Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
hâzâ el kur’âne
Diyanet İşleri = (9-10) Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükâfat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki bu Kur'ân, insanları en doğru bir yola sevk eder ve iyi işlerde bulunan inanmış kimselere, gerçekten de büyük bir mükâfâta nâil olacaklarını müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki bu Kur'ân, insanları dosdoğru yola iletir. İyi ve dürüst davranışlar ortaya koyan mü'minlere, ödüllerinin çok büyük olacağını da müjdelemektedir.
hâzâ el kur’âne
Adem Uğur = Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Ahmed Hulusi = Muhakkak ki şu Kur'ân, en sağlam gerçeğe hidâyet eder; yararlı çalışmalar yapan iman ehline kendileri için büyük karşılıklar verileceğini müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Ahmet Tekin = Şüphesiz bu Kur’ân, insanlara en doğru, en sağlam, en güvenli yolu, insanlığı ayakta tutan en mükemmel düzeni sağlayan aydınlatıcı bilgiler verir. Hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen mü’minlere, kendileri için büyük mükâfatlar olduğunu müjdele.
hâzâ el kur’âne
Ahmet Varol = Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola yöneltir ve salih ameller işleyen mü'minleri kendileri için büyük ecir olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Ali Bulaç = Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.
hâzâ el kur’âne
Ali Fikri Yavuz = Gerçekten bu Kur’ân, insanları en doğru yola iletir ve sâlih ameller işleyen müminlere de, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Ali Ünal = Gerçekten bu Kur’ân, (her meselede) en doğru yola, en sağlam ve isabetli tutuma yöneltir ve yerinde, doğru, sağlam ve ıslaha yönelik işlerde bulunan mü’minlere onlar için çok büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler;
hâzâ el kur’âne
Bayraktar Bayraklı = (9-10) Şüphesiz bu Kur'ân, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.[284]
hâzâ el kur’âne
Bekir Sadak = (9-10) Dogrusu bu Kuran en dogru yola goturur ve yararli is yapan muminlere buyuk ecir oldugunu, ahirete inanmayanlara can yakici bir azap hazirladigimizi mujdeler. *
hâzâ el kur’âne
Celal Yıldırım = Şüphesiz ki bu Kur'ân, en doğruya, en sağlama iletir. Güzel-yararlı amellerde bulunan mü'minlere büyük bir mükâfatı müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Cemal Külünkoğlu = (9-10) Gerçekten bu Kur'an (insanları) en doğru yola götürür, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan mü'minler için büyük mükâfat olduğunu müjdeler ve ahirete inanmayanlara da, kendileri için can yakıcı bir azap hazırladığımızı bildirir.
hâzâ el kur’âne
Diyanet İşleri (eski) = (9-10) Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan müminlere büyük ecir olduğunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Diyanet Vakfi = Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Edip Yüksel = Bu Kuran en iyi yola ulaştırır ve erdemli davranan müminleri büyük bir ödülle müjdeler
hâzâ el kur’âne
Elmalılı Hamdi Yazır = Haberiniz olsun ki bu Kur'an, insanları en doğru yola hidayet eder ve salih salih ameller yapan mü'minlere tebşir eyler ki kendilerine büyük bir ecir vardır
hâzâ el kur’âne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biliniz ki bu Kur'an, insanları en doğru yola hidayet eder ve iyi iyi işler yapan müminlere büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Gültekin Onan = Şüphesiz, bu Kuran, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan inançlılara onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.
hâzâ el kur’âne
Harun Yıldırım = Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Hasan Basri Çantay = Gerçek bu Kur'an (insanları) öyle bir şey'e (yola) doğrultub götürür ki o, en aadil ve en doğru bir (yol) dur. Güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere kendileri için muhakkak bir ecr olduğunu da müjdeler o.
hâzâ el kur’âne
Hayrat Neşriyat = Muhakkak ki bu Kur’ân, (insanları) en doğru yola hidâyet eder ve sâlih ameller işleyen mü’minlere, kendileri için şübhesiz büyük bir mükâfât olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
İbni Kesir = Muhakkak ki bu Kur'an; en doğru olana götürür. Ve salih amel işleyen mü' minlere kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Kadri Çelik = Şüphesiz ki bu Kur'an, en sağlam yola hidayet eder ve salih amellerde bulunan müminlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.
