Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Şüphe yok ki Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını bollaştırır, dilediğininse daraltır ve hayır için herhangi bir şey harcarsanız derhal onun karşılığını verir ve odur rızık verenlerin en hayırlısı.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: Rabbim kullarından dilediğine rızkı bolca verir ve gerekirse kısar daraltır. Siz Allah rızası için, başkalarına ne harcarsanız, onun yerini daima doldurur, yani bu dünyada servet veya kalp huzuru vererek. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Adem Uğur = De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Muhakkak ki Rabbim yaşam gıdasını (maddi - manevî rızkı), kullarından dilediğine genişletir ve (dilediğine de) daraltır! Bir şey infak ederseniz (Allâh için karşılıksız bağışlarsanız), O, onun yerine başkasını verir. . . "HÛ", yaşam gıdasıyla besleyen mükemmel Rezzak'tır. "

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ahmet Tekin = 'Rabbim, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına bol bol rızık ve servet veriyor, bazılarına da kısarak ölçüyle veriyor. Sizin, Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcadığınız değerli malların yerine Allah yenisini verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.' de.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Rabbim kullarından dilediğine rızkı genişletir ve onu (dilediğinde) kısar. Hayır yolunda her ne harcarsanız O (Allah) onun yerine başkasını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ali Bulaç = De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm) de ki: “-Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı genişletir ve ona daraltır. Her neyi hayra harcarsanız, Allah, onun arkasından (dünya ve âhirette) karşılığını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ali Ünal = De ki: “Rabbim rızkı kimi dilerse ona bol verir, kimi de dilerse ona kısar ve ölçülü verir. Siz hayır yolunda ne harcarsanız, Allah onun yerini doldurur. O, her zaman en hayırlı rızk veren ve rızk vermede nihaî mertebede hayır sahibi olandır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Şüphesiz ki Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bolca da verir, kısar da. Siz hayır için ne harcarsanız, Allah onun yerini doldurur. O, rızk verenlerin en hayırlısıdır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Bekir Sadak = De ki: «Dogrusu Rabbim, kullarindan dilediginin rizikini hem genisletir ve hem de ona daraltip bir olcuye gore verir; sarfettiginiz herhangi bir seyin yerine O daha iyisini koyar, cunku O rizik verenlerin en hayirlisidir.»

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Celal Yıldırım = De ki: Şüphesiz Rabbim, rızkı kullarından dilediğine, genişletir ve daraltır. (Allah için) neyi harcarsanız Allah onun yerine bir diğerini verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Siz (Allah yolunda hayır için) her ne harcarsanız, (Allah) onun yerine başka (daha iyi)sini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarfettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır.'

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Edip Yüksel = De ki, 'Rabbim, kullarından dilediğine nimeti bol verir ve onu kısar. Neyi verirseniz, onu size ödeyecektir. O, rızık verenlerin en iyisidir.'

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki hakıkaten rabbım kullarından dilediği kimseye rızkı hem döşer hem sıkar ve her neyi hayra sarfederseniz o ona halef de verir, hem o, rızık verenlerin en hayırlısıdır

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Gerçekten Rabbim, rızkı kullarından dilediği kimseye hem bol verir, hem kısar. Hayır için her neyi harcarsanız, O, onun yerini doldurur. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine başkasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Gültekin Onan = De ki: "Şüphesiz benim rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletip / yayar veya kısar / daraltır / kısıtlar. Her neyi infak ederseniz, O (Tanrı), yerine bir başkasını verir O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Harun Yıldırım = De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Hakıykaten Rabbim, kullarından kimi dilerse onun rızkını genişletir, (kimi de dilerse) onunkini kısar. (Hayır için) ne harcarsanız O, bunun ardından (daha iyisini) lütfeder. O, rızıklandıranların hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Hayrat Neşriyat = De ki: 'Şübhe yok ki Rabbim, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve (kimi dilerse de) ona daraltır. Ve (Allah yolunda) her ne şey sarf ettiyseniz, artık O, bunun yerine(başkasını) verir. Çünki O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.'

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 İbni Kesir = De ki: Rabbım, rızkı kullarından dilediğine genişletir ve kısar. Hangi şeyden de infak ederseniz; O, yerine koyar. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Kadri Çelik = De ki: “Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), onun yerine bir başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Muhammed Esed = De ki: "Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir, dilediğine az ve başkaları için ne harcarsanız yerini (daima) doldurur: çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır".

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Mustafa İslamoğlu = Tekrar et: "Şüphe yok ki, isteyen kullarına rızkı açmayı da, onun lehine sınırlandırmayı da dileyen benim Rabbimdir; ama siz her ne infak ederseniz O onun yerini hemen doldurur; zira O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki: «Şüphe yok Rabbim, rızkı kullarından dilediğine genişletir ve onun için darlaştırır ve bir şeyden ne infak eder iseniz O, onun mukabilini verir ve O, rızk verenlerin hayırlısıdır.»

