Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fe âtâ-humu allâhu
Diyanet İşleri = Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah da onlara dünya nîmetlerini ve âhiretin güzelim mükâfatını verdi ve Allah, iyilik edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine Allah, onlara hem bu dünya menfaatlerini, hem de ahiret kazancının en güzelini bağışladı. Zira Allah, güzel davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Adem Uğur = Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ahmed Hulusi = Allâh da onlara hem dünya sevabını verdi hem de sonsuz gelecek sürecinin en güzel sevabını verdi. Allâh ihsan edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ahmet Tekin = Allah da onlara, hem dünya nimetini, hem de âhiret, ebedî yurt sevabının güzelliğini verdi. Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman askerî erkânı, idarecileri, müslümanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ahmet Varol = Allah da onlara hem dünya karşılığını hem de ahiret karşılığının güzel olanını verdi. Allah iyilik edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ali Bulaç = Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ali Fikri Yavuz = Nihayet bu dua ve savaşlardaki direnmeleri sebebiyle Allah onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini (cenneti) verdi. Allah güzel iş yapanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ali Ünal = Allah da onlara hem dünya mükâfatını, hem de en güzel Âhiret mükâfatını verdi. Elbette Allah, (böyle) ihsan sahiplerini, (Allah’ı görürcesine, en azından O’nun kendilerini gördüğünün şuuru içinde iyiliğe adanmışları) sever.
fe âtâ-humu allâhu
Bayraktar Bayraklı = Allah da onlara dünya nimetini, âhiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyi davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Bekir Sadak = Bu yuzden Allah onlara dunya nimetini de ahiret nimetini de fazlasiyle verdi. Allah islerini iyi yapanlari sever. *
fe âtâ-humu allâhu
Celal Yıldırım = Bu sebeple Allah da onlara hem dünya sevabını, hem âhiretin güzel sevabını verdi. Allah iyi yararlı işlerde bulunan iyileri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Cemal Külünkoğlu = Allah da onlara hem dünya kazancını ve hem de ahiret mükâfatının en güzelini verdi. Allah güzel davrananları/iyilik yapanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Diyanet İşleri (eski) = Bu yüzden Allah onlara dünya nimetini de ahiret nimetini de fazlasiyle verdi. Allah işlerini iyi yapanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Diyanet Vakfi = Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Edip Yüksel = ALLAH da onlara hem dünya nimetini hem de ahiret nimetinin en güzelini verdi. ALLAH güzel davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Elmalılı Hamdi Yazır = Binnetice Allah da kendilerine hem dünya sevabını verdi hem de ahıretin güzel sevabını, öyle ya Allah güzel iş yapan muhsinleri sever
fe âtâ-humu allâhu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah da onlara hem dünya nimetini verdi hem de ahiretin güzel sevabını verdi; öyle ya Allah güzel iş yapanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Gültekin Onan = Böylece Tanrı, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Tanrı iyilikte bulananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Harun Yıldırım = Böylece Allah onlara dünya mükafatını, ahiret nimetinin de en güzelini verdi. Şüphesiz Allah ihsan edenleri sever!
fe âtâ-humu allâhu
Hasan Basri Çantay = Nihayet Allah onlara hem dünyâ ni'metini, hem âhiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyi hareket edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Hayrat Neşriyat = Allah da onlara, (hem) dünya mükâfâtını hem âhiret mküâfâtının güzelliğini verdi. Çünki Allah, iyilik edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
İbni Kesir = Bu yüzden Allah, onlara dünya nimetini de, ahiret nimetini de fazlasıyla verdi. Ve Allah ihsan edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Kadri Çelik = Bu yüzden Allah onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah ihsan sahiplerini sever.
fe âtâ-humu allâhu
Muhammed Esed = Bunun üzerine Allah, onlara, hem bu dünya nimetlerini, hem de ahiretin en güzel nimetlerini bağışladı: Zira Allah, iyilik yapanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Mustafa İslamoğlu = Bunun ardından Allah onlara, hem bu dünya nimetlerini hem de ahiret nimetlerinin en güzelini bahşetti: Allah kendisini görüyormuş gibi kulluk edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ömer Nasuhi Bilmen = Artık Allah Teâlâ da onlara hem dünya nîmetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Ve Allah Teâlâ muhsin olanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ömer Öngüt = Bu yüzden Allah onlara dünya nimetini de ahiret nimetini de fazlasıyla verdi. Allah iyilik edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Şaban Piriş = Allah da onlara dünya nimetini ve ahiret nimetinin en güzelini verdi. Allah iyilik edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Sadık Türkmen = Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel ödülünü verdi. Allah güzel davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Seyyid Kutub = Allah da onlara hem dünya kazancını ve hem de ahiret mükâfatının en güzelini verdi. Allah iyi işler yapanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Suat Yıldırım = Allah da onlara hem dünya mükâfatını, hem de o güzelim âhiret mükâfatını verdi. Allah elbette muhsinleri, hep iyi davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Süleyman Ateş = Allâh da onlara hem dünyâ karşılığını, hem âhiret karşılığının en güzelini verdi. Çünkü Allâh, güzel davrananları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Tefhim-ul Kuran = Böylece Allah, dünya sevabını da, ahiret sevabının güzelliğini de onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever.
fe âtâ-humu allâhu
Ümit Şimşek = Allah da onlara dünya nimeti ile âhiret sevabının en güzelini birlikte verdi. Çünkü Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
Yaşar Nuri Öztürk = Allah da onlara, hem dünya nimetini verdi hem de âhiret sevabının en güzelini. Allah, güzel düşünüp güzellik sergileyenleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
İskender Ali Mihr = Böylece Allah, onlara dünya sevabını ve ahiret sevabınının en güzelini verdi. Ve Allah, muhsinleri sever.
fe âtâ-humu allâhu
İlyas Yorulmaz = Sonra Allah onlara dünyanın karşılığını ve ahirette de en güzel karşılığı verecektir. Allah güzel davrananları sever.