hâzâ el kur’âne
Muhammed Esed = Gerçek şu ki, bu Kuran o dosdoğru olan yolu göstermekte; dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan müminlere, ödüllerinin çok büyük olacağını müjdelemektedir;
hâzâ el kur’âne
Mustafa İslamoğlu = Hiç şüphe yok ki işte bu Kur'an, en doğru yola yöneltmekte, erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir;
hâzâ el kur’âne
Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok ki bu Kur'an en doğru olan yola hidâyet eder ve sâlih sâlih amellerde bulunan mü'minlere müjde verir ki, onlar için muhakkak bir büyük mükâfaat vardır.
hâzâ el kur’âne
Ömer Öngüt = Gerçekten bu Kur'an insanları en doğru yola götürür ve sâlih amellerde bulunan müminlere de kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Şaban Piriş = Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yolu gösterir. Doğruları yapan müminlere, büyük mükafat olduğunu,
hâzâ el kur’âne
Sadık Türkmen = Gerçek şu Kİ; bu Kur’an en doğru olan yola iletir ve salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapan müminlere, kendileri için büyük bir ödülün olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Seyyid Kutub = Hiç kuşkusuz bu Kur'an insanları en doğru yola iletir ve iyi ameller işleyen mü'minlere, kendilerini büyük bir ödülün beklediği müjdesini verir.
hâzâ el kur’âne
Suat Yıldırım = Gerçekten bu Kur’ân insanları en doğru yola, en isabetli tutuma yöneltir. Güzel ve makbul işler yapan müminlere nail olacakları büyük mükâfatı müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Süleyman Ateş = Gerçekten bu Kur'ân da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan mü'minlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Tefhim-ul Kuran = Şüphe yok ki, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.
hâzâ el kur’âne
Ümit Şimşek = Bu Kur'ân, yolun en doğrusuna iletir; güzel işler yapan mü'minlere de büyük bir ödülü hak ettiklerini müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Yaşar Nuri Öztürk = Şüpheniz olmasın ki bu Kur'an en kalıcı, en doğru olana kılavuzlar ve müminlere şu yolda müjde verir: Hayra ve barışa yönelik işler yapanlar için büyük bir ödül vardır.
hâzâ el kur’âne
İskender Ali Mihr = Muhakkak ki Bu Kur’ân, en kuvvetli olanı hidayete erdirir (Allah’a ulaştırır). Ve amilüssalihat (nefsi ıslâh edici ameller) yapan mü’minlere, onlar için büyük ecir olduğunu müjdeler.
hâzâ el kur’âne
İlyas Yorulmaz = Bu Kur’an, en sağlam olan doğru yola iletir ve doğru ve yararlı işler yapan inananları, yaptıklarının karşılığının daha büyük olacağını müjdeler.
hâzâ el kur’âne
Diyanet İşleri = Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.
hâzâ el kur’âne
Abdulbaki Gölpınarlı = Sana bu Kur'ân'ı vahyederek kıssaların en güzelini hikâye edeceğiz ve bundan önce sen elbette onu bilmeyenlerdendin.
hâzâ el kur’âne
Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! Biz sana bu Kur'ân'ı vahyetmekle her türlü haberleri, sana en güzel ifade biçimiyle anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce bu haberleri bilmeyenlerden idin.
hâzâ el kur’âne
Adem Uğur = (Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.
hâzâ el kur’âne
Ahmed Hulusi = Şu Kurân'ı (OKUnası, kavranılası metni) sana vahyederek (hakikatin olan Esmâ mertebesindeki ilimden bilincine yönlendirerek) biz (Esmâ özelliklerimiz itibarıyla biz), ibret verici olaylardan birini en güzel anlatımla sende açığa çıkartıyoruz. . . Önceden şüphesiz bu bilgi sana kapalıydı!
hâzâ el kur’âne
Ahmet Tekin = Sana, bu Kur’ân’ı vahyetmekle, geçmiş milletlerin kıssalarını, kıssaların en güzelini biz anlatmış oluyoruz. Daha önce bunlardan senin haberin yoktu.
hâzâ el kur’âne
Ahmet Varol = Biz, bu Kur'an'ı sana vahyetmekle kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Oysa daha önce (bunlardan) haberi olmayanlardandın.
hâzâ el kur’âne
Ali Bulaç = Biz bu Kur'an'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.
hâzâ el kur’âne
Ali Fikri Yavuz = Sana bu sûreyi vahyetmemizle, en güzel kıssayı sana anlatacağız. Halbuki sen, daha önce bundan asla haberdar değildin.
hâzâ el kur’âne
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm!) Biz sana bu Kur’ân’ı vahyetmekle, (bu sûrede) geçmişin ibretlerle dolu tarihinden en güzel bir sayfayı anlatacağız. Şurası bir gerçek ki, senin şu ana kadar bundan haberin yoktu.