Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fî kulûbi-kum
Diyanet İşleri = Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
fî kulûbi-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = Ey Peygamber, ellerinizde bulunan tutsaklara de ki: Allah, yüreklerinizde bir hayırlı niyet bulunduğunu bilirse size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve suçlarınızı örter ve Allah suçları örter, rahîmdir.
fî kulûbi-kum
Abdullah Parlıyan = Ey peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah, kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse size sizden alınan fidyeden daha değerlisini verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır.
fî kulûbi-kum
Adem Uğur = Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
fî kulûbi-kum
Ahmed Hulusi = Ey Nebi! Esirlerden elinizde bulunanlara de ki: "Eğer Allâh kalplerinizde bir hayır (iman) bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar! Allâh Ğafûr'dur, Rahıym'dir. "
fî kulûbi-kum
Ahmet Tekin = Ey Peygamber, elinizdeki esirlere:'Eğer Allah sizin kalblerinizde, düşüncelerinizde bir hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir. Günahlarınızı bağışlar. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir' de.
fî kulûbi-kum
Ahmet Varol = Ey Peygamber! Ellerinizde bulunan esirlere de ki: 'Eğer Allah kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, rahmet edendir.'
fî kulûbi-kum
Ali Bulaç = Ey Peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah, sizin kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse (görürse) size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."
fî kulûbi-kum
Ali Fikri Yavuz = Ey Peygamber! Ellerinizdeki esirlere şöyle de: “- Eğer Allah’ın ezelî ilminde, kalblerinizde bir iman varsa, Allah size, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
fî kulûbi-kum
Ali Ünal = Ey (Peygamberliğin zirve temsilcisi) Peygamber! Elinizdeki esirlere şöyle de: “Eğer Allah kalblerinizde iyi niyet, iman ve teslimiyet istidadı bulursa, sizden alınan fidyeden daha hayırlı bir şeyi size bahşeder ve (bu ana kadar işlediğiniz bütün) günahlarınızı bağışlar. Allah, günahları çok bağışlayandır; bilhassa (tevbe ve imanla Kendisine yönelen) kullarına karşı hususî rahmet ve merhameti pek bol olandır.”
fî kulûbi-kum
Bayraktar Bayraklı = Ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah bağışlayandır; merhamet edendir.
fî kulûbi-kum
Bekir Sadak = Elinizde bulunan esirlere, «Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alinanin daha hayirlisini verir, sizi bagislar, Allah bagislayandir, merhamet edendir» de.
fî kulûbi-kum
Celal Yıldırım = Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah sizin kalbinizde bir hayır (imân ve irfan ortamı) bulunduğunu bilirse, sizden alınanın daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
fî kulûbi-kum
Cemal Külünkoğlu = Ey peygamber! Esirlerden eliniz altında bulunan kimselere de ki: “Eğer Allah kalbinizde hayır (iman) olduğunu bilirse; sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.”
fî kulûbi-kum
Diyanet İşleri (eski) = Elinizde bulunan esirlere, 'Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir' de.
fî kulûbi-kum
Diyanet Vakfi = Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
fî kulûbi-kum
Edip Yüksel = Ey peygamber, elinizde bulunan esirlere de ki: 'ALLAH kalbinizde bir iyilik bilse, yitirdiklerinizden daha iyisini size verir ve sizi bağışlar. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
fî kulûbi-kum
Elmalılı Hamdi Yazır = Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de ki: eğer Allah, sizin kalblerinizde bir hayır bilirse size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve günahlarınızı mağfiret buyurur, Allah gafur, rahîmdir
fî kulûbi-kum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey peygamber, elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah, sizin kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve günahlarınızı bağışlar. Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.
fî kulûbi-kum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de ki: «Eğer Allah sizin kalblerinizde bir hayır bulursa, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah bağışlayıcıdır.»
fî kulûbi-kum
Gültekin Onan = Ey Peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Tanrı, sizin kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse (görürse) size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir."
fî kulûbi-kum
Harun Yıldırım = Ey Nebi! Elinizdeki esirlere de ki: “Allah’ın ilmine göre kalplerinizde bir hayır varsa, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Şüphesiz Allah Ğafûr ve Rahîm’dir.”
