Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Diyanet İşleri = Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah’ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bu da, halkının hiçbir şeyden haberi olmayan şehirleri, Rabbinin zulümle helâk etmeyeceğinden dolayıdır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, bir toplumun fertleri doğru ile eğrinin anlamından, habersiz olduğu sürece, senin Rabbin bir zulüm ve haksızlık ile ülkeleri helak edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Adem Uğur = Gerçek şu ki: Halkı habersizken, Rabbin haksızlık ile ülkeleri helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ahmed Hulusi = Şu sebepledir ki: Rabbin, Rasûllerle uyarılmamış zâlim toplulukları helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın Rasuller göndermesi ve kitaplar indirmesi, halkı aydınlatılmadan, gaflet içinde iken, Rabbinin zulm ile memleketleri, ülkeleri helâk etmemesi içindir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ahmet Varol = Böyle olması, halkı habersizken Rabbinin kasabaları (ülkeleri) haksızlıkla helak etmeyeceğindendir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ali Bulaç = Bu, halkı habersizken, Rabbinin ülkeleri zulüm ve helak edici olmadığındandır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ali Fikri Yavuz = Bu peygamberleri göndermek şundandır: Rabbin, memleketler halkını gafil haldelerken (peygamber tebliğinden habersizlerken) onları zulm ile helâk edici olmadığından...

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ali Ünal = Açık ki Rabbin, herhangi bir memleketi oranın halkı (gerçeklerden ve Allah’ın kendilerinden ne istediğinden) habersiz yaşayıp giderken helâk etme gibi bir zulmü asla işlememiştir ve işlemez de.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Bayraktar Bayraklı = Gerçek şu ki; halkı habersizken, Rabbin haksızlıkla ülkeleri helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Bekir Sadak = Bu, haberleri yokken kasabalar halkini Allah'in haksiz yere yok etmeyeceginden dolayidir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Celal Yıldırım = İşte bu, (peygamberler gönderilmesinin, onların uyarıda bulunmasının sebebi), haberleri yokken, zulümleri yüzünden Rabbinin kasabaları yok edici olmadığı (hikmetine dayanmakta)dır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Cemal Külünkoğlu = Gerçek şu ki: Bir toplumun fertleri (doğru ile eğrinin anlamından) habersiz olduğu sürece Rabbin o toplumu yaptığı yanlışlıklardan dolayı asla yok etmez.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Diyanet Vakfi = Gerçek şu ki: Halkı habersizken, Rabbin haksızlık ile ülkeleri helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Edip Yüksel = Bu böyledir. Rabbin, halkı habersiz bir durumda iken ülkeleri zulüm ile helak etmez.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bu şundan ki: Rabbın memleketleri ahâlisi gâfil haldeler iken zulm ile helâk edici değildir

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bu, Rabbinin ülkeleri onların halkı habersiz iken, yani onları uyarmadan haksız yere helak edici olmamasından ileri gelmektedir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bu (şundan dolayıdır ki) Rabbin, halkı habersiz iken ülkeleri zulüm ile helak edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Gültekin Onan = Bu, ehli (halkı) habersizken, rabbinin ülkeleri zulüm ve helak edici olmadığındandır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Harun Yıldırım = Bu şu sebepledir ki, Rabbin halkı habersiz iken ülkeleri zulmederek helak edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Hasan Basri Çantay = Bu (vech ile peygamberler gönderilmesi ve onların feci akıbetlerini vaktiyle haber vermeleri) memleketleri — halkı gaafil bulunurlarken — zulüm (leri) yüzünden Rabbinin (mahv-ü) helak edici olmadığındandır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Hayrat Neşriyat = Bu (peygamberlerin gönderilmesi) şundandır ki, Rabbin, ahâlisi (yaptıkları işin mes’ûliyetinden) habersiz kimseler iken (bir peygamber göndermeden) şehirleri (halkın işledikleri) zulüm sebebiyle helâk edici değildir!