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ömer Öngüt = De ki: "Rabbim kullarından dilediğinin rızkını genişletir, dilediğine darlaştırır. İnfak ettiğiniz herhangi bir şeyin yerine daha iyisini verir. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. "

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Şaban Piriş = De ki: -Şüphesiz Rabb’im, kullarından dilediğinin rızkını genişletir dilediğinin de daraltır. Harcadığınız şeyin yerine yenisini koyar. Rızık verenlerin en hayırlısı O’ dur.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Sadık Türkmen = De ki: “Rabbim rızkı (tabiata koyduğu kurallara uygun olarak) kullarından dilediğine genişletip yayar (fazlasıyla yaratır) ve (bazen de) dilediğine kısıtlar/daraltır. Başkalarına her ne verirseniz, O (Allah), onun yerini daima doldurur. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Hiç kuşkusuz Rabb'im dilediği kuluna bol servet verir ve dilediği kulun rızkını kısar. Siz Allah için bir şey verirseniz, O verdiğinizin boşluğunu doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Suat Yıldırım = De ki: "Rabbim dilediği kimsenin nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini de kısar. Siz hayır yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerini doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır."

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Rabbim kullarından dilediğine rızkı yayar ve ona (tekrar rızkı) kısar. Siz Allâh için ne verseniz, Allâh onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletir, yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), onun yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Ümit Şimşek = De ki: Rabbim, kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir de, daraltır da. Siz hayır için birşey harcadığınız zaman da onun yerine başkasını verir. Çünkü O en hayırlı rızık vericidir.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bolca, genişçe verir, dilediğine de kısarak verir. Bir şey infak ederseniz O, onun yerine başka bir şey lutfeder. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O."

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 İskender Ali Mihr = De ki: "Muhakkak ki benim Rabbim, kullarından dilediği kimseye rızkı genişletir ve taktir eder (daraltır). Ve bir şey infâk ettiğiniz (verdiğiniz) zaman (o taktirde) O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

