Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Diyanet İşleri = Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sözümüz budur ancak, birşeyin olmasını diledik mi ona ol deriz, derhal olur.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Abdullah Parlıyan = Biz ne zaman birşeyin olmasını istesek, ona sadece “Ol” deriz ve o şey hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Adem Uğur = Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ahmed Hulusi = Bir şeyi (olmasını) irade ettiğimizde kavlimiz ona yalnızca: "Ol" dememizdir. . . (Artık) o olur!

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ahmet Tekin = Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, onun için söyleyecek sözümüz sadece:'Ol' demekten ibarettir. O hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ahmet Varol = Bir şeyi(n olmasını) istediğimizde ona sözümüz sadece: 'Ol' dememizdir. O da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ali Bulaç = Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz de bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece şöyle dememizdir: “- Ol” , o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ali Ünal = (Başka her şey gibi, ölüleri diriltmek de Bizim için çok kolaydır.) Bir şeyin olmasını dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece “Ol!” demektir, o da hemen oluverir (olma yoluna giriverir).

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Bayraktar Bayraklı = Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece “ol!” dememizdir. O da hemen oluşmaya başlar.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Bekir Sadak = Bir seyin olmasini istedigimiz zaman sozumuz sadece ona «Ol» dememizdir ve hemen olur. *

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Celal Yıldırım = Biz bir şeyin olmasını dilediğimiz zaman, sözümüz ona sadece «ol!» dememizdir; o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Cemal Külünkoğlu = Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz ona sadece, “Ol” dememizdir. O da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona 'Ol' dememizdir ve hemen olur.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Diyanet Vakfi = Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece «Ol» dememizdir. Hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Edip Yüksel = Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sadece 'Ol,' deriz ve o da olur.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bizim herhangi birşey için sözümüz, onu murad ettiğimiz zaman, sade ona şöyle dememizdir: «Ol» hemen oluverir

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bizim, herhangi birşey için sözümüz onu murat ettiğimiz zaman, yalnızca ona: «Ol!» dememizdir. O da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece «ol» dememizdir. O da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Gültekin Onan = Onu istediğimizde herhangi birşey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Harun Yıldırım = Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Hasan Basri Çantay = Bir şey'i (n olmasını) dilediğimiz zaman sözümüz ancak ona «Ol» dememizden ibâretdir. O da derhal oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Hayrat Neşriyat = Bir şeye sözümüz, onu(n olmasını) dilediğimizde, kendisine sâdece 'Ol!' dememizdir ki (o da) hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 İbni Kesir = Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona, sözümüz sadece; ol, demektir ve o, hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Kadri Çelik = İstediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca “Ol” demekten ibarettir; o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Muhammed Esed = Biz, ne zaman bir şeyin olmasını istesek, ona sadece "Ol!" deriz ve o (şey hemen) oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Mustafa İslamoğlu = Gerçek şu ki, bir şeyin olmasını istediğimizde ona "Ol!" dememiz yeterlidir; o da hemen oluş sürecine girecektir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bizim bir şeye sözümüz, onu dilediğimiz zaman ona «Ol» dememizden ibarettir ki, o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ömer Öngüt = Biz bir şeyin olmasını dilediğimiz zaman, sözümüz ona ancak: “Ol!” dememizden ibarettir. O da derhal oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Şaban Piriş = Biz bir şeyi dilediğimiz zaman ona sözümüz sadece “ol!” demektir. O da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Sadık Türkmen = Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, Bizim sözümüz sadece ona; “Ol” dememizdir, o da derhal oluşmaya başlar.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Seyyid Kutub = Biz bir şeyin olmasını isteyince söyleyeceğimiz tek söz ona «ol» dememizdir, o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Suat Yıldırım = Biz herhangi bir şeyin olmasını istediğimizde, sadece "Ol!" deriz, o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Süleyman Ateş = Biz bir şeyi(n olmasını) istediğimiz zaman, söyleyeceğimiz söz, sadece ona "ol" dememizdir, derhal oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Tefhim-ul Kuran = Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca «Ol» demekten ibarettir; o da hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Ümit Şimşek = Biz birşeyi murad ettiğimizde, sözümüz 'Ol' demekten ibarettir; o da oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Biz birşeyi dilediğimizde, onun hakkında söyleyeceğimiz söz, "Ol!" demekten ibarettir; o hemen oluverir.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 İskender Ali Mihr = Bir şeyin (olmasını) istediğimiz zaman Bizim sözümüz, ona sadece: “Ol!” dememizdir. O, hemen olur.

fe yekûnu

  Nahl / 40 -

 İlyas Yorulmaz = Dikkat edin! Biz bir şeyin olmasını dilediğimizde ki sözümüz, yalnızca ona “Ol” deriz, o da hemen olur.

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Sizi îmana dâvet etmeseydi ne değeriniz olabilirdi Rabbimin katında; ama siz gerçekten de yalanladınız tebliğ edilenleri, artık azaplandırmak gerekmekte sizi.

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Abdullah Parlıyan = İnananlara de ki: Dua, yalvarma ve ibadetiniz olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? Ve inkârcılara da de ki: Gerçek şu ki siz, Allah'ın mesajını yalan saydınız, artık bu yüzden azap size sarılacak, yakanızı bırakmayacaktır.

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Adem Uğur = (Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Eğer yönelişiniz olmazsa Rabbim size önem vermez! Gerçekten yalanladınız. . . Yakında kaçınılmaz sonucunu yaşayacaksınız!"

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Ahmet Tekin = 'Sizi kulluğa, ibadete ve duaya davet etmese; sizin kulluğunuz, ibadetiniz ve duanız olmasa, Rabbim sizinle ilgilenmez, sizi önemsemez ey insanlar! Ey inkâr edenler, siz tebliğ edilen Kurân’ı ve Rasulullah’ı yalanlarken, itaate yanaşmazken size de değer vermez. Bu sebeple dünyada ceza, âhirette azap yakanızı bırakmayacaktır.' diye ilan et.

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Duanız olmasa Rabbim size bir değer vermez. Ancak yalanladınız; artık (sizin için azap) kaçınılmaz olacak.'

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Ali Bulaç = De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Sizin ibadetiniz olmasa, Rabbim sizi ne yapacak (size ne kıymet verir?) Mademki (Allah’ı ve Rasûlünü) tekzibettiniz, o halde azab size çaresiz vacib olacaktır.”

sevfe yekûnu

  Furkân / 77 -

 Ali Ünal = De ki: “Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki! (Ama ey inkârcılar!) Siz O’nun Mesajı’nı yalanladınız ve bunun günahı yakanızı bırakmayacaktır.”