Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
gâfilûne
Diyanet İşleri = Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah’ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir.
gâfilûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Bu da, halkının hiçbir şeyden haberi olmayan şehirleri, Rabbinin zulümle helâk etmeyeceğinden dolayıdır.
gâfilûne
Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, bir toplumun fertleri doğru ile eğrinin anlamından, habersiz olduğu sürece, senin Rabbin bir zulüm ve haksızlık ile ülkeleri helak edici değildir.
gâfilûne
Adem Uğur = Gerçek şu ki: Halkı habersizken, Rabbin haksızlık ile ülkeleri helâk edici değildir.
gâfilûne
Ahmed Hulusi = Şu sebepledir ki: Rabbin, Rasûllerle uyarılmamış zâlim toplulukları helâk edici değildir.
gâfilûne
Ahmet Tekin = Allah’ın Rasuller göndermesi ve kitaplar indirmesi, halkı aydınlatılmadan, gaflet içinde iken, Rabbinin zulm ile memleketleri, ülkeleri helâk etmemesi içindir.
gâfilûne
Ahmet Varol = Böyle olması, halkı habersizken Rabbinin kasabaları (ülkeleri) haksızlıkla helak etmeyeceğindendir.
gâfilûne
Ali Bulaç = Bu, halkı habersizken, Rabbinin ülkeleri zulüm ve helak edici olmadığındandır.
gâfilûne
Ali Fikri Yavuz = Bu peygamberleri göndermek şundandır: Rabbin, memleketler halkını gafil haldelerken (peygamber tebliğinden habersizlerken) onları zulm ile helâk edici olmadığından...
gâfilûne
Ali Ünal = Açık ki Rabbin, herhangi bir memleketi oranın halkı (gerçeklerden ve Allah’ın kendilerinden ne istediğinden) habersiz yaşayıp giderken helâk etme gibi bir zulmü asla işlememiştir ve işlemez de.
gâfilûne
Bayraktar Bayraklı = Gerçek şu ki; halkı habersizken, Rabbin haksızlıkla ülkeleri helâk edici değildir.
gâfilûne
Bekir Sadak = Bu, haberleri yokken kasabalar halkini Allah'in haksiz yere yok etmeyeceginden dolayidir.
gâfilûne
Celal Yıldırım = İşte bu, (peygamberler gönderilmesinin, onların uyarıda bulunmasının sebebi), haberleri yokken, zulümleri yüzünden Rabbinin kasabaları yok edici olmadığı (hikmetine dayanmakta)dır.
gâfilûne
Cemal Külünkoğlu = Gerçek şu ki: Bir toplumun fertleri (doğru ile eğrinin anlamından) habersiz olduğu sürece Rabbin o toplumu yaptığı yanlışlıklardan dolayı asla yok etmez.
gâfilûne
Diyanet İşleri (eski) = Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.
gâfilûne
Diyanet Vakfi = Gerçek şu ki: Halkı habersizken, Rabbin haksızlık ile ülkeleri helâk edici değildir.
gâfilûne
Edip Yüksel = Bu böyledir. Rabbin, halkı habersiz bir durumda iken ülkeleri zulüm ile helak etmez.
gâfilûne
Elmalılı Hamdi Yazır = Bu şundan ki: Rabbın memleketleri ahâlisi gâfil haldeler iken zulm ile helâk edici değildir
gâfilûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bu, Rabbinin ülkeleri onların halkı habersiz iken, yani onları uyarmadan haksız yere helak edici olmamasından ileri gelmektedir.
gâfilûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bu (şundan dolayıdır ki) Rabbin, halkı habersiz iken ülkeleri zulüm ile helak edici değildir.
gâfilûne
Gültekin Onan = Bu, ehli (halkı) habersizken, rabbinin ülkeleri zulüm ve helak edici olmadığındandır.
gâfilûne
Harun Yıldırım = Bu şu sebepledir ki, Rabbin halkı habersiz iken ülkeleri zulmederek helak edici değildir.
gâfilûne
Hasan Basri Çantay = Bu (vech ile peygamberler gönderilmesi ve onların feci akıbetlerini vaktiyle haber vermeleri) memleketleri — halkı gaafil bulunurlarken — zulüm (leri) yüzünden Rabbinin (mahv-ü) helak edici olmadığındandır.
gâfilûne
Hayrat Neşriyat = Bu (peygamberlerin gönderilmesi) şundandır ki, Rabbin, ahâlisi (yaptıkları işin mes’ûliyetinden) habersiz kimseler iken (bir peygamber göndermeden) şehirleri (halkın işledikleri) zulüm sebebiyle helâk edici değildir!
