Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el karâru
Diyanet İşleri = (28-29) Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
el karâru
Abdulbaki Gölpınarlı = Cehenneme sokanları? Hepsi de oraya gider ve orası, karâr edilecek ne kötü yerdir.
el karâru
Abdullah Parlıyan = Onların hepsi de cehenneme girecekler, ne kötü bir konaklama yeridir orası.
el karâru
Ahmed Hulusi = Cehennem'dir ki ona yaslanırlar! Ne kötü bir yaşam boyutudur o!
el karâru
Ahmet Tekin = Onlar cehenneme yaslanacaklar. Orası ne kötü bir yerleşim yeridir.
el karâru
Ahmet Varol = (O helak yurdu) cehennemdir. Oraya girerler. Orası ne kötü bir kalış yeridir.
el karâru
Ali Bulaç = (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..
el karâru
Ali Fikri Yavuz = Bir cehenneme ki, hepsi oraya atılacaklar. O ne kötü karargâhtır!...
el karâru
Ali Ünal = Yani Cehennem’e: kızarıp pişmek üzere oraya girerler. Ne kötü bir yerleşim yeridir orası!
el karâru
Bekir Sadak = (28-29) Allah'in verdigi nimeti nankorlukle karsilayanlari ve milletlerini helak olacaklari yere, yaslanacaklari cehenneme goturenleri gormuyor musun?
el karâru
Celal Yıldırım = (28-29) Allah'ın nîmetini küfre, nankörlüğe değiştirenleri ve milletlerini de helak yurduna (sürükleyip) sokanları görmedin mi ? Cehennem'e yaslanırlar; orası ne kötü karargâh !
el karâru
Cemal Külünkoğlu = (28-29) Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık verenleri ve kavimlerini yıkım ve azap yurduna (cehenneme) sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme gireceklerdir. Orası, ne kötü bir karargâhtır.
el karâru
Diyanet İşleri (eski) = (28-29) Allah'ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?
el karâru
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Cehenneme, ona yaslanırlar, o ise ne kötü bir yerleşme yeridir.
el karâru
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar, cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır.
el karâru
Gültekin Onan = (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!..
el karâru
Hasan Basri Çantay = (28-29) Allahın ni'metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyâr edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gâh) dır!
el karâru
Hayrat Neşriyat = (28-29) Allah’ın ni'metini küfürle değiştiren ve kavimlerini helâk yurduna, Cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? (O kâfirler) oraya gireceklerdir! O ise, ne kötü karargâhtır!
el karâru
Kadri Çelik = (Ki o helak yurdu) Cehennemdir. Ona girerler. Pek de kötü bir yerleşme yeridir o!
el karâru
Muhammed Esed = (O yıkım yeri,) katlanmak zorunda kalacakları cehennemdir: Ne kötü bir konaklama yeridir orası!
el karâru
Mustafa İslamoğlu = cehenneme? (Evet) oraya varıp dayanacaklar: Ama orası ne berbat bir ikametgahtır!
el karâru
Seyyid Kutub = O helâk yurdu, içine atılacakları cehennemdir. Orası ne fena bir barınaktır.
el karâru
Suat Yıldırım = (28-29) Allah’ın nimetine bedel, inkâr ve nankörlüğü tercih edenleri, ayrıca kendi halklarını da helâk yurduna, cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? Onların hepsi oraya girecekler. Cehennem ne kötü bir yerleşim yeridir!
el karâru
Süleyman Ateş = Yaslanacakları cehenneme (götürdüler). Ne kötü bir duraktır o!
el karâru
Tefhim-ul Kuran = (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!...
el karâru
Ümit Şimşek = Girecekleri o helâk yurdu Cehennemdir. Yerleşmek için ne kötü bir yerdir orası!
el karâru
Yaşar Nuri Öztürk = Yaslanacakları cehenneme kondurdular. Ne kötü bir duruş yeridir o!
el karâru
İlyas Yorulmaz = Onlar cehenneme girecekler. Orası kalınacak yer olarak ne kadar kötü bir yerdir.
el karâru
Diyanet İşleri = O grup da, “Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!” der.
el karâru
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar da hayır diyecekler, asıl siz, rahat yüzü görmeyin; siz getirdiniz başımıza bunu, gerçekten de karar edilecek ne kötü yer.
el karâru
Abdullah Parlıyan = Dünyada onlara uyanlar feryat edecekler: “Hayır, asıl sorumlu sizsiniz siz. Rahat yüzü görmeyin, bunu başımıza siz getirdiniz, ne kötü bir yer burası.”
el karâru
Adem Uğur = (Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.
el karâru
Ahmed Hulusi = (O önderlere uyanlar ise): "Hayır, asıl size 'Merhaba = rahat olmak' yoktur. . . Onu (cehennemi) bize siz önerdiniz! Ne kötü bir karargâhtır bu!" dediler.
el karâru
Ahmet Tekin = Tâbi olanlar ise, kendilerini isyana sevk eden, cehenneme sokan liderlerine:'Asıl rahat yüzü görmeyecek, işleri kolay olmayacak olan sizsiniz. Bu azâbı başımıza getiren de sizsiniz. Ne kötü bir yer burası.' derler.
el karâru
Ahmet Varol = Derler ki: 'Aksine siz rahatlık görmeyin. Bunu bizim başımıza siz getirdiniz. (Bu) ne kötü bir durak!'
el karâru
Ali Bulaç = (Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak."
el karâru
Ali Fikri Yavuz = (Yardakçılar elebaşlarına şöyle) derler: “- Hayır, asıl siz rahatlık görmeyin. Bu azabı bizim önümüze siz getirdiniz. Bakın ne kötü karargâh!”
el karâru
Ali Ünal = Berikiler, “Asıl siz rahat yüzü görmeyin!” diye karşılık verirler: “Bu azabı, dünyada yaptıklarınızla bize hazırlayan sizsiniz!” Yerleşip kalmak için ne kötü bir yer burası!