Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fî el âhıreti
Diyanet İşleri = Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.
fî el âhıreti
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve burada kör olan, âhirette de kördür ve yolunu da tam sapıtmıştır, şaşırmış gitmiştir.
fî el âhıreti
Abdullah Parlıyan = Ve bu dünyada kalben kör olan, ahirette de kördür, yolunu da tam sapıtmıştır, şaşırmış gitmiştir.
fî el âhıreti
Adem Uğur = Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
fî el âhıreti
Ahmed Hulusi = Kim bu dünyada âmâ (hakikati göremeyen) ise o, gelecek sonsuz yaşamda da âmâdır (kördür)! (Düşünce) yolu (tarzı) itibarıyla daha da sapmıştır!
fî el âhıreti
Ahmet Tekin = Her kim, bu dünyada, hak ve hakikati, çevresinde olup bitenleri görmekte kör kesiliyorsa, âhirette, ebedî yurtta da kördür. Üstelik hiçbir çıkış yolu bulamayacak derecede felâketle karşı karşıyadır.
fî el âhıreti
Ahmet Varol = Kim burada kör olursa ahirette de kördür ve yolca da daha şaşkındır.
fî el âhıreti
Ali Bulaç = Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.'
fî el âhıreti
Ali Fikri Yavuz = Kim de bu dünyada (hakkı görüp kabul etmiyecek şekilde) kör olursa, artık o, ahirette de kördür ve yol bakımından da daha sapıktır.
fî el âhıreti
Ali Ünal = Ama kim de bu dünyada gerçeklere kör olur (ve gerçeğe götüren bir önderin izinden gitmezse), böylesi Âhiret’te de kör olacaktır ve (İlâhî af ve mağfiret) yoluna çok daha fazla uzaklıktadır.
fî el âhıreti
Bayraktar Bayraklı = Bu dünyada manen kör olan kimse âhirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
fî el âhıreti
Bekir Sadak = Bu dunyada kalbi kor olan, ahirette de kor ve daha saskindir.
fî el âhıreti
Celal Yıldırım = Kim bu Dünya'da korse, Âhiret'te de o kördür ve yol cihetiyle daha da şaşkındır.
fî el âhıreti
Cemal Külünkoğlu = Kim bu dünyada (gerçekleri görmede) kör ise, ahirette de kör olacak, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beter olacaktır.
fî el âhıreti
Diyanet İşleri (eski) = Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.
fî el âhıreti
Diyanet Vakfi = Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
fî el âhıreti
Edip Yüksel = Bu dünyada (Kitaba) kör olanlara gelince, onlar ahirette de kördür ve yol bakımından daha da sapıktır
fî el âhıreti
Elmalılı Hamdi Yazır = Her kim de bu Dünyada körlük ettise o artık Âhırette daha kör ve gidişçe daha şaşgındır
fî el âhıreti
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Her kim de bu dünyada körlük ettiyse, o artık ahirette daha kör ve gidişçe daha şaşkındır.
fî el âhıreti
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Her kim bu dünyada (manen) kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır.
fî el âhıreti
Gültekin Onan = Kim bunda (dünyada) kör ise, o, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.'
fî el âhıreti
Harun Yıldırım = Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
fî el âhıreti
Hasan Basri Çantay = Kim bu (dünyâ) da kör olursa o, âhiretde de kördür, yolca da daha şaşkındır.
fî el âhıreti
Hayrat Neşriyat = Ve kim burada (bu dünyada, kalbi) kör olursa, o takdirde o, âhirette de kördür ve yolca en sapık olandır.
fî el âhıreti
İbni Kesir = Kim de, burada kör ise ahirette de kördür. Yol bakımından da daha sapıktır.
fî el âhıreti
Kadri Çelik = Kim dünyada (imamını bulma noktasında) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha sapıktır.
fî el âhıreti
Muhammed Esed = Ve bu (dünyada kalbi) kör olan, ahirette de kör olacak ve (doğru yoldan) daha da sapmış bulunacaktır.
fî el âhıreti
Mustafa İslamoğlu = Ne ki, bu dünyada (kalp) gözü kör olan kimse ahirette de kör olacak; öyle ki, yolunu büsbütün kaybedecektir.
fî el âhıreti
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve her kim burada (hakikatları görmeyip kalben) kör oldu ise işte o, ahirette de kördür, yolca da daha sapıktır.
fî el âhıreti
Ömer Öngüt = Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür. Üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
fî el âhıreti
Şaban Piriş = Her kim dünyada kör olursa, o ahirette de kördür ve daha da şaşkındır.
fî el âhıreti
Sadık Türkmen = Kim bu dünyada aklı ile gerçekleri görmeyen bir kör ise, ahirette de kördür. Ve yolca daha da şaşkındır/sapıktır.
fî el âhıreti
Seyyid Kutub = Bu dünyada gerçekler karşısında kör olan kimse ahirette de kör, doğru yoldan sapmışlık oranı da daha büyük olur.
fî el âhıreti
Suat Yıldırım = Kim bu dünyada gerçekleri görmede kör ise, âhirette de kördür, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.
fî el âhıreti
Süleyman Ateş = Şu dünyâda kör olan kimse, âhirette de kördür (dünyâda doğru yolu göremeyen, âhirette de kurtuluş yolunu göremeyecektir, hattâ onun) yolu daha da sapıktır.
fî el âhıreti
Tefhim-ul Kuran = Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır'.
fî el âhıreti
Ümit Şimşek = Kim bu dünyada kör ise, işte o âhirette de kördür ve daha da şaşkın bir yoldadır.
fî el âhıreti
Yaşar Nuri Öztürk = Bu dünyada kör olan, âhirette de kördür. Yolca da daha sapıktır o.
fî el âhıreti
İskender Ali Mihr = Ve burada (bu dünyada), kim kör ise artık o ahirette de kördür. Ve yoldan daha çok sapmıştır.
fî el âhıreti
İlyas Yorulmaz = Kim burada (dünyada) kör ise, ahirette de kördür ve yolca da daha sapıktır.
fî el âhıreti
Diyanet İşleri = Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
fî el âhıreti
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, o kişilerdir ki onlarındır kötü azap ve onlardır âhirette en fazla ziyan edenlerin ta kendileri.
fî el âhıreti
Abdullah Parlıyan = Azabın en kötüsüne uğrayacak olanlar, işte böyleleridir. Ahirette ise, en büyük kayba uğrayacaklardır.
fî el âhıreti
Adem Uğur = İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.
fî el âhıreti
Ahmed Hulusi = İşte bunlar var ya, azabın kötüsü onlaradır! Gelecekteki yaşamda da en çok hüsrana uğrayacak olanlar onlardır!
fî el âhıreti
Ahmet Tekin = İşte bunlar, öldürülerek, esir edilerek dünyada en ağır cezaya çarptırılanlardır. Âhirette, ebedî yurtta da en çok ziyana uğrayacak olan onlardır.
fî el âhıreti
Ahmet Varol = İşte azabın en kötüsü onlaradır ve onlar ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.
fî el âhıreti
Ali Bulaç = İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.
fî el âhıreti
Ali Fikri Yavuz = Bunlar o kimselerdir ki, kendilerine azabın kötüsü vardır; ve âhirette de onlar, en ziyade hüsrana uğrayanlardır.
fî el âhıreti
Ali Ünal = Onlardır kötü bir azabın kendilerini beklediği kimseler; ve onlardır Âhiret’te en çok kayba ve hüsrana uğrayacak olanlar.