Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fârihîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve büyük bir akılla, ustalıkla dağlarda evler yontmadasınız.
fârihîne
Abdullah Parlıyan = Ve dağlarda hep böyle ustalıkla, evler yontabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
fârihîne
Adem Uğur = (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
fârihîne
Ahmet Tekin = 'Hep böyle, dağlarda keyifli keyifli ustaca mağaralar, kâşâneler kesip yontabileceğinizi mi sanıyorsunuz?'
fârihîne
Ali Fikri Yavuz = Bir de dağlardan (taşlarından) neşe ve zevkle evler yontuyorsunuz.
fârihîne
Ali Ünal = “Ve bu düşünceyle mi dağlarda ince ince işlenmiş lüks evler yontuyorsunuz?
fârihîne
Bekir Sadak = (142-15) 2 Kardesleri Salih onlara: «Allah'a karsi gelmekten sakinmaz misiniz? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artik Allah'tan sakinin ve bana itaat edin. Ben buna karsi sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pinar baslarinda, ekinler, salkimlari sarkmis hurmaliklar arasinda guven icinde birakilir misiniz? Daglarda ustalikla evler oyar misiniz? Artik Allah'tan sakinin, bana itaat edin. Yeryuzunu islah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin» dedi.
fârihîne
Celal Yıldırım = Dağlardan da ustaca sayılacak şekilde (fakat) şımarıkça evler yontuyorsunuz : (Bunun böyle devam edeceğini mi sanıyorsunuz ? Hayır aldanıyorsunuz).
fârihîne
Cemal Külünkoğlu = “Bir de dağlardan ustalıkla zevkli (gösterişli) evler yontuyorsunuz.”
fârihîne
Diyanet İşleri (eski) = (142-152) Kardeşleri Salih onlara: 'Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin' dedi.
fârihîne
Diyanet Vakfi = (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
fârihîne
Elmalılı Hamdi Yazır = Ki bir de dağlardan keyfli keyfli evler yontuyorsunuz
fârihîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz?
fârihîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz.»
fârihîne
Hayrat Neşriyat = '(Kendi hâline bırakılacağını zanneden) şımarık kimseler olarak dağlardan evleryontuyorsunuz.'
fârihîne
Muhammed Esed = Ve dağlarda hep böyle ustalıkla evler yontabileceğinizi (mi sanıyorsunuz)?
fârihîne
Mustafa İslamoğlu = Bir de kalkmış, dağlarda yonttuğumuz görkemli evlerden dolayı şımarıyorsunuz.
fârihîne
Suat Yıldırım = Böyle düşündüğünüz için mi dağlarda ince bir sanat eseri lüks villalar yontuyorsunuz?
fârihîne
Ümit Şimşek = 'Öyle sandığınız için mi dağlarda konforlu evler yontuyorsunuz?
fârihîne
İskender Ali Mihr = Ve dağlardan maharetle evler oyuyorsunuz (yontuyorsunuz).
fârihîne
İlyas Yorulmaz = “Sonra siz dağlarda ustalıkla taşları yontup evler yapıyorsunuz. ”