Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Diyanet İşleri = Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ı bırakıp da kendilerine ne bir faydası, ne bir zararı dokunan şeylere kulluk ederler ve insan, Rabbine karşı Şeytan'a yardımcıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Abdullah Parlıyan = Ama buna rağmen, yine bazı insanlar, Allah'ı bırakıp kendilerine ne yarar, ne de zarar ulaştırmaya gücü yetmeyen şeylere tapınıp duruyorlar. Zaten kâfir olan kimse, Rabbine sırtını dönüp şeytana arka çıkan bir yardımcıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Adem Uğur = (Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı da Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ahmed Hulusi = (Böyle iken kâfirler) Allah'ın gayrı kendilerine ne menfaat ve ne de mazarrat veremiyecek olan şeylere ibadet ederler ve kâfir, Rabbine karşı (şeytanlara) mu'in olmuştur.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ahmet Tekin = Ve onlara fayda ve zarar vermeyen Allah’tan başka şeylere tapıyorlar. Ve kâfir, Rabbine (karşı) zahir oldu (şeytana arka çıktı).

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ahmet Varol = (Böyle iken kâfirler) Allah'ın gayrı kendilerine ne menfaat ve ne de mazarrat veremiyecek olan şeylere ibadet ederler ve kâfir, Rabbine karşı (şeytanlara) mu'in olmuştur.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ali Bulaç = Allah'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ali Fikri Yavuz = Böyle iken kâfirler Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar vermiyecek şeylere tapıyorlar. Kâfir (Ebu Cehil) de Rabbinin aleyhinde şeytana yardımcı oluyor.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ali Ünal = Ne var ki bazı insanlar, Allah’ı bırakıp, (fayda ve zarar verme gücü bulunmayan, bu sebeple de) onlara faydaları olmadığı gibi, zarar da veremeyecek birtakım şeyleri ilâhlaştırmakta, onlara ibadet ve dua etmektedirler. Gerçekten kâfir, (kendisini yaratan, yaşatan) Rabbisi aleyhinde gördüğü her şeye arka çıkar.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Bayraktar Bayraklı = Böyle iken, Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. Zaten kâfir, Rabbine sırtını dönen kişidir.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Bekir Sadak = Ve onlara fayda ve zarar vermeyen Allah’tan başka şeylere tapıyorlar. Ve kâfir, Rabbine (karşı) zahir oldu (şeytana arka çıktı).

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Celal Yıldırım = Allah'ı bırakıp kendilerine ne yarar, ne de zarar veremiyen başka şeylere tapıyorlar. Zaten kâfir, Rabbına karşı (İblîs'e ve nefse) arka çıkar.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Cemal Külünkoğlu = (Ama yine de bazı insanlar,) Allah'ı bırakıp, kendilerine yarar sağlamayacak, zarar da veremeyecek şeylere tapınıp dururlar. (Gerçek) inkârcı Rabbine karşı sırtını dönen kişidir!

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah'ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Diyanet Vakfi = (Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı da Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Edip Yüksel = ALLAH'ın yanısıra kendilerine ne yarar ve ne de zarar veremiyenlere de kulluk ediyorlar. İnkarcı kimse Rabbine karşı çıkandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Böyle iken Allahı bırakıp da kendilerine ne menfeat ne zarar edemiyecek şeylere tapıyorlar ve kâfir o rabbının aleyhine zahîr oluyor

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Böyle iken onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyecek şeylere tapıyorlar; kafir ise Rabbine karşı uğraşıp duruyor.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Gültekin Onan = Tanrı'yı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafirler, (asıl) kendi rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Harun Yıldırım = Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı da Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Hasan Basri Çantay = (Böyle iken kâfirler) Allâhı bırakırlar da kendilerine ne fâide, ne zarar yapmayacak olan şeylere taparlar. Kâfir, Rabbinin aleyhine (şeytana) yardımcıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Hayrat Neşriyat = Böyle iken (onlar) Allah’ı bırakıp, ne kendilerine fayda verecek ne de kendilerine zararı dokunacak şeylere tapıyorlar. Kâfir ise, Rabbisine karşı (âsî olmakla, şeytana)yardımcıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 İbni Kesir = Allah'ı bırakıp kendilerine fayda veya zarar veremeyen şeylere ibadet ederler. Kafir; Rabbına karşı duranın yardımcısıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Kadri Çelik = Allah'ı bırakıp kendilerine yarar da zarar da sağlayamayacak şeylere ibadet etmektedirler. Küfre sapan, kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Muhammed Esed = Ama yine de bazı insanlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne yarar ne de zarar ulaştırmaya gücü olmayan şeylere tapınıp duruyorlar; zaten (gerçek) kafir de, Rabbine sırtını dönen kişidir!

