Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Diyanet İşleri = Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şaşıyorsan asıl şaşılacak şey, toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız diyenlerin sözü. Onlar, öyle kişilerdir ki Rablerine kâfir olmuşlardır. Onlar, öyle kişilerdir ki boyunlarında demir zincirler var ve onlar, cehennem ehlidir; onlar, orada ebedî kalırlar.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer Allah'ın yarattığı bunca harikalara hayret ediyorsan asıl hayret edilecek şey, inkârcıların şu sözleridir: “Nasıl yani! Biz toprağa karıştıktan sonra, yeniden hayata dönmek üzere, yeniden mi yaratılacağız?” İşte bunu söyleyenler, Rablerini tanımayıp, inkâra kalkışan kimselerdir. İşte böyleleri boyunlarında, kendi davranışlarının bir sonucu olarak, demir halkalar taşıyacaklardır. Ve işte böyleleri ebedi olarak ateşte kalacak kimselerdir.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Adem Uğur = (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: "Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ahmed Hulusi = Eğer (kavrayamadığından dolayı) şaşıyorsan (bu işaretlerimize); asıl şaşılacak olan, onların şu sözüdür: "Biz toprak olduktan sonra, halkı cedîdde mi olacağız (yeni bir yaratılmayla yaşama devam mı edeceğiz)?". . . İşte bunlar Rablerinin hakikatleri olduğu bilgisini inkâr edenlerdir (Allâh Esmâ'sı hakikatleri olduğu için sonsuza dek ölümsüz yaşayacaklarını kavrayamayanlardır)! Boyunlarında bukağılar (halkalar - karınlarındaki ikinci beyinin oluşturduğu madde bedenden ibaret olma düşüncesinin esirleri) olanlar da bunlardır! Bunlar Ateş (yanma) ehlidir. . . Onlar orada sonsuz yaşarlar!

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ahmet Tekin = Kâfirlerin seni yalanlaması, putlara tapması, kâinattaki hârikulâde oluşlar hayretini mucip olsa da, asıl şaşılacak şey onların, 'Biz toprak olduğumuz zaman mı, yeniden mi yaratılacağız?' demeleridir. İşte onlar Rablerini inkârda ısrar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına tasmalar takılacak olanlardır. Onlar ateş ehli, cehennemliktirler. Orada ebedî kalacaklar.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ahmet Varol = Eğer şaşacaksan asıl şaşılacak şey onların: 'Biz toprak olduğumuzda mı, biz mi yeniden yaratılacağız?' demeleridir. İşte onlar Rabblerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar cehennemliktirler. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ali Bulaç = Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkâra sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rasûlüm, eğer kâfirlerin seni yalanlamasına şaşıyorsan, asıl şu sözleri şaşılacak şeydir: “- Biz bir toprak olduğumuz zaman mı cidden yeni bir yaratılışta olacağız (öldükten sonra yeniden mi dirileceğiz)?” İşte bunlar, Rablerini (hükümlerini) inkâr etmiş olanlardır; bunlar, boyunlarında (kıyamet gününde) demir halkalar bulunanlardır. Bunlar, Cehennemliktirler; ebedî olarak orada kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ali Ünal = Eğer hayret etmeni gerektirecek bir şey varsa asıl hayret edilmesi gereken, onların “Toprak olduktan sonra mı, yani biz o zaman yeni bir yaratılışa mı erdirileceğiz!?” demeleridir. Onlardır nankörlük içinde Rabbilerine küfür içinde bulunanlar ve onlardır boyunlarında (başlarını eğip gerçeği görmelerine mani ve kendilerini küfre, neticede de Cehennem’e sürükleyen) tasma olanlar. Onlar, Ateş’in yârânı ve yoldaşlarıdırlar, orada sonsuzca kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Bayraktar Bayraklı = Şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların, “Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?” demeleridir. İşte onlar, Rabblerine nankörlük edenlerdir. Onlar, boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Onlar ateş ehlidir. Onlar orada uzun süreli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Bekir Sadak = µasacaksan, onlarin: «Biz toprak olunca mi yeniden yaratilacagiz?» demelerine sasmak gerekir. Iste onlar Rablerini inkar edenlerdir. Iste onlar boyunlarina demir halkalar vurulanlardir. Iste onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardir.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Celal Yıldırım = Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların : «Biz toprak olunca mı yeni bir halk (canlı yaratık) olacağız ?» sözüdür. İşte bunlar Rablarını tanımıyanlardır ve bunlardır boyunlarında demir halka olanlar! işte bunlardır Cehennem yârânı. Orada devamlı kalıcılard'r bunlar.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Cemal Külünkoğlu = Eğer (Allah'ın yarattığı bu harikalara) şaşıyorsanız inkârcıların şu sözlerine de şaşın: “Nasıl yani! Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?” İşte (bunu söyleyenler) Rablerini inkâra kalkışan kimselerdir. İşte böyleleri (kıyamet gününde) boyunlarında (kendi davranışlarının bir sonucu olarak) demir halkalar (tasmalar) bulunan kimselerdir. Onlar ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır!

