolayısıyla, onları mutlaka son derce hoşnut kalacakları bir yer olan cennete sokacaktır. Çünkü Allah mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir ve azap etmede acele etmez.
halîmun
Adem Uğur = Allah onları, herhalde memnun kalacakları bir girilecek yere sokacaktır. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir.
halîmun
Ahmed Hulusi = Onları razı olacakları yaşama dâhil eder. . . Muhakkak ki Allâh Aliym'dir, Haliym'dir.
halîmun
Ahmet Tekin = Allah onları hoşnut olacakları bir yere, Cennet’e koyacaktır. Allah her şeyi bilir, kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır.
halîmun
Ahmet Varol = Muhakkak Allah onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah bilendir, hilim sahibidir.
halîmun
Ali Bulaç = Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, bilendir, halimdir.
halîmun
Ali Fikri Yavuz = Allah onları, hoşnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Çünkü Allah Alîm’dir= iyiliklerini bilir, Halîm’dir= canilerin cezasını geciktirir.
halîmun
Ali Ünal = O, onları memnun olacakları bir yere mutlaka yerleştirecektir. Gerçekten Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; kullarının hataları karşısında çok sabırlı, çok müsamahalı olandır.
halîmun
Bayraktar Bayraklı = Kesinlikle onları hoşlanacakları bir yerde konaklatacaktır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilir; son derece yumuşak davranandır.
halîmun
Bekir Sadak = And olsun ki, onlari hosnut olacaklari bir yere koyar. suphesiz Allah bilendir, Halim'dir.
halîmun
Celal Yıldırım = And olsun ki, onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır ve şüphesiz ki Allah yegâne bilendir, Halîm'dir ( = kullarına karşı çok şefkatli, merhametli ve sabırlıdır).
halîmun
Cemal Külünkoğlu = (Allah,) onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilendir, yumuşak tutumludur/mühlet verendir (cezayı geciktirendir).
halîmun
Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki, onları hoşnut olacakları bir yere koyar. Şüphesiz Allah bilendir, Halim'dir.
halîmun
Diyanet Vakfi = Allah onları, herhalde memnun kalacakları bir girilecek yere sokacaktır. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir.
halîmun
Edip Yüksel = Hoşnut olacakları bir kabul ile katına alacaktır onları. ALLAH Bilendir, Şefkatlidir.
halîmun
Elmalılı Hamdi Yazır = O elbette onları hoşnûd olacakları bir medhale koyacaktır ve çünkü Allah, gayet alîm, gayet halîmdir
halîmun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O kesinlikle onları hoşnut olacakları bir yere koyacaktır. Çünkü Allah herşeyi çok iyi bilir ve çok şefkatlidir.
halîmun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah onları hoşnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Şüphesiz Allah Alîmdir (herşeyi bilir) Halîmdir (kullarına yumuşak davranır).
halîmun
Gültekin Onan = Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Tanrı, bilendir, halimdir.
halîmun
Harun Yıldırım = Allah onları, herhalde memnun kalacakları bir girilecek yere sokacaktır. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir.
halîmun
Hasan Basri Çantay = O, her halde bunları hoşnud olacakları bir yere sokacakdır. Muhakkak ki Allah onlar (ın niyyetlerini) hakkıyle bilendir, (ıkaab hususundaki) hılmi cidden gaalibdir.
halîmun
Hayrat Neşriyat = Hiç şübhesiz onları hoşnûd olacakları girilecek bir yere (Cennetine) koyacaktır. Muhakkak ki Allah, elbette Alîm (herşeyi bilen)dir, Halîm (azabda acele etmeyen)dir.
halîmun
İbni Kesir = Andolsun ki; onları hoşnud olacakları bir yere koyacaktır. Muhakkak ki Allah; Alim'dir, Halim'dir.
halîmun
Kadri Çelik = Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, bilendir, hilim sahibidir.
halîmun
Muhammed Esed = (ve dolayısıyla,) onları, mutlaka, son derece hoşnut kalacakları bir (varoluş) konumuna eriştirecektir; çünkü Allah, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir, halimdir.
halîmun
Mustafa İslamoğlu = Kesinlikle onları hoşnut olacakları bir makama kavuşturacaktır; zira şu bir gerçek ki, Allah (onların her birinin neden razı olacaklarını) çok iyi bilen, (isyankar kullarını cezalandırmada) hiç acele etmeyendir.
halîmun
Ömer Nasuhi Bilmen = Elbette onları hoşnut olacakları bir meskene girdirir. Şüphe yok ki Allah, elbette pek bilendir, pek hilm sahibidir.
halîmun
Ömer Öngüt = Andolsun ki onları hoşnud olacakları bir yere yerleştirecektir. Şüphesiz ki Allah çok iyi bilendir, hilim sahibidir.