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Mustafa İslamoğlu = Yine de onlar, Allah'ı bırakıp kendilerine ne yarar ne de zarar verebilecek olan şeylere kulluk ediyorlar: ve zaten som bir kafir de, Rabbini dikkate almayan kişidir.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (Böyle iken kâfirler) Allah'ın gayrı kendilerine ne menfaat ve ne de mazarrat veremiyecek olan şeylere ibadet ederler ve kâfir, Rabbine karşı (şeytanlara) mu'in olmuştur.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ömer Öngüt = Böyle iken Allah'ı bırakıyorlar da kendilerine fayda ve zarar veremeyen şeylere tapıyorlar. Kâfir, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Şaban Piriş = Allah’tan başka kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. Kafir, Rabbine karşı duranın yardımcısıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Sadık Türkmen = Allah’tan başka şeylere kulluk ediyorlar; kendilerine fayda ve zarar veremeyecek şeylere! Kâfir kişi Rabbine karşı tavır alandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Seyyid Kutub = Onlar, Allah'ı bir yana bırakarak kendilerine ne fayda ve ne de zarar vermeye güçleri yetmeyen sözde ilahlara taparlar. Her kafir Rabb'inin düşmanlarının destekçisidir.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Suat Yıldırım = Buna rağmen bir kısım insanlar, kendilerine, tapmaları halinde fayda, tapmamaları halinde zarar veremeyen birtakım şeyleri tanrılaştırıp, Allah’ın dışında onlara ibadet ettiler. Zaten kâfir, Rabbine karşı hep batıla arka çıkar.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Süleyman Ateş = Allah'tan başka kendilerine ne yarar, ne de zarar veremeyecek şeylere tapıyorlar. Kâfir, Rabbine karşı şeylere yardımcıdır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah'ı bırakıp kendilerine yarar da, zarar da sağlayamayacak şeylere ibadet etmektedirler. Kâfir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Ümit Şimşek = Fakat onlar Allah'ın gayrısında, kendilerine ne bir yararı, ne de bir zararı dokunmayan şeylere kulluk ediyorlar. Zaten kâfir, Rabbine karşı hep bâtıla arka çıkmıştır.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah'ın berisinden, kendisine yarar sağlamayacak, zarar da veremeyecek şeylere ibadet/kulluk ediyorlar. İnkârcı, Rabbi aleyhine başkalarına arka çıkar.

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 İskender Ali Mihr = Ve onlara fayda ve zarar vermeyen Allah’tan başka şeylere tapıyorlar. Ve kâfir, Rabbine (karşı) zahir oldu (şeytana arka çıktı).

el kâfiru

  Furkân / 55 -

 İlyas Yorulmaz = Buna rağmen Allah dan başka, kendilerine ne bir yarar sağlayan, nede bir zarar veremeyen varlıklara kulluk ediyorlar. Gerçekleri kabul etmeyenler Rablerine karşı sırtlarını dönüyorlar.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kâfir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki; Biz sizi yakındaki bir azaba karşı uyarmaktayız. O gün herkes ellerinin önden gönderdiğine bakacak. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden ise, büyük bir pişmanlık içinde, “Ah ne olurdu ben hesabı görülüp cezasını hakeden insan değil de, keşke toprak olaydım” diyecek.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Adem Uğur = Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Ahmed Hulusi = Doğrusu biz sizi yakın bir azap (ölüm) ile uyardık! O gün kişi, ellerinin (kendine) ne takdim ettiğine bakar; hakikat bilgisini inkâr eden de şöyle der "Keşke toprak olsaydım!"

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Ahmet Tekin = Biz, yakında başınıza gelecek bir azap ile sizi uyardık. Kişinin, ilerisi için neler hazırlayıp, takdim ettiğini kontrol edeceği, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirin: 'Ah ne olaydı, toprak olaydım' diyeceği gün, bu azap sizin başınıza gelecek.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Ahmet Varol = Doğrusu biz sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve inkâr eden: 'Keşke ben toprak olsaydım!' der.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Ali Bulaç = Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Ali Fikri Yavuz = Çünkü biz, size, (ahirette olacak) yakın bir azabı haber verdik. O gün kişi, ellerinin kazanıp öne (ahirete) gönderdiği amellere bakacak ve kâfir şöyle diyecektir: “- Ah ne olurdu, ben bir toprak olaydım!...”

el kâfiru

  Nebe’ / 40 -

 Ali Ünal = Gerçek şu ki, sizi gelmesi yakın bir azapla uyarmış bulunuyoruz. O gün kişi, (bu yeni hayatı için dünyadan) bizzat kendi elleriyle ne hazırlayıp gönderdiğine bakar ve kâfir, “Ah ne olurdu, (şuurlu, sorumlu bir varlık olacağıma) keşke toprak olaydım!” der.