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Diyanet İşleri (eski) = Şaşacaksan, onların: 'Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?' demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Diyanet Vakfi = (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: «Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?» demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Edip Yüksel = Şaşacaksan, onların şu sözlerine şaşmalısın: 'Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?' İşte onlar, Rab'lerini inkar edenlerdir. Onlar, boyunlarına prangalar hakedenlerdir. Onlar ateşin halkıdır; nitekim orada ebedi kalıcıdırlar.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Eğer teaccüb edeceksen işte teaccüb edilecek şey: onların şu lâkırdısı: biz bir toprak olduğumuz vakıt mı, hele hele biz mi mutlaka yeni bir hılkat içinde bulunacağız!... İşte bunlar rablarına küfretmiş olanlar ve işte bunlar tomrukları boyunlarında ve işte bunlar eshabı nar, hep onda kalacaklardır

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Eğer şaşıracaksan, işte şaşılacak şey onların şu lakırdısı: «Biz toprak olduğumuz vakit mi; gerçekten biz mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?» işte bunlar Rablerini inkar edenlerdir, işte bunlar tomrukları boyunlarında ve işte bunlar cehennemliktirler, orada süresiz kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: «Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?» İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Gültekin Onan = Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar rablerine küfredenler, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Harun Yıldırım = Eğer şaşıyorsan asıl şaşılacak olan onların: “Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” demeleridir. İşte onlar Rablerine karşı küfürlerinde ısrar edenlerdir. Boyunlarında demir halkalar olanlar da bunlardır. İşte cehennemlikler de bunlardır. Onlar orada daimidirler.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer (kâfirlerin seni yalana çıkardıklarına) şaşıyorsan asıl şaşılacak olan onların: «Biz toprak oldukdan sonra mı ve yeniden mi muhakkak yaratılacağız?» demeleridir,İşte bunlar Rablerini tanımayanlardır, işte boyunlarında lâleler bulunanlar bunlar ve işte içinde müebbed kalacakları ateşin yârânı da yine bunlar, bunlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Hayrat Neşriyat = Buna rağmen (kâfirlerin yalanlamalarına) şaşıracaksan, asıl şaşılacak şey, onların: 'Bir toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta olacağız?' sözleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir. Hem yine onlar (âhiret gününde)boyunlarında (demir) halkalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 İbni Kesir = Şaşacaksan, onların: Biz, toprak olunca yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar; Rabblarını inkar edenlerdir. İşte onlar; boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. Ve işte onlar; cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Kadri Çelik = Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların, “Biz toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz yeniden mi yaratılacağız?” diye söylemeleridir. İşte onlar Rablerini inkâr edenler, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirenler ve işte onlar içinde temelli kalıcılar oldukları ateşin yarenleri olanlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Muhammed Esed = Fakat eğer (Allah'ın yarattığı bu harikalara) şaşıyorsanız inkarcıların şu sözlerine de şaşın: "Nasıl yani! Biz toza toprağa karıştıktan sonra (yeniden hayata dönmek üzre) bir kez daha mı yaratılacağız?" İşte (bunu söyleyenler) Rablerini inkara kalkışan kimselerdir; işte böyleleri boyunlarında (kendi davranışlarının bir sonucu olarak) bukağılar taşıyan kimselerdir; ve işte böyleleri, yerleşip kalmak üzere ateşe girecek olan kimselerdir.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Mustafa İslamoğlu = İlle de (hala nasıl inkar edebildiklerine) şaşacaksan, asıl onların şu sözüne şaş: "Ne yani, şimdi biz toprak olup gittikten sonra yeni bir yaratılışın muhattabı mı olacağız?!" Onların inkar ettikleri aslında Rableridir. İşte (hesap verme sorumluluğunu reddeden) bu tipler, boyunlarında tutsaklık tasması taşıyanlardır: İşte onlardır ateş yaranı; onlar orada yerleşip kalacak olanlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer taaccüb edecek isen işte asıl teaccüb edilecek şey, onların «Biz toprak kesildikten sonra mı mutlaka yeniden yaratılacağız?» demeleridir. Onlar o kimselerdir ki, Rablerini inkâr etmişlerdir ve boyunlarında demir zincirler bulunan da onlardır ve onlar ateşin yârânıdırlar, onlar orada müebbeden kalacak kimselerdir.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ömer Öngüt = Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: “Biz toprak olduğumuz zaman mı, biz mi yeniden yaratılacağız?” İşte onlar Rablerini inkâr edenlerdir. Onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada ebedî kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Şaban Piriş = Eğer şaşacaksan, onların: -Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşman gerekir. İşte onlar Rablerini tanımayanlardır. İşte onlar, boyunlarına zincir vurulanlardır. Onlar, ateş halkıdır. Orada temelli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Sadık Türkmen = Eğer şaşacaksan asıl şaşılacak olan onların; “Biz toprak olunca, yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Seyyid Kutub = Eğer şaşacaksan, kâfirlerin 'Biz ölüp toprak olunca mı yeniden diriltileceğiz?' demelerine şaşmak gerekir. Onlar Rabb'lerini inkâr edenlerdir, onların boyunlarına demir halkalar geçirilecektir; onlar, orada ebedi olarak kalmak üzere, cehennemliktirler.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Suat Yıldırım = Eğer onların iman etmemelerine şaşırıyorsan bil ki asıl şaşılacak olan, onların: "Ölüp toprak olduktan sonra biz yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte onlardır Rab’lerini inkâr edenler. İşte onlardır boyunları tasmalı olanlar. Ve işte onlardır, hem de ebedî kalmak üzere cehennemlik olanlar.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Süleyman Ateş = Eğer şaşacaksan, onların şu sözlerine şaşmak lâzım: "Biz toprak olduğumuz zaman mı, biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar, Rablerine karşı nankörlük edenlerdir. Ve Onlar, boyunlarında halkalar bulunan kimselerdir, onlar ateş halkıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Tefhim-ul Kuran = Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: «Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?» İşte onlar Rablerine karşı küfre sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Ümit Şimşek = Şaşacaksan, 'Toprak olduktan sonra yeniden yaratılacak mıyız?' diyenlerin sözüne şaş. Onlar Rablerine nankörlük edenlerdir. Onların boyunlarında bukağılar vardır. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: "Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" Bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost olanların ta kendileridir; orada sürekli kalacaklardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 İskender Ali Mihr = Eğer acayip buluyorsan (şaşıyorsan) (bil ki;) asıl onların: “Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten, mutlaka yeniden mi halkedileceğiz (yaratılacağız)?” sözleri acayiptir (şaşılacak şeydir). İşte onlar, Rab’lerini inkâr eden kimselerdir. Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır.