halîmun
Şaban Piriş = Onları hoşlarına gidecek bir yere girdirecektir. Elbette Allah, bilmektedir, acele etmemektedir.
halîmun
Sadık Türkmen = Elbette onları hoşnut olacakları bir yere koyacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verendir).
halîmun
Seyyid Kutub = O, onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilir ve yumuşak tutumludur.
halîmun
Suat Yıldırım = O, mutlaka onları memnun olacakları yere yerleştirecektir. Muhakkak ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, hilim ve şefkati boldur.
halîmun
Süleyman Ateş = Onları râzı olacakları bir yere sokacaktır. Doğrusu Allâh, bilendir, halimdir.
halîmun
Tefhim-ul Kuran = Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, bilendir, halîmdir.
halîmun
Ümit Şimşek = Allah onları hoşlanacakları bir yere yerleştirir. Hiç şüphe yok ki Allah herşeyi bilen ve kullarının kusurlarına karşı lütufla muamele eden bir ilim ve hilim sahibidir.
halîmun
Yaşar Nuri Öztürk = Onları, razı olacakları bir yere elbette sokacaktır. Allah elbette ki, Alîm'dir, Halîm'dir.
halîmun
İskender Ali Mihr = (Allah), onları mutlaka razı olacakları bir yere dahil edecektir. Ve şüphesiz ki Allah, mutlaka en iyi bilendir, Halim’dir.
halîmun
İlyas Yorulmaz = Allah, kendi yolunda hicret edenleri razı olacakları yerlere koyacaktır. Elbette ki Allah kullarının her şeyinden haberdar ve kullarına çok şefkatli olandır.
halîmun
Diyanet İşleri = Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
halîmun
Abdulbaki Gölpınarlı = Çocukları yoksa zevcelerinizin, kalan mallarının yarısı sizindir. Çocukları varsa, vasiyeti yerine getirilip borcu ödendikten sonra dörtte biri sizin. Çocuğunuz yoksa sizden kalanın dörtte biri zevcelerinizin, çocuğunuz varsa, kalan maldan, vasiyet ettiğiniz şey yerine getirilip borcunuz ödendikten sonra sekizde biri onların. Mîras, çocuğu ve babası olmayan bir erkeğe, yahut kadına aitse ve onun da erkek, yahut kız kardeşi varsa her birinin hakkı, altıda birdir. Bunlar birden fazlaysa, mîrasçının vasiyeti yerine getirilip borcu ödendikten sonra kalan malın üçte birine ortak olurlar ve kimsenin de zarar görmemesi gerekir. Allah tarafından size öğüttür ve Allah her şeyi bilir, ceza vermede acele etmez.
halîmun
Abdullah Parlıyan = Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bütün bunlar yaptıkları vasiyet ve üzerlerindeki borç ödenip yerine getirildikten sonradır. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, bıraktığınızın dörtte biri karılarınızındır. Çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri karılarınızındır. Bu da yaptığınız vasiyet ve borcun ödenmesinden sonradır. Eğer varis olunan erkek veya kadının çocuğu ve babası yoksa ve onun erkek veya kız kardeşi bulunursa bunlardan her birinin hakkı altıda birdir. Eğer erkek ve kız kardeşler birden fazla iseler, üçte bir hisseye ortaktırlar. Bu da yapılan vasiyet ve borcun ödenmesinden sonradır. Bütün bunlar, mirascılar zarara uğratılmaksızın yerine getirilir. Bunlar Allah'tan size birer emirdir. Allah herşeyi bilen, cezayı geciktirse de ihmal etmeyendir.
halîmun
Adem Uğur = Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
halîmun
Ahmed Hulusi = (Erkekler); eğer çocukları yoksa karılarınızdan kalanın (miraslarının) yarısı sizindir; şayet çocukları varsa, içlerinden gelen şekilde yaptıkları vasiyetten ve borçlarından sonra (kalanın) dörtte biri sizindir. . . (Erkekler); eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri eşlerinizindir; şayet çocuğunuz varsa, içinizden doğan vasiyetten (hadise göre 1/3'ü aşmamalıdır vasiyet; Buhari, Müslim) ve borcunuzdan sonra (kalanın) sekizde biri onlarındır. . . Eğer (kendisine) vâris olunulan erkek veya kadın KELALE (ana-baba ve evlat mirasçısı yok) ise ve onun bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, bu iki kardeşten her birine altıda birdir. . . (Kardeşler) bundan çok ise, (bu takdirde) onlar, içlerinden gelene göre yapılmış bulunan vasiyetten ve borçtan sonra (kalanın) üçte birinde ortaktırlar. . . (Bu taksim) zarar verici de olmamalıdır. . . Allâh'tan bir vasiyettir (bu). . . Allâh Aliym'dir, Haliym'dir.