fî kulûbi-kum
Hasan Basri Çantay = Ey peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: «Eğer Allahın ezelî ilmine göre yüreklerinizde bir hayır (îman ve ihlâs) varsa O, size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi yarlığar da. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
fî kulûbi-kum
Hayrat Neşriyat = Ey peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki: 'Eğer Allah kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse (kalblerinizde bir hayır ve îmân varsa), size sizden alınan (fidye)den daha hayırlısını verir ve size mağfiret eder.' Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
fî kulûbi-kum
İbni Kesir = Ey peygamber; elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah kalbinizde hayır olduğunu bilirse; sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Ve Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.
fî kulûbi-kum
Kadri Çelik = Ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere, “Allah kalplerinizde bir iyilik bulursa, size, sizden alınanın daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, merhamet edendir” de.
fî kulûbi-kum
Muhammed Esed = (Öyleyse) ey Peygamber, elindeki esirlere de ki: "Allah yüreklerinizde bir güzellik bulursa, bütün o sizden alınan şeylerden daha güzelini bahşedecektir size: Çünkü Allah, çok esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.
fî kulûbi-kum
Mustafa İslamoğlu = Sen ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki: "Eğer Allah yüreklerinizde iyi ve güzelin (yerleşik hali olan imana) yatkınlık bulursa, size sizden alınandan daha güzelini bahşedecek; tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağı olan Allah sizi de bağışlayacaktır.
fî kulûbi-kum
Ömer Nasuhi Bilmen = Ey Peygamber! Ellerinizde esirlerden olan kimselere de ki: «Eğer Allah Teâlâ sizin kalplerinizde bir hayır bilirse, sizden alınmış olan şeyden daha hayırlısını size verir ve sizin için mağfiret buyurur. Ve Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.»
fî kulûbi-kum
Ömer Öngüt = Ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki: “Eğer Allah kalplerinizde bir iyilik bulursa, sizden alınan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. ”
fî kulûbi-kum
Şaban Piriş = -Ey Peygamber, elinizde bulunan esirlere: -Allah kalbinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir. Sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir, de!
fî kulûbi-kum
Sadık Türkmen = Ey PEyGAMBER! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah; kalplerinizde (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
fî kulûbi-kum
Seyyid Kutub = Ey peygamber elinizdeki esirlere de ki; «Eğer Allah kalplerinizde hayırlı bir yaklaşım olduğunu görürse size elinizden alınandan daha iyisini verir ve sizi affeder. Hiç şüphesiz, Allah affedicidir ve merhametlidir.
fî kulûbi-kum
Suat Yıldırım = Ey Peygamber! Ellerinizdeki esirlere de ki"Eğer Allah sizin kalplerinizde hayır yani iyi niyet, iman ve ihlâs istidadı bulursa, sizden alınan fidyelerden daha hayırlısını size verir ve günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).
fî kulûbi-kum
Süleyman Ateş = Ey peygamber, ellerinizde bulunan esirlere söyle: "Eğer Allâh, sizin kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse, size, sizden alınan(fidye)den daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
fî kulûbi-kum
Tefhim-ul Kuran = Ey Peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: «Eğer Allah, sizin kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse (görürse) size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.»
fî kulûbi-kum
Ümit Şimşek = Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Allah sizin kalbinizde bir hayır bulunduğunu bilirse, sizden alınanın daha hayırlısını size verir; üstelik sizi bağışlar. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
fî kulûbi-kum
Yaşar Nuri Öztürk = Ey Peygamber! Elinizde esir olarak bulunanlara de ki: "Eğer Allah, kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse size, sizden alınandan daha değerlisini verir ve sizi affeder. Allah çok affedici, çok esirgeyicidir."
fî kulûbi-kum
İskender Ali Mihr = Ey Nebî (Peygamber)! Esirlerden elinizin altında bulunanlara de ki: “Eğer Allah, kalbinizde hayır olduğunu bilirse; size, sizden alınanlardan daha hayırlısı verilir ve size mağfiret eder. Ve Allah; Gafur’dur, Rahîm’dir.”
fî kulûbi-kum
İlyas Yorulmaz = Ey peygamber! Esirlerden elinizde olanlara deki “Eğer Allah sizin kalplerinizde hayır olduğunu bilseydi, bu savaşta kaybettiklerinizden daha hayırlı şeyleri size verirdi ve sizi bağışlardı. Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.