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 İbni Kesir = Bu; Rabbının, haberleri yokken, kasabalar halkını haksız yere helak edici olmadığından dolayıdır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Kadri Çelik = Bu (şekilde resullerin gönderilmesi), haberleri yokken ülkeler halkını Rabbinin haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Muhammed Esed = Gerçek şu ki, bir toplumun fertleri (doğru ile eğrinin anlamından) habersiz olduğu sürece Rabbin o toplumu yaptığı yanlışlıklardan dolayı asla yok etmez:

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Mustafa İslamoğlu = Bunun nedeni şudur: bir toplumun bireyleri (ilahi sınırlardan) habersiz oldukları sürece, senin Rabbin o (tür) toplumları işledikleri yanlışlar sebebiyle asla helak etmez.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = İşte bu, Rabbin, ülkelerin ahalisini gâfil bir halde bulunurlarken zulümleri sebebiyle helâk edici olmadığından dolayıdır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ömer Öngüt = Bu böyledir. Çünkü Rabbin bir memleketi, halkının haberi yokken zulümleri sebebiyle helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Şaban Piriş = Bu, halkı habersizken, Allah’ın haksız yere ülkeleri helak etmemesinden dolayıdır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Sadık Türkmen = Bu böyledir. Çünkü Rabbin, halk gerçeklerden habersiz iken, ülkeleri zulmederek helak edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Seyyid Kutub = Bu, şunu kanıtlar ki, Rabbin, gerçeklerden habersiz olan bir kentin halkını haksız yere asla helâk etmez.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Suat Yıldırım = İşte bu (şekilde resullerin gönderilmesi, onların uyarmaları), haberleri olmaksızın zulümleri sebebiyle, senin Rabbinin ülkeleri imha etmediği gerçeğinden ileri gelmektedir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Süleyman Ateş = Bu böyledir, çünkü Rabbin, halkı habersiz iken ülkeleri zulüm ile helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Tefhim-ul Kuran = Bu, halkı habersizken, Rabbinin ülkeleri zulüm ile helak edici olmadığındandır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Ümit Şimşek = Size peygamberler gönderilmesinin sebebi şudur: Rabbin, ahalisi habersiz bulunan bir beldeyi haksızlıkla helâk etmez.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sebep şudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helâk edici değildir.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 İskender Ali Mihr = İşte bu, senin Rabbinin, ülke halkı gaflet içindeyken (uyarılmadan), ülkeleri zulümle helâk edici olmamasındandır.

gâfilûne

  En’âm / 131 -

 İlyas Yorulmaz = Uyarıdan habersiz bir toplumu, Rabbin haber vermeden, zulümle yok edecek değildir.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Diyanet İşleri = İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, onların kalplerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir ve onlardır gaflet edenlerin tâ kendileri.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Abdullah Parlıyan = İşte Allah'ın, kalplerini işitme ve görme duyularını mühürlediği kimseler bunlardır. Hakka ve gerçeklere karşı umursamazlık içinde bulunanlar da, işte bunlardır.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Adem Uğur = İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Ahmed Hulusi = İşte bunlar, Allâh'ın, kalplerini, işitme (algılama) kuvvelerini, basîretlerini (değerlendirme kuvvelerini) kilitlediği kimselerdir! Onlar kozalarında yaşayanların ta kendileridir!

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Ahmet Tekin = İşte onlar, Allah’ın kalplerini, kafalarını anlayışsız, kulaklarını duyarsız, gözlerini görmez hale getirdiği kimselerdir. Onlar, işte onlar, gaflet içinde olanlardır.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Ahmet Varol = Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafiller de işte onlardır.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Ali Bulaç = Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Ali Fikri Yavuz = Bunlar, o kimselerdir ki, Allah, kalblerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. İşte bunlar, gafil olanlardır.

hum el gâfilûne

  Nahl / 108 -

 Ali Ünal = Böyleleri, Allah’ın kalblerini, işitme duyusu ve gözlerini mühürleyip çalışmaz hale getirdiği kimselerdir. Ve böyleleri, (gerçeği görme, işitme ve anlamaktan mahrum) gafillerin ta kendileridir.