Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
gafernâ lehu
Diyanet İşleri = Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
gafernâ lehu
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve biz de onun bu suçunu örttük ve şüphe yok ki onun, katımızda bir yakınlık derecesi ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardı.
gafernâ lehu
Abdullah Parlıyan = Biz de O'nu bağışladık, çünkü O katımızda bize yakın olanlardandır, O'nun dönüp geleceği yeri de güzeldir.
gafernâ lehu
Adem Uğur = Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
gafernâ lehu
Ahmed Hulusi = Bunun üzerine onu, Onun için mağfiret ettik. . . İndîmizde Onun için yakınlık ve dönüşün güzeli var.
gafernâ lehu
Ahmet Tekin = Bu davranışından dolayı onu bağışladık. Yanımızda onun bir yakınlığı, bir değeri var. Cennet’te güzel bir makamı var.
gafernâ lehu
Ahmet Varol = Biz de onun bu (hatası)nı bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri (veya geleceği) vardır.
gafernâ lehu
Ali Bulaç = Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
gafernâ lehu
Ali Fikri Yavuz = Biz de onun bu hatasını bağışladık. Gerçekten onun, bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir akıbeti (cenneti) vardır.
gafernâ lehu
Ali Ünal = Biz de bu hususta O’nu bağışladık. Muhakkak ki O’nun Bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.
gafernâ lehu
Bayraktar Bayraklı = Biz de onu, verdiği bu hükümden dolayı bağışladık. Katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.
gafernâ lehu
Bekir Sadak = Boylece onu bagislamistik. Katimizda onun yakinligi ve guzel bir gelecegi vardir.
gafernâ lehu
Celal Yıldırım = Biz de onu bağışladık ve şüphesiz ki onun yanımızda yakınlığı, dönüş ve sonuç güzelliği vardır.
gafernâ lehu
Cemal Külünkoğlu = Biz de onun bu hatasını bağışladık. Çünkü onun yanımızda yüksek bir değeri (kredisi) ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardır.
gafernâ lehu
Diyanet İşleri (eski) = Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
gafernâ lehu
Diyanet Vakfi = Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
gafernâ lehu
Edip Yüksel = Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.
gafernâ lehu
Elmalılı Hamdi Yazır = Biz de onu kendisine mağfiret buyurduk ve hakıkat ona ındimizde kat'î bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği vardır
gafernâ lehu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz de bu hatasını kendisine bağışladık. Gerçekten ona, yanımızda bir yakınlık ve akibet (dönüş) güzelliği vardır.
gafernâ lehu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.
gafernâ lehu
Gültekin Onan = Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri (meab) vardı.
gafernâ lehu
Harun Yıldırım = Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
gafernâ lehu
Hasan Basri Çantay = Biz de onu saalih (bir zât olarak) intihab etdik. Nezdimizde onun muhakkak bir yakınlığı ve bir akıbet güzelliği vardır.
gafernâ lehu
Hayrat Neşriyat = Bunun üzerine (biz de) ondan bunu (bu zellesini) affettik. Ve şübhesiz ki katımızda onun için elbette bir yakınlık ve güzel bir âkıbet vardır.
gafernâ lehu
İbni Kesir = Bunun üzerine Biz de onu bağışladık. Onun için şüphesiz ki katımızda yüksek bir makam ve güzel bir sonuç vardır.
gafernâ lehu
Kadri Çelik = Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
gafernâ lehu
Muhammed Esed = Biz de bu (günahı)nı bağışladık, (öteki dünyada) o'nu Bizim yakınlığımız ve menzillerin en güzeli beklemektedir.
gafernâ lehu
Mustafa İslamoğlu = Ve Biz de bu (hatasını) bağışladık: elbet onu, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.
gafernâ lehu
Ömer Nasuhi Bilmen = (25-26) Artık bunun için O'nu yarlığadık ve şüphe yok ki, O'nun için Bizim katımızda elbette bir yakınlık vardır ve bir akıbet güzelliği vardır. Ey Dâvûd! Şüphe yok ki, Biz seni yeryüzünde halife kıldık. Artık nâs arasında hak ile hükmet ve hevâya tâbi olma, sonra seni Allah'ın yolundan şaşırtır. Muhakkak o kimseler ki, Allah yolundan saparlar, onlar için hesap gününü unutmuş oldukları için bir şiddetli azap vardır.
gafernâ lehu
Ömer Öngüt = Biz de onu bağışladık. Şüphesiz ki onun bizim katımızda yakınlığı ve âkibet güzelliği vardır.
gafernâ lehu
Şaban Piriş = İşte böylece biz onu bağışlamıştık. Katımızda onun için bir yakınlık ve güzel bir gelecek hazırlamıştık.
gafernâ lehu
Sadık Türkmen = Bunun üzerine onu bağışladık. Onun, katımızda bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri/ağırlanışı vardır.
gafernâ lehu
Seyyid Kutub = Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
gafernâ lehu
Suat Yıldırım = Onun bu hatasını bağışladık. Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir âkıbeti vardır.
gafernâ lehu
Süleyman Ateş = Biz de ondan bunu affettik. Yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
gafernâ lehu
Tefhim-ul Kuran = Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
gafernâ lehu
Ümit Şimşek = Biz de onu bağışladık. Onun için katımızda bir yakınlık ve güzel bir âkıbet vardır.
gafernâ lehu
Yaşar Nuri Öztürk = Biz de ondan o günahı affettik. Katımızdan onun için bir yakınlık ve güzel bir gelecek var.
gafernâ lehu
İskender Ali Mihr = Böylece bu konuda ona mağfiret ettik. Muhakkak ki onun, katımızda mutlaka yüksek bir makamı ve güzel bir meabı (sığınağı) vardır.
gafernâ lehu
İlyas Yorulmaz = Bizde bunu ona bağışladık. Davud bizim katımızda yakın ve güzel yere sahipdi.