fî kulûbi-kum
Diyanet İşleri = Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.
fî kulûbi-kum
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve bilin ki içinizde Allah'ın Peygamberi var; işlerin çoğunda size itâat etseydi günaha girer, helâk olurdunuz ve fakat Allah, size inancı sevdirdi ve gönüllerinizde bezedi onu ve çirkin gösterdi size kâfirliği ve buyruktan çıkmayı ve isyânı; işte onlardır en güzel işlerde başarı kazananlar.
fî kulûbi-kum
Abdullah Parlıyan = Ve bilin ki, içinizde Allah'ın peygamberi var. Eğer O Peygamber, birçok işlerde size uymuş olsaydı, herhalde sıkıntıya uğrar, kötü duruma düşerdiniz. Ne var ki Allah, imanı size çok sevdirdi, onunla kalplerinizi donattı. Buna karşılık hakikatı inkâr etmeyi, şeriatın koyduğu sınırlardan dışarı çıkmayı ve başkaldırıp karşı gelmeyi size çirkin gösterdi. İşte böyle olanlar, güzel işlere yol bulanlardır
fî kulûbi-kum
Adem Uğur = Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize sindirmiştir. Küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
fî kulûbi-kum
Ahmed Hulusi = İyi anlayın ki, Rasûlullâh içinizdedir! Eğer (O) çoğu işte size uysa, elbette sıkıntıya düşerdiniz! Ne var ki Allâh size imanı (hakikatinizi hissetmeyi) sevdirdi, onu anlayışınızda güzel gösterdi ve küfrü (gerçeği ret), fusuku (bilinci körleten imanın dışına taşan fiilleri) ve isyanı (nefsanî hırsları) size sevimsiz gösterdi. . . İşte bunlar olgunluğa erenlerin ta kendileridir!
fî kulûbi-kum
Ahmet Tekin = Bilin ki, içinizde ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Allah’ın Rasulü, onun sünneti vardır. Şâyet o, idare, savunma ve dünyevî işlerin birçoğunun planlamasında size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş, akıllarınızda, kalplerinizde onu süsleyip güzelleştirmiştir. Küfre, hak dinin, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıkmaya, fâsıklığa, bozgunculuğa, Allah’ın emirlerine isyana karşı da sizde tiksinti uyandırmıştır. İşte doğru huzurlu ve aydınlık yolu bulanlar onlardır.
fî kulûbi-kum
Ahmet Varol = Ve bilin ki Allah'ın elçisi içinizdedir. Eğer o birçok işte size uysaydı muhakkak sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsledi ve inkarı, fıskı ve isyanı size çirkin gösterdi. İşte onlar doğru yolda olanlardır.
fî kulûbi-kum
Ali Bulaç = Ve bilin ki Allah'ın Resûlü içinizdedir. Eğer o, size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya düşerdiniz. Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip çekici kıldı ve size inkârı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır.
fî kulûbi-kum
Ali Fikri Yavuz = (Ey müminler), biliniz ki, aranızda Allah’ın Peygamberi var. Eğer O, birçok işlerde size uysaydı, muhakkak darlığa düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi; ve onu kalblerinizde güzelleştirdi. Küfrü, nifakı ve isyanı ise, size iğrenç kıldı. İşte bu vasıfta olanlar, hidayete erenlerdir.
fî kulûbi-kum
Ali Ünal = Asla hatırınızdan çıkarmayın ki, içinizde (her meseleyi kendisine götürebileceğiniz bir merci olarak) Allah’ın Rasûlü bulunuyor. (Ey kendi görüşlerinde ısrar eden ve harekete geçmek için fasığın haberini araştırma gereği duymayan mü’minler,) eğer o Rasûl (kamuyu ilgilendiren) işlerin pek çoğunda size uymuş olsa, mutlaka başınız derde girer ve haliniz yaman olur. Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu kalblerinizde süsleyip bezedi; buna karşılık küfürden, işleyeni fasık yapan bütün davranışlardan ve isyandan ise sizi iğrendirdi. İşte bu sıfatları taşıyan mü’minlerdir ki, (inanç, düşünce ve davranışta) doğru yolda olanlar onlardır,