Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Diyanet İşleri = Kim Allah’ı, O‘nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kim, Allah'tan, Peygamberinden ve inananlardan yüz çevirirse bilsin ki hiç şüphesiz Allah'a mensup olanlardır üst olacak kişiler.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Abdullah Parlıyan = Kim Allah'ı o'nun elçisini ve mü'minleri dost tutarsa bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Adem Uğur = Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ahmed Hulusi = Kim Allâh'ı, "HÛ"nun Rasûlünü ve iman edenleri velî edinir ise, (bilsin ki) muhakkak Allâh taraftarları, galip gelecek olanların ta kendileridir!

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın, Rasûlünün ve iman edenlerin velâyetini, hâkimiyetini, idaresini, korumasını kabul edenler bilsinler ki, Allah’ın orduları, onun tarafında olanlar, işte onlar galip geleceklerdir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ahmet Varol = Kim Allah'ı, Peygamberini ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) Allah'ın taraftarları üstün geleceklerdir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ali Bulaç = Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ali Fikri Yavuz = Kim Allah’ı, Peygamberini ve mü’minleri yâr edinir, yardımda bulunursa, şüphesiz ki üstün gelecek olanlar, Allah taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ali Ünal = Kim Allah’ı, O’nun Rasûlü’nü ve iman etmiş bulunanları hakikî dost, işlerini kendisine havale edeceği vekil ve idareci edinir se, hiç şüphesiz bunların teşkil ettiği Allah tarafı, her halükârda galip olanlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Bayraktar Bayraklı = Kim Allah'ı, peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Bekir Sadak = Kim Allah'i, Peygamberini ve inananlari dost edinirse bilsin ki, suphesiz Allah'tan yana olanlar ustun gelirler. *

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Celal Yıldırım = Kim Allah'ı, Peygamberini ve imân edenleri dost edinirse, şüphesiz ki ancak Allah'tan yana olanlar üstündürler.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Cemal Külünkoğlu = Kim Allah'ı, Resulü'nü ve mü'minleri dost edinirse, (bilsin ki), Allah'tan yana olanlar üstün geleceklerdir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Diyanet İşleri (eski) = Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Diyanet Vakfi = Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Edip Yüksel = Kim ALLAH'ı, elçisini ve inananları dost edinirse bilsin ki ALLAH'ın partisi üstün gelecek.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve her kim Allah ve Resulüne iyman edenlere yar olursa şübhe yok ki Allah hizbidir ancak galib olacaklar

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve her kim Allah'a, peygamberine ve iman edenlere dost olursa, şüphe yok ki, ancak Allah'tan yana olanlar üstün geleceklerdir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Gültekin Onan = Kim Tanrı'yı, elçisini ve inananları veli edinirse, hiç kuşku yok, galip gelecek olanlar Tanrı'nın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Harun Yıldırım = Her kim Allah’ı, Rasulü’nü ve iman edenleri veli edinirse muhakkak Allah’ın hizbi onlardır ki galip olanlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Hasan Basri Çantay = Kim Allahdan, peygamberinden ve îman edenlerden yüz çevirirse. Hiç şüphe yok ki galebeyi kazanacak olanlar Allahın yardımcılarının ta kendileridir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Hayrat Neşriyat = Böylece kim Allah’ı, peygamberini ve îmân edenleri dost edinirse, artık şübhesiz ki galib gelecek olanlar, ancak Allah’ın tarafdarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 İbni Kesir = Her kim ki Allah'ı, peygamberini ve mü'minleri dost edinirse; muhakkak ki galig gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Kadri Çelik = Kim Allah'ı, peygamberini ve (rükû halinde zekât veren) müminleri veli edinirse (Allah'ın partisidir ve bilsin ki), şüphesiz Allah'ın partisi üstün gelecektir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Muhammed Esed = Çünkü Allah ve Elçisi ve imana erenler ile dost olanlar; işte onlar, Allahın taraftarlarıdır, onlardır zafere ulaşanlar!