enfaktum

  Sebe’ / 39 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Rabbim kullarından dilediklerinin rızkını bol tutup yayar ve dilediği kulunun rızkını da kısar. Fakirlere ne kadar harcamışsanız, Allah size onu geri döndürür. Allah mızıklandırıcıların en hayırlısıdır.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, size yurtlarından göçmüş olan îman sâhibi kadınlar geldi mi onları sınayın artık, Allah, onların inançlarını daha iyi bilir; siz de onların inanmış olduklarını bilince onları gerisin geriye kâfirlere göndermeyin; ne onlar, kâfirlere helâldir, ne kâfirler, onlara helâl ve onlara, kocalarının vereceği nikâh parasını verin ve nikâh paralarını verdikten sonra onları, kendinize nikâhlamanızda da bir vebal yoktur size; kâfir kadınlarıysa nikâhlamayın, nikâhınızın altında tutmayın onları ve sarfettiklerinizi isteyin ve kâfirler de, size gelen inanmış kadınlara sarfettiklerini istesinler; işte budur size Allah'ın hükmü, o hükmeder aranızda ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Abdullah Parlıyan = Ey iman edenler! Mü'min kadınlar her ne zaman zulüm ve kötülük diyarını terkederek size gelirlerse, Allah onların imanlarını bildiği halde, siz yine de onları sınayın. Eğer mü'min olduklarına tam emin olursanız, onları inkârcılara geri göndermeyin. Çünkü onlar, artık eski kocalarına helal değildirler, ötekiler de onlara helal değildirler. Ayrıca onlar hanımlarına mehir olarak ne verdilerse, hepsini iade edin. Ve ey mü'minler! Siz bu kadınlarla mehirlerini verdiğiniz takdirde evlenirseniz, bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye devam eden kadınlarla, evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara mehir olarak ne verdiyseniz, iade etmelerini isteyin. Aynı şekilde hanımları size gelmiş olanlar da, harcadıkları herşeyin iadesini talep etme hakkına sahiptirler. Bu Allah'ın hükmüdür, O sizin aranızda adaletle hükmeder, O herşeyi bilendir ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Adem Uğur = Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Ahmed Hulusi = Ey iman edenler. . . İman eden kadınlar hicret ederek size geldiklerinde, onları sorgulayın. Allâh onların imanlarını iyi bilir! Eğer onları iman etmiş kadınlar görürseniz, onları hakikat bilgisini inkâr edenlere geri döndürmeyin! Ne bunlar onlara (küffara) helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar! Onlara (küffara) infak ettiklerini (mehrlerini) verin. Onların (bu kadınların) mehrlerini kendilerine verdiğiniz vakit, onları nikâhlamanızda sizin üzerinize bir vebal yoktur. Hakikat bilgisini inkâr eden kadınların nikâhlarını tutmayın. . . Harcadıklarınızı geri isteyin; onlar da harcadıklarını istesinler. Bu size Allâh'ın hükmüdür. . . Aranızda hükmediyor. Allâh Aliym'dir, Hakiym'dir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Ahmet Tekin = Ey iman edenler, mü’min kadınlar özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret ederek size geldiği zaman onları imtihan edin. Allah onların imanlarını iyi bilir. Eğer siz de onların mü’min kadınlar olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri göndermeyin. Mü’min kadınların kâfirlerle, ehl-i kitap ve müşriklerle evlenmeleri helâl ve meşrû değildir. Kâfirlerin mü’min kadınlarla evliliklerini devam etttirmeleri, evlenmeleri de meşrû değildir. Onların kocalarının sarfettikleri mehirleri geri verin. Mehirlerini geri verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınlarla fiilen biten evlilik ilişkilerinizi hukuken devam ettirmeyin. Kâfirlere gitmeyi tercih eden kadınlar için harcadıklarınızı onlardan isteyin. Onlar da size gelen mü’min kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda Allah hüküm verir. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Ahmet Varol = Ey iman edenler! Mü'min kadınlar size hicret ederek geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların gerçekten mü'min kadınlar olduklarını bilirseniz artık onları kâfirlere geri çevirmeyin. Ne bunlar onlara helâldirler, ne de onlar bunlara helâl olurlar. (Kâfir eşlerinin mehir olarak) sarfettiklerini kendilerine verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde sizin o kadınları nikâhlamanızda bir sakınca yoktur. İnkârcı kadınları da nikâhınız altında tutmayın. Siz (mehir olarak) sarfettiklerinizi isteyin, onlar (hanımları iman edip mü'minlerin tarafına geçen kâfirler) da (mehir olarak) sarfettiklerini istesinler. İşte bu Allah'ın hükmüdür. Aranızda hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Ali Bulaç = Ey iman edenler! Mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey iman edenler! Size, mümin kadınlar muhacir olarak geldikleri vakit, kendilerini imtihan edin; imanlarını Allah (sizden) daha iyi bilir. (Yaptığınız) imtihan üzerine, onları mümin hanımlar bilirseniz, artık kendilerini kâfirlere geri çevirmeyin. Mümin hanımlar, kâfirlere helâl değildir; kâfirler de mümin hanımlara helâl olmazlar. Bununla beraber (kâfirlerin, İslâmı kabul eden karılarına) sarf etmiş oldukları mehri, o kâfirlere verin. Sizin o mümin hanımları nikâh etmenizde de, mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur. (İslâm dininden çıkan) kâfir zevcelerinizi nikâhınızda tutmayın; (onlara) harcadığınız mehri, (varmış oldukları kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen karılarına) sarf etmiş oldukları mehri (sizden) istesinler. Bunlar, size Allah’ın hükmüdür. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alîm’dir= her şeyi bilir. Hakîm’dir= hikmet sahibidir.

enfaktum

  Mümtehine / 10 -

 Ali Ünal = Ey iman edenler! (Medine dışından olup da iman ikrarıyla hicret edip) toplumunuza katılmak üzere gelen kadınları imtihana tâbi tutun. –Allah, onların imandaki durumlarını elbette çok iyi bilmektedir.– Eğer imtihan neticesinde gerçekten mü’min olduklarına kanaat getirirseniz, bu durumda onları kâfirlere iade etmeyin. Artık ne o kadınlar (küfür içindeki) kocalarına helâldir, ne de o kocalar, geçerli bir nikâhla o kadınları geri alabilir veya nikâhları altında tutabilirler. Bununla birlikte, (ey mü’minler topluluğu,) o kocalar (artık kendilerinden boşanmış bulunan kadınlara) nikâhla bağlantılı olarak ne vermişlerse, onu tazmin edin. Gerekli mehirlerini ödemeniz kaydıyla o kadınları nikâhlamanızda bir vebal yoktur. Ayrıca, (Kitap ehlinden olmayan) müşrik–kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın ve (salacağınız o kadınlar küfür diyarında kalmak veya kâfirlere katılma ya da onlardan biriyle evlenme yolunu seçerlerse,) nikâhla bağlantılı olarak onlara yaptığınız ödemeyi geri alın; kâfir erkeklerin de, (Müslüman olup size katılan eşleri için yaptıkları) ödemeyi sizden istemeye hakları vardır. Bunlar, Allah’ın hükümleridir. Aranızda O hükmeder. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır.