Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Diyanet İşleri = Hani Mûsâ, beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.”

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = An o zamânı ki Mûsâ, genç arkadaşına, ben demişti, iki denizin kavuştuğu yere dek durmadan, dinlenmeden gideceğim, yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Abdullah Parlıyan = Bir vakit Musa, genç arkadaşı olan yardımcısına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim, yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.”

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Adem Uğur = Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ahmed Hulusi = Hani bir vakit Musa, hizmetindeki gence demişti ki: "Tâ iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar yoluma devam edeceğim; uzun yıllarıma mal olsa bile. "

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ahmet Tekin = Hani Mûsâ, genç arkadaşına, öğrencisine:'Aradığımı bulmak için durup dinlenmeden ta iki denizin birleştiği yere kadar gideceğim. Yahut bu hedefe doğru senelerce yürüyeceğim.' demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ahmet Varol = Hani Musa genç adamına: 'İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar devam edecek yahut uzun zamanlar yürüyeceğim' demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ali Bulaç = Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ali Fikri Yavuz = Bir vakit Mûsa, hizmetinde bulunan gencine şöyle demişti: “- İki denizin birleştiği yere (Boğaza) varıncaya kadar (Hızır Aleyhisselâma kavuşmak için) gideceğim, yahud senelerce gideceğim.”

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ali Ünal = Bir zaman Musa, genç ve faziletli arkadaşına, “Durup dinlenmeden iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar gidecek, gerekirse senelerce yürümeye devam edeceğim!” demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Bayraktar Bayraklı = Mûsâ'nın, genç adamına, “Ya iki denizin birleştiği yere ulaşacağım ya da uzun bir süre yürüyeceğim” dediği ânı hatırla![301]

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Bekir Sadak = Musa, genc arkadasina: «Ben iki denizin birlestigi yere ulasmaga, yahut yillarca yurumeye kararliyim» demisti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Celal Yıldırım = Hani bir zaman Musa, genç (arkadaşına) ben iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar hiç durmadan gideceğim, ya da (bu uğurda) yıllar geçireceğim, demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Cemal Külünkoğlu = Hani Musa, hizmetinde bulunan genç arkadaşına: “Hiçbir güç beni durduramaz, (Hızır'ı bulmak için) ya iki denizin birleştiği yere varırım, ya da yıllarca yol yürürüm” demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Diyanet İşleri (eski) = Musa, genç arkadaşına: 'Ben iki denizin birleştiği yere ulaşmağa, yahut yıllarca yürümeye kararlıyım' demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Diyanet Vakfi = Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim.»

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Edip Yüksel = Musa, genç yoldaşına, 'Yıllarca yürümeyi gerektirse de iki denizin birleştiği yere varmadan dinlenmeyeceğim,' demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bir vakit de Musâ fetâsına demişti ki: durmıyacağım tâ iki denizin cemolduğu yere kadar varacağım, yâhud senelerce gideceğim

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bir vakit Musa genç hizmetçisine demişti ki: «İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut senelerce gideceğim.»

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim.»

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Gültekin Onan = Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Harun Yıldırım = Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Hasan Basri Çantay = Bir zaman Musa, gene (bir adamı) na şöyle demişdi: «Ben iki denizin birleşdiği yere varıncaya kadar durmayıb gideceğim, yahud (maksadıma erişinceye dek) uzun zamanlar geçireceğim».

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Hayrat Neşriyat = (Ey Resûlüm!) Bir zaman Mûsâ, (kendisine hizmet eden) o gence (Yûşa' bin Nûn’a): 'Artık durmayacağım; tâ ki (Hızır’ı bulmak üzere) iki denizin birleştiği yere varacağım; yâhut (onu buluncaya kadar) senelerce vakit geçireceğim!' demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 İbni Kesir = Hani Musa delikanlısına demişti ki: Ben iki denizin birleştiği yere ulaşmaya, yahut yıllarca yürümeye kararlıyım.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Kadri Çelik = Hani Musa genç arkadaşına demişti: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar ya da uzun bir süre geçinceye kadar yol almaya devam edeceğim.”