gâfilûne
İbni Kesir = Bu; Rabbının, haberleri yokken, kasabalar halkını haksız yere helak edici olmadığından dolayıdır.
gâfilûne
Kadri Çelik = Bu (şekilde resullerin gönderilmesi), haberleri yokken ülkeler halkını Rabbinin haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.
gâfilûne
Muhammed Esed = Gerçek şu ki, bir toplumun fertleri (doğru ile eğrinin anlamından) habersiz olduğu sürece Rabbin o toplumu yaptığı yanlışlıklardan dolayı asla yok etmez:
gâfilûne
Mustafa İslamoğlu = Bunun nedeni şudur: bir toplumun bireyleri (ilahi sınırlardan) habersiz oldukları sürece, senin Rabbin o (tür) toplumları işledikleri yanlışlar sebebiyle asla helak etmez.
gâfilûne
Ömer Nasuhi Bilmen = İşte bu, Rabbin, ülkelerin ahalisini gâfil bir halde bulunurlarken zulümleri sebebiyle helâk edici olmadığından dolayıdır.
gâfilûne
Ömer Öngüt = Bu böyledir. Çünkü Rabbin bir memleketi, halkının haberi yokken zulümleri sebebiyle helâk edici değildir.
gâfilûne
Şaban Piriş = Bu, halkı habersizken, Allah’ın haksız yere ülkeleri helak etmemesinden dolayıdır.
gâfilûne
Sadık Türkmen = Bu böyledir. Çünkü Rabbin, halk gerçeklerden habersiz iken, ülkeleri zulmederek helak edici değildir.
gâfilûne
Seyyid Kutub = Bu, şunu kanıtlar ki, Rabbin, gerçeklerden habersiz olan bir kentin halkını haksız yere asla helâk etmez.
gâfilûne
Suat Yıldırım = İşte bu (şekilde resullerin gönderilmesi, onların uyarmaları), haberleri olmaksızın zulümleri sebebiyle, senin Rabbinin ülkeleri imha etmediği gerçeğinden ileri gelmektedir.
gâfilûne
Süleyman Ateş = Bu böyledir, çünkü Rabbin, halkı habersiz iken ülkeleri zulüm ile helâk edici değildir.
gâfilûne
Tefhim-ul Kuran = Bu, halkı habersizken, Rabbinin ülkeleri zulüm ile helak edici olmadığındandır.
gâfilûne
Ümit Şimşek = Size peygamberler gönderilmesinin sebebi şudur: Rabbin, ahalisi habersiz bulunan bir beldeyi haksızlıkla helâk etmez.
gâfilûne
Yaşar Nuri Öztürk = Sebep şudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helâk edici değildir.
gâfilûne
İskender Ali Mihr = İşte bu, senin Rabbinin, ülke halkı gaflet içindeyken (uyarılmadan), ülkeleri zulümle helâk edici olmamasındandır.
gâfilûne
İlyas Yorulmaz = Uyarıdan habersiz bir toplumu, Rabbin haber vermeden, zulümle yok edecek değildir.
hum el gâfilûne
Diyanet İşleri = İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
hum el gâfilûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, onların kalplerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir ve onlardır gaflet edenlerin tâ kendileri.
hum el gâfilûne
Abdullah Parlıyan = İşte Allah'ın, kalplerini işitme ve görme duyularını mühürlediği kimseler bunlardır. Hakka ve gerçeklere karşı umursamazlık içinde bulunanlar da, işte bunlardır.
hum el gâfilûne
Adem Uğur = İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
hum el gâfilûne
Ahmed Hulusi = İşte bunlar, Allâh'ın, kalplerini, işitme (algılama) kuvvelerini, basîretlerini (değerlendirme kuvvelerini) kilitlediği kimselerdir! Onlar kozalarında yaşayanların ta kendileridir!
hum el gâfilûne
Ahmet Tekin = İşte onlar, Allah’ın kalplerini, kafalarını anlayışsız, kulaklarını duyarsız, gözlerini görmez hale getirdiği kimselerdir. Onlar, işte onlar, gaflet içinde olanlardır.
hum el gâfilûne
Ahmet Varol = Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafiller de işte onlardır.
hum el gâfilûne
Ali Bulaç = Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.
hum el gâfilûne
Ali Fikri Yavuz = Bunlar, o kimselerdir ki, Allah, kalblerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. İşte bunlar, gafil olanlardır.
hum el gâfilûne
Ali Ünal = Böyleleri, Allah’ın kalblerini, işitme duyusu ve gözlerini mühürleyip çalışmaz hale getirdiği kimselerdir. Ve böyleleri, (gerçeği görme, işitme ve anlamaktan mahrum) gafillerin ta kendileridir.