fî a’nâkı-him

  Ra’d / 5 -

 İlyas Yorulmaz = Eğer şaşıracaksan, onların “Biz toprak haline gelmişken, yeniden mi yaratılacağız?” diye söylediklerine şaşmalısın. Zira bunları söyleyenler, Rablerini inkar eden kimselerdir. İşte bunlardır boyunlarında halkalar olan ve sürekli kalmak üzere, ateşin içinde kalacak olanlar.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Diyanet İşleri = Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki biz, boyunlarına lâleler vurduk, elleri, âdeta çenelerine kenetlendi lâlelerle, bu yüzden onlar, başlarını dimdik tutarlar.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Abdullah Parlıyan = Onların boyunlarına esaret, ceza ve azap olsun diye, çenelerine kadar uzayan demir halkalar geçirdik de, burunları yukarı, gözleri aşağı somurtup kalmışlardır.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Adem Uğur = Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki biz onların boyunlarında, çenelerine kadar dayanmış boyunduruklar (şartlanma ve değer yargıları) oluşturduk! Artık (onlar kendi hakikatlerini göremezler) başları yukarı doğru kalkıktır (benlikleriyle yaşarlar)!

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Ahmet Tekin = Biz onların boyunlarına demir halkalar, lâleler geçirdik. Halkalar çenelerine dayanır. Bu yüzden burunları yukarda, gözlerini yere dikip somurtmuş kalmışlardır.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Ahmet Varol = Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Ali Bulaç = Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Ali Fikri Yavuz = Çünkü biz, o kâfirlerin boyunlarına bağlar geçirmişiz ki, bunlar çenelerine dayanmıştır da başları yukarı kalkık bulunuyorlar. (Artık hak tarafına başlarını çeviripte boyun eğmezler.)

fî a’nâkı-him

  Yâsîn / 8 -

 Ali Ünal = Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik; çenelerine dayanan o halkalar sebebiyle başları yukarı doğru çivilenmiş gibidir.