halîmun
Ahmet Tekin = Yaptıkları vasiyet ve borçları terekeden düştükten sonra, eğer çocukları yoksa, eşlerinizin bıraktıklarının yarısı sizindir.Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir.Çocuğunuz yoksa, yaptığınız vasiyet ve borcunuz terekeden düştükten sonra sizin de bıraktığınızın dörtte biri onlarındır, eşlerinizindir.Çocuğunuz varsa, yaptığınız vasiyet yerine getirildikten veya borcunuz ödendikten sonra bıraktığınız mirasın sekizde biri onlarındır.Bir erkek veya kadının ana-babası ve çocukları bulunmadığı durumda, kelâle olarak malı vârislere kalırsa, bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, her birine terekeden altıda bir pay düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar.Bu taksim, vasiyet ve borç terekeden düştükten sonra, kimse zarara uğratılmaksızın yapılacaktır.Bunlar Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilir, kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır.
halîmun
Ahmet Varol = Hanımlarınızın çocuklarının olmaması durumunda geriye bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Eğer çocukları olursa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylaştırma onların yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesinden yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Sizin çocuğunuzun olmaması durumunda onlar geriye bırakacağınız mirasın dörtte birini alırlar. Eğer çocuğunuz olursa o zaman geriye bırakacağınız mirasın sekizde biri onlarındır. Bu paylaştırma da sizin yapacağınız vasiyetlerin yerine getirilmesinden yahut borcunuzun ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine mirasçı olunan kadın ya da erkek anne babası ve çocukları olmayan biri olur da onun geride erkek ya da kız kardeşi bulunursa o zaman onların herbirine mirastan altıda bir pay düşer. Eğer bunlar daha fazla olurlarsa o zaman mirasın üçte birini eşit şekilde paylaşırlar. Bu paylaştırma da kimse zarara uğratılmaksızın, ölen kişinin yapacağı vasiyetin yerine getirilmesinden yahut borcunun ödenmesinden sonradır. Bunlar Allah tarafından bir emirdir. Allah ilim sahibidir, yumuşak (halim) olandır.
halîmun
Ali Bulaç = Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.
halîmun
Ali Fikri Yavuz = Zevcelerinizin çocuğu yoksa geriye bıraktıkları malın yarısı sizindir. Eğer onların çocuğu varsa size, bıraktıkları maldan dörtte bir hisse vardır; fakat bu hisseler, yapacakları vasiyyeti ve borcu ödedikten sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa zevcelerinize, bıraktığınız maldan dörtte bir hisse ve eğer çocuğunuz varsa bıraktığınız maldan onlara sekizde bir var; ancak bu hüküm, yapacağınız vasiyyeti ve borcu ödedikten sonradır. Eğer bir erkek veya bir kadının, çocuğu ve babası bulunmadığı halde (Kelâle olarak) mirasına konuluyorsa ve onun ana bir erkek kardeş veya ana bir kız kardeşi bulunuyorsa (bu kardeşlerin) her birine altıda bir ve bu birden daha çoksalar, kız ve erkek üçte bir hissede eşit olarak ortaktırlar (Gerek vasiyyete, gerek borç ikrarında varislere) zarar vermek olmamalıdır. Bütün bu hükümler, Allah’dan bir vasiyyet ve emirdir. Allah alîmdir, hâlimdir.
halîmun
Ali Ünal = Vefat eden eşlerinizin bıraktıkları malın, eğer çocukları yoksa, yarısı siz (kocalarındır); çocukları varsa, bu takdirde dörtte biri sizindir: fakat bu, vasiyetlerinin ifasından ve varsa borçlarının ödenmesinden sonradır. Sizin bıraktığınız terikenin ise, eğer çocuğunuz yoksa, dörtte biri, eğer çocuğunuz varsa bu durumda sekizde biri onlarındır: yine bu da, vasiyetinizin yerine getirilmesi ve varsa borcunuzun ödenmesinden sonradır. Eğer vefat eden erkek veya kadın, geriye çocuk(lar) veya annebaba bırakmayıp, sadece (aynı anneden) bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, bu durumda, geriye kalan kardeşe altıda bir hisse verilir. Şayet bu (anne bir kardeşler) daha fazla sayıda olursa, bu takdirde üçte bir hisseye ortak olurlar. Bu hüküm de, yapılan vasiyet ve varsa borcun ifasından sonrası içindir: vasiyetin yerine getirilip borcun ödenmesinde, (malın üçte birden fazlasını vasiyet etmek, vefat edenin borcu olmadığı halde borç iddia etmek veya borcu fazla göstermek gibi yollarla) mirasçılar zarara uğratılmamalıdır. Bütün bu miras hükümleri, Allah’ın birer emridir. Allah, (herkesin neyi, nasıl ve niçin yaptığını) hakkıyla bilendir; kullarının hataları karşısında çok sabırlı, çok müsamahalıdır.