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Muhammed Esed = Hani, (gezginlik günlerinde) Musa yardımcısına: "İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim" demişti, "(bu yolda) yıllar harcamam gerekse bile!"

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Mustafa İslamoğlu = Bir zaman da Musa yardımcısına demişti ki: "İki denizin birleştiği yere varıncaya dek durmayacağım; isterse (oraya varmam) yıllarımı alsın."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve yâd et, bir vakit ki Mûsa, genç refikına demişti: «Ben iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut uzun bir müddet geçireceğim.»

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ömer Öngüt = Hani bir zaman Musa, genç arkadaşına: “Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durup dinlenmeden gideceğim, yahut (maksadıma erişmek için) uzun yıllar geçireceğim. ” demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Şaban Piriş = Hani Musa, genç arkadaşına: -İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Sadık Türkmen = Hani musa genç yardımcısına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım veya uzun bir zaman yürüyeceğim.”

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Seyyid Kutub = Hani Musa, genç arkadaşına «Hiçbir güç beni durduramaz, ya iki denizin birleştiği yere varırım, ya da yıllarca yol yürürüm» demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Suat Yıldırım = Bir vakit Mûsâ, genç yardımcısına: "Durup dinlenmeyeceğim, demişti, ta ki iki denizin birleştiği yere varacağım. Varamazsam senelerce yürümeye devam edeceğim."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Süleyman Ateş = Mûsâ uşağına demişti ki: "Durmayıp ya iki denizin birleştiği yere varacağım veya uzun bir zaman yürüyeceğim."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Tefhim-ul Kuran = Hani Musa genç yardımcısına demişti: «İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim.»

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Ümit Şimşek = Bir zaman Musa genç hizmetkârına 'İki denizin birleştiği yere kadar gideceğim,' demişti. 'Orayı buluncaya kadar senelerce yürümem gerekse de yürüyeceğim.'

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan yürüyeceğim yahut da seneler ve seneler harcayacağım."

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 İskender Ali Mihr = Ve Musa, genç arkadaşına: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar (yoluma) devam edeceğim veya senelerce (uzun süre) gideceğim.” demişti.

el bahreyni

  Kehf / 60 -

 İlyas Yorulmaz = Musa beraberindeki gence “Yıllar geçse de, iki suyun birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım” demişti.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Diyanet İşleri = O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Abdullah Parlıyan = Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı iki büyük su kütlesini birbirine karıştırmadan salıveren, ikisinin arasına karışmalarını önleyen, bir engel koyan da O'dur.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Adem Uğur = Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Ahmed Hulusi = "HÛ" ki. . . İki deryayı (şuur ve bilinç - beden) birbirine salan; biri tatlı mı tatlı bir su (orijin benlik - insanî mânâ), diğeri ise tuzlu ve acıdır (kendini hayvani beden kabullenmiş oluşmuş benlik - bilinç)! Bu ikisinin arasında da bir berzah (engel, perde); hicrî mehcûr (zıddıyet - düşmanlık); bir engel oluşturdu ('Birbirinize düşman olarak inin' âyetini hatırlayalım. A. H. )!

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Ahmet Tekin = O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Ahmet Varol = İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Ali Bulaç = İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Ali Fikri Yavuz = O Allah’dır ki, iki denizi (veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak) salıverdi: Şu (birisi) tatlı, susuzluğu giderir, bu (beriki) tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirlerine karışmağı önleyici bir perde koymuştur. (Birbirine yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını bozmaz. )

el bahreyni

  Furkân / 53 -

 Ali Ünal = O Allah ki, biri tatlı ve içilir, diğeri tuzlu ve acı iki büyük su kütlesini salıverdi; fakat birbirlerine karışmamaları için aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koydu.