Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el âhırîne
Diyanet İşleri = “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.”
el âhırîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Sonra gelenler arasında da güzel bir ad, san ver bana, doğrulukla andır beni.
el âhırîne
Abdullah Parlıyan = Benden sonra gelecek ümmetler içinde, hayırla anılacak bana güzel bir yad kıl.
el âhırîne
Ahmet Tekin = 'Bana, gelecek nesiller içinde sadakatle dinini tebliğ eden halefler, iyi bir namla anılmak nasip eyle.'
el âhırîne
Ahmet Varol = Sonra gelenler arasında benim için bir doğruluk dili ver. [1]
el âhırîne
Ali Bulaç = "Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver."
el âhırîne
Ali Fikri Yavuz = Benden sonra gelecek ümmetler içinde, hayırla anılacak bana güzel bir yad kıl.
el âhırîne
Bayraktar Bayraklı = (84-89) “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”
el âhırîne
Bekir Sadak = (84-89) Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarini sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kil. Babami da bagisla, o suphesiz sapiklardandir. Insanlarin diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malin ve ogullarin fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme» demisti.
el âhırîne
Celal Yıldırım = Sonra gelenler arasında doğru bir dil ile (anılmamı) bana sağla.
el âhırîne
Cemal Külünkoğlu = “Benden sonra gelecek ümmetler içinde, hayırla anılmayı bana nasip eyle!”
el âhırîne
Diyanet İşleri (eski) = (84-89) Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme' demişti.
el âhırîne
Diyanet Vakfi = Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!
el âhırîne
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve bana sonrakiler içinde bir «lisanı sıdık» tahsıys eyle
el âhırîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle!
el âhırîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!»
el âhırîne
Gültekin Onan = "Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver."
el âhırîne
Hasan Basri Çantay = «(Benden) sonrakiler içinde benim için (bir) lisân-ı sıdk ver».
el âhırîne
Hayrat Neşriyat = 'Sonraki (ümmet)ler içinde benim için bir lisân-ı sıdk (güzel bir medihle anılmayı)nasîb eyle!'
el âhırîne
Kadri Çelik = “Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (güzel bir ün) karar kıl.”
el âhırîne
Mustafa İslamoğlu = Ve beni dillerde doğruluk timsali olarak anılan biri yap
el âhırîne
Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve sonrakiler arasında benim için bir yâd-ı cemil nâsip kıl!»
el âhırîne
Ömer Öngüt = “Benden sonra geleceklerin beni hayırla anmalarını nasip eyle!”
el âhırîne
Sadık Türkmen = Sonra gelecek(nesil)ler de beni doğrulukla, iyilikle ansın!
el âhırîne
Seyyid Kutub = İlerdeki kuşaklar arasında doğruluğun sözcüsü olmamı nasip eyle.
el âhırîne
Suat Yıldırım = Gelecek nesiller içinde iyi nam bırakmayı, hayırla anılmayı nasib eyle bana.
el âhırîne
Süleyman Ateş = "Sonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)!"
el âhırîne
Tefhim-ul Kuran = «Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver.»
el âhırîne
Yaşar Nuri Öztürk = "Sonradan gelecekler arasında benimle ilgili doğru/isabetli bir dil oluştur."
el âhırîne
İskender Ali Mihr = Ve beni, sonrakilerin lisanlarında sadık kıl (sonraki nesiller arasında benim anılmamı sağla).
li el âhırîne
Diyanet İşleri = Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık.
li el âhırîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçekten de kâfirlerin önde gidenleri kıldık onları ve sonradan gelenlere ibret ettik.
li el âhırîne
Abdullah Parlıyan = Onları geçmişten kalan bir hatıra ve sonrakiler için bir ibret örneği kıldık.
li el âhırîne
Adem Uğur = Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık.
li el âhırîne
Ahmed Hulusi = Onları sonradan gelenlere bir geçmiş ve bir ibretlik örnek kıldık!
li el âhırîne
Ahmet Tekin = Onların dini hakikatlara, insani ve ahlaki değerlere ilgisizliklerini ve düşmanlıklarının doğurduğu sonuçları, gelecek nesiller için ibretli bir tarih ve ders alınacak bir örnek haline getirdik.
li el âhırîne
Ahmet Varol = Böylece onları sonradan gelecekler için (ibret verici) bir geçmiş ve bir örnek kıldık.
li el âhırîne
Ali Bulaç = Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.
li el âhırîne
Ali Fikri Yavuz = Böylece onları, sonrakiler için hem bir örnek, hem de bir ibret yaptık.
li el âhırîne
Ali Ünal = Onları tarihte kalmış ve (Ateş’e girmede) öncü bir güruh, sonraki nesiller için ise ibret vesilesi bir misal yaptık.