Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Diyanet İşleri = Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Dedi ki: Bilgisiz olduğunuz çağlarda Yûsuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Abdullah Parlıyan = Yûsuf dedi ki: “Siz henüz cahil kimseler iken, Yûsuf'a ve kardeşi Bünyamin'e neler yaptığınızı biliyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Adem Uğur = Yusuf dedi ki: Siz, cahilliğiniz yüzünden Yusuf ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor musunuz?

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ahmed Hulusi = (Yusuf) dedi ki: "Hani siz toyken, Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı hatırlar mısınız?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ahmet Tekin = Yûsuf:'Bilgi ve muhakemeden yoksunluğunuz, ihtirasınız, cahilliğiniz yüzünden Yûsuf’a ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor musunuz?' dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ahmet Varol = (Yusuf) dedi ki: 'Siz cahil iken Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?.'

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ali Bulaç = (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ali Fikri Yavuz = Yûsuf, onlara dedi ki; “- Siz, cahil kimselerken Yûsuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ali Ünal = Yusuf ise, “Hani o bilmezlik vaktinizde Yusuf’a ve kardeşine yaptıklarınızın farkındasınız değil mi?” deyiverdi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Bayraktar Bayraklı = Yûsuf dedi ki: “Sizler cahil iken, Yûsuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı hatırlıyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Bekir Sadak = «iz, Yusuf ve kardesine bilmeden neler yaptiginizin farkinda misiniz?» dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Celal Yıldırım = Yûsuf onlara: «Cahillik (günlerin)de Yûsuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı bilir misiniz ?» diye sordu.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Cemal Külünkoğlu = (Yusuf) dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Siz, Yusuf ve kardeşine bilmeden neler yaptığınızın farkında mısınız?' dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Diyanet Vakfi = Yusuf dedi ki: Siz, cahilliğiniz yüzünden Yusuf ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor musunuz?

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Edip Yüksel = 'Sizler cahiller iken, Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz,' dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Siz, dedi, biliyor musunuz? Cahilliğiniz de Yusüfe ve kardeşine ne yaptınız?

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Dedi ki: «Cahilliğinizde siz Yusuf ile kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?»

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O dedi ki: «Siz cahilliğinizde Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?»

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Gültekin Onan = (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınizı biliyor musunuz?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Harun Yıldırım = Dedi ki: “Sizler, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Hasan Basri Çantay = (Yuusuf şöyle) dedi: «Siz (henüz) câhil kimseler iken Yuusufa ve kardeşine neler yapdığınız) biliyor musunuz»?.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Hayrat Neşriyat = (Yûsuf) dedi ki: 'Siz câhil kimseler iken Yûsuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı bildiniz mi?'

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 İbni Kesir = Siz, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz? dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Kadri Çelik = “Siz cahiller iken, Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızın farkında mısınız?” dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Muhammed Esed = (Yusuf:) "Hatırlıyor musunuz" diye karşılık verdi, "(doğrudan, eğriden) henüz habersiz olduğunuz zaman Yusuf'a ve o'nun kardeşine neler yapmıştınız?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Mustafa İslamoğlu = (Yusuf) dedi ki: "Siz henüz cahilken, Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı hatırlıyor musunuz?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dedi ki: «Bilmiş oldunuz mu, siz câhil kimseler iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı?»

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ömer Öngüt = Yusuf dedi ki: “Siz câhil kimselerken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Şaban Piriş = -Siz, Yusuf ve kardeşine bilmeden neler yaptığınızı biliyor musunuz? dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Sadık Türkmen = (yusuf) dedi ki: “Biliyor musunuz/hatırladınız mı? Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı? Sizler cahiller iken!”

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Seyyid Kutub = Hz. Yusuf kardeşlerine; «Cahillik döneminde Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı hatırlıyor musunuz?» dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Suat Yıldırım = Artık zamanı geldiğini düşünerek Yusuf: "Siz, dedi, cahilliğiniz döneminde Yusuf ile kardeşine yaptığınız muameleyi elbette biliyorsunuzdur değil mi?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Süleyman Ateş = (Yûsuf) Dedi: "Sizler câhil iken Yûsuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı bildiniz mi?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Tefhim-ul Kuran = (Yusuf) Dedi ki: «Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?»

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Ümit Şimşek = Yusuf 'Cahilliğiniz zamanında Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?' dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dedi: "O cahil zamanınızda Yûsuf'a ve kardeşinize ne yaptığınızı biliyorsunuz değil mi?"

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 İskender Ali Mihr = Yusuf (a.s): “Siz cahil iken Yusuf’a ve onun kardeşine yaptığınız şeyi bildiniz mi (hatırladınız mı)?” dedi.

fealtum

  Yûsuf / 89 -

 İlyas Yorulmaz = Yusuf onlara “Siz bir zamanlar cahil (henüz hiçbir şey bilmez) iken Yusuf ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?” diye sordu.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nâdim oluverirsiniz.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Abdullah Parlıyan = Ey iman edenler! Şeriatın koyduğu sınırlardan dışarıya çıkmayı adet haline getiren biri, size bir haber getirirse, ona inanmadan önce, doğru olup olmadığını iyice araştırın, yoksa bir topluluğa yanlışlıkla bilmeden kötülükte bulunur, incitirsiniz de, sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Adem Uğur = Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Ahmed Hulusi = Ey iman edenler. . . Eğer bir bozuk inançlı size bir haber getirirse, iyice araştırın. . . (Yoksa) işin doğrusunu bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişmanlık duyarsınız!

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Ahmet Tekin = Ey iman edenler, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden bir fâsık, bir bozguncu, kötü niyetli bir âsi size, hükümetinize, emniyet güçlerinize, ordunuza önemli bir haber getirirse, doğruluğunu araştırın. Araştırmadan, ciddî, zarar verici tedbirler almaya kalkarsanız, bilmeden, yanlış bilgilendirme sonucu suçsuz bir kavme, bir topluluğa kötülük yapmış, hoş olmayan bir davranış sergilemiş olabilirsiniz. Sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Ahmet Varol = Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun aslını araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Ali Bulaç = Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey iman edenler! Eğer size bir fâsık, bir haber getirirse, onu araştırın (doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin). Değilse bilmiyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.

fealtum

  Hucurât / 6 -

 Ali Ünal = Ey iman edenler! Bir fasık (Allah’ın emir ve yasaklarını açıktan ve bir endişe, iç burkulması duymadan çiğneyebilen bir kişi) size bir haber getirdiğinde, doğru olup olmadığını tesbit etmek için onu iyice araştırın. Aksi halde, hiçbir gerçeğe dayanmadan bir topluluğa zararınız dokunur da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.