Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Diyanet İşleri = Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Mûsâ, onların hayvanlarına su verdi, sonra da bir gölgeye çekilip Rabbim dedi, bana, hayra âit ne indirdiysen, ne lütufta bulunduysan şüphe yok ki hepsine de muhtâcım ben.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine Musa, onların hayvanlarını suladı ve gölgeye çekilip: “Ey Rabbim! Bana bahşedeceğin her hayıra, öylesine muhtacım ki!” diye niyazda bulundu.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Adem Uğur = Bunun üzerine Musa, onların yerine (davarlarını) sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım, dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ahmed Hulusi = Bunun üzerine (Musa), onlar namına suladı. . . Sonra gölgeye geri dönüp niyaz etti: "Rabbim, şüphesiz ki, bana nasip ettiğin hayırdan (kaçıp kurtulduktan) sonra, çok yoksul kaldım!"

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ahmet Tekin = Bunun üzerine Mûsâ onların hayvanlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi.'Rabbim, başıma getirdiğin bunca hayırlı olaylar sebebiyle, senden gelecek her türlü lütfa muhtacım' dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ahmet Varol = Hemen onların (sürülerini) suladı. Sonra gölgeye çekilip: 'Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayıra muhtacım' dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ali Bulaç = Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım."

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ali Fikri Yavuz = Bunun üzerine Mûsa, onların davarlarını suvardı. Sonra gölgeye çekilip şöyle dedi: “- Ey Rabbim, doğrusu ben, bana hayırdan (yemekten) ne indirirsen ona muhtacım (karnım aç bulunuyor).

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ali Ünal = Bunun üzerine o iki kadının hayvanlarını suvarıverdi ve (onlar ayrıldıktan) sonra gölgeye çekilip, “Rabbim,” dedi, “bana lütfedeceğin her hayra, her nimete muhtacım!”

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Bayraktar Bayraklı = Mûsâ, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi. “Ey Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her iyiliğe muhtacım” dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Bekir Sadak = Musa onlarin davarlarini suladi. Sonra golgeye cekildi: «Rabbim! Dogrusu bana indirecegin hayra muhtacim» dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Celal Yıldırım = Bunun üzerine (Musâ gayrete galip) onların davarlarını suladı, sonra da gölgeye çekilip şöyle dedi: «Rabbim! Doğrusu bana indirdiğin nimete (her zaman) muhtacım.»

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Cemal Külünkoğlu = Bunun üzerine (Musa) onların hayvanlarına su verdi, sonra gölgeye çekildi: “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım!” dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Diyanet İşleri (eski) = Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: 'Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım' dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Diyanet Vakfi = Bunun üzerine Musa, onların yerine (davarlarını) sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım, dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Edip Yüksel = Onlar için suladı, sonra gölgeye çekildi ve, 'Rabbim, senin bana bağışlayacağın her şeye muhtacım,' dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bunun üzerine ikisine sulayıverdi, sonra gölgeye çekildi de «ya rabbi! dedi: ben cidden bana indirdiğin hayırdan dolayı bir fakirim»

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bunun üzerine ikisine hayvanlarını suladı, sonra gölgeye çekildi ve: «Ey Rabbim, ben gerçekten bana indirdiğin hayırdan dolayı bir fakirim!» dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve «Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım» dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Gültekin Onan = Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım."

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Harun Yıldırım = Bunun üzerine Musa, onların yerine (davarlarını) sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım, dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Hasan Basri Çantay = Bunun üzerine (Musa) onlarınkini sıvarıverdi. Sonra gölgeye dönüb dedi ki: «Rabbim, hakıykat ben, bana indirdiğin hayırdan dolayı muhtacım».

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Hayrat Neşriyat = Bunun üzerine (Mûsâ) o ikisinin yerine (hayvanlarını) sulayıverdi; sonra gölgeye çekildi de: 'Rabbim! Gerçekten ben, bana indireceğin her hayra muhtâcım!' dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 İbni Kesir = Bunun üzerine onlarınkini suladı. Sonra gölgeye çekildi ve dedi ki: Rabbım; doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Kadri Çelik = Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: “Rabbim! Doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım.”

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Muhammed Esed = Bunun üzerine, (Musa) onların (hayvanlarını) suvardı; sonra gölgeye çekilip, "Ey Rabbim, bana bahşedeceğin her hayra öylesine muhtacım ki!" diye niyazda bulundu.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Mustafa İslamoğlu = Bunun üzerine (Musa) onların (hayvanlarını) suladı; ardından gölgeye çekilip şöyle yalvardı: "Rabbim! Bana bahşetmiş olduğun bu tür bir hayra öylesine muhtacım ki!"