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Mustafa İslamoğlu = Allah'a, Rasulü'ne ve inananlara müttefik olanlar var ya: işte onlardır Allah taraftarı olanlar: galip gelecek olan da onlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve her kim Allah Teâlâyı ve O'nun Resûlünü ve imân edenleri velî ittihaz ederse şüphe yok ki galip olanlar Allah Teâlâ'nın o fırkasıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ömer Öngüt = Kim Allah'ı, onun Peygamber'ini ve müminleri dost edinirse, bilsin ki galip gelecek olanlar Allah'tan yana olanlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Şaban Piriş = Kim, Allah’ı ve Peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki) elbette Allah’ın grubu galip gelecektir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Sadık Türkmen = Kim Allah’ı, O’nun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Seyyid Kutub = kim Allah'ı, Peygamberi ve müminleri dost edinirse bilsin ki, galip gelecek olanlar, yalnız Allah'ın tarafını tutanların grubudur.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Suat Yıldırım = Kim Allah’ı, Resulünü ve iman edenleri dost edinirse bilsin ki, bunların teşkil ettiği Allah tarafı, mutlaka galip gelecektir.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Süleyman Ateş = Kim Allâh'ı, Elçisini ve mü'minleri dost tutarsa (bilsin ki) gâlib gelecek olanlar, yalnız Allâh'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Tefhim-ul Kuran = Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galib gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Ümit Şimşek = Kim Allah'ı, Resulünü ve iman edenleri veli edinirse, hiç kuşkusuz üstün gelecek olan, Allah'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah'ı, O'nun resulünü ve iman edenleri dost edinen/Allah'tan, O'nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 İskender Ali Mihr = Ve, Allah’a ve O’nun Resûlü’ne ve âmenû olanlara dönen kimseler, artık muhakkak ki Allah’ın taraftarlarıdır, onlar gâlip olanlardır.

hum(u) el gâlibûne

  Mâide / 56 -

 İlyas Yorulmaz = Kim Allah’ı ve elçisini ve iman edenleri yardımcı (veli) edinirse, bilsin ki Allah’ın tarafında olanlar galip gelecek olanlardır.

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Diyanet İşleri = Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hattâ biz, onların da, atalarının da ömürlerini uzattık, ömürleri boyunca onları geçindirdik, fakat görmezler mi ki yerlerine, yurtlarına girip hâkim oldukları yerleri daraltıp azaltmadayız; hâlâ onlar mı üstün olanlar?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Kaldı ki biz bunlara da, bunların atalarına da ömürlerinin sonuna kadar hayatın tadını çıkararak avunmalarına fırsat verdik. Fakat bu insanlar görmüyorlar mı İslâm orduları vasıtasıyla memleketleri, her taraftan daraltılarak eksiltilmiş oluyor veya yeryüzünün sahip olduğu en iyi şeylerden hergün biraz daha yoksun bırakarak, cezalandırıcı müdahelelerimizle nasıl yokladığımızı… Şu halde üstün gelecek onlar mı, yoksa biz miyiz?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Adem Uğur = Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Ahmed Hulusi = Hayır, biz bunları ve atalarını (dünya nimetlerinden) yararlandırdık. O kadar ki, onlara ömür çok uzun geldi (bitmeyecekmiş gibi)! Görmüyorlar mı ki biz arza (fiziksel bedene) geliyoruz, onun etrafından onu noksanlaştırıyoruz (tâ ki yaşlanır ve ölümü tadar). . . Galipler onlar mı?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Ahmet Tekin = Doğrusu onlara da, atalarına da zevk-u sefa içinde hayat yaşattık. Hatta o ömür, onlara uzun bile geldi. Şimdi yurtlarını her taraftan işgal edip topraklarını aldığımızı, boyunlarını vurduğumuzu, kendilerini esir edip sıkıştırdığımızı hâlâ görmüyorlar mı? Bu durumda galip olanlar, üstün gelenler onlar mı?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Ahmet Varol = Doğrusu biz onları ve atalarını yararlandırdık. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Bizim yere gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Şu halde üstün gelenler onlar mıdır?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Ali Bulaç = Evet, biz onları ve atalarını yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün gelenler onlar mı?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Doğrusu biz, o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür, onlara uzun geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı, kâfirlerin arazisini alıb etrafından (müslümanlara feth ettirmekle) azaltıyoruz. O halde galib gelenler onlar mı?

el gâlibûne

  Enbiyâ / 44 -

 Ali Ünal = Gerçek şu ki, Biz o müşriklere de, babalarına da geçimlikler verdik; öyle ki, başlarına bir şey gelmeden uzun asırlar emniyet içinde yaşadılar. (Şu anda kendilerini aldatan da bu.) Ama Bizim (ilim, irade ve kudretimizle) yerde tasarrufta bulunup, onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Böyle iken, onlar nasıl galip olabilir?