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bunun üzerine ikisi için suvarıverdi, sonra gölgeye çekildi de dedi ki: «Yarabbi! şüphe yok ki, bana indirdiğin hayırdan dolayı ben fakirim.»

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ömer Öngüt = Bunun üzerine koyunlarını sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: “Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım. ” dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Şaban Piriş = Bunun üzerine Musa, onların hayvanlarını sulayıp, bir gölgeye çekilerek: -Rabbim, ben, bana indireceğin hayra muhtacım dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Sadık Türkmen = Hemen onların sürülerini suladı. Sonra, gölgeye çekildi: “Rabbim!” dedi. “Doğrusu ben bana bahşedeceğin her hayra öyle muhtacım ki!”

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Seyyid Kutub = Musa onların hayvanlarını suladı, sonra gölgeye çekildi; «Rabb'im, doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım» dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Suat Yıldırım = Bunun üzerine onların davarlarını suvardı, sonra gölgeye çekilip: "Ya Rabbî! Bana lütfedeceğin her türlü nimete muhtacım!" diye dua etti.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Süleyman Ateş = Hemen (Mûsâ) onlarınkini de suladı, sonra gölgeye çekildi: "Rabbim, dedi, doğrusu bana indireceğin bir hayra muhtacım, (azıcık azık indir de şu karnımı doyur)."

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Tefhim-ul Kuran = Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: «Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım.»

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Ümit Şimşek = Musa onlar için hayvanlarını suladı, sonra bir gölgeye çekilip 'Yâ Rabbi, Senin indireceğin her hayra muhtacım' dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bunun üzerine Mûsa, onların sulama işini yaptı. Sonra gölgeye çekilip şöyle dedi: "Rabbim, bana indireceğin her nimeti bekleyen bir çaresizim."

fakîrun

  Kasas / 24 -

 İskender Ali Mihr = Böylece ikisinin (sürüsünü) suladı, sonra gölgeye döndü ve "Rabbim muhakkak ki ben, bana hayır olarak indirdiğin herşeye fakirim (muhtacım)." dedi.

fakîrun

  Kasas / 24 -

 İlyas Yorulmaz = O iki kadın için hayvanlarını suladıktan sonra bir gölgenin altına çekildi. Sonra “Rabbim! Benim için indireceğin hayırlara gerçekten muhtacım” diye dua etti.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Diyanet İşleri = Allah; “Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki Allah yoksuldur, biz zenginiz ama diyenin sözünü işitmiştir Allah. Ne söyledilerse onu da yazacağız, peygamberleri haksız yere öldürmelerini de ve diyeceğiz ki: Tadın yakıcı kavurucu azâbı.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçekten, “Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen Yahudilerin sözlerini, Allah duymuştur. Onların hem söylediklerini, hem de peygamberleri öldürmek gibi bir haksızlık işlediklerini kaydedeceğiz ve hesap günü onlara diyeceğiz: Tadınız bakalım o yakıcı azabı.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Adem Uğur = Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, Allâh ; "Muhakkak Allâh fakirdir, biz zenginleriz" diyenlerin sözünü algıladı. Dediklerini ve Hakk'ın muradına karşı Nebileri öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın yakan azabı!"

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Ahmet Tekin = 'Allah fakir, biz zenginiz' diyenlerin sözlerini, andolsun ki, Allah işitmiştir. Onların bu söylediklerini ve haklı bir sebep ortada yokken peygamberleri öldürmelerini yazıp kaydedeceğiz.'Tadın, o harlı ateş azabını' diyeceğiz.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Ahmet Varol = Şüphesiz Allah: 'Allah fakirdir biz ise zenginiz' diyenlerin sözlerini duymuştur. Biz onların sözlerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacak ve: 'Ateşin azabını tadın' diyeceğiz.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Ali Bulaç = Andolsun; "Gerçek, Allah fakirdir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözlerini Allah işitmiştir. Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve: "Yakıcı olan azabı tadın" diyeceğiz.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Ali Fikri Yavuz = “Allah fakirdir, biz zenginiz”, diyen Yahûdilerin sözünü elbette Allah işitmiştir. O söyledikleri sözü ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini (meleklere emrederek) yazacağız ve: “- Tadın o yakıcı ateşin azâbını”, diyeceğiz.

fakîrun

  Âl-iİmrân / 181 -

 Ali Ünal = (Kendilerine “Allah’a güzel bir borç verin!” dendiğinde,) “Demek Allah fakir, biz ise zenginiz!” şeklinde konuşanların sözlerini Allah elbette işitmiştir. Onların bu konuşmaları gibi, bile bile ve hakhukuk tanımadan o bir kısım peygamberleri öldürmelerini, (atalarının bu cinayetlerini tasvip etmelerini) de yazacak ve “Tadın bakalım o yakıcı cezayı!” diyeceğiz.