Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Diyanet İşleri = Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onu ve akrabasını kurtardık, ancak karısı kurtulmadı ve o, kavmiyle kalanlardandı.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine, biz de hem onu, hem de ona inananları kurtardık, karısı geride kalıp helak olanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Adem Uğur = Biz de onu ve karısından başka aile efradını kurtardık; çünkü karısı geride kalanlardan (kâfirlerden) idi.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ahmed Hulusi = Onu ve Onun inananlarını kurtardık. . . Karısı hariç! O gelmeyip, yere göçenlerden oldu!

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ahmet Tekin = Onu, karısı hariç ailesini, iman edenleri kurtardık. Karısı geride kalanlardan, kâfirlerden oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ahmet Varol = Biz de onu ve karısı dışında bütün ailesini kurtardık. O (karısı) ise azapta kalanlardandı.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ali Bulaç = Bunun üzerine biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ali Fikri Yavuz = Biz de Lût (Aleyhisselâm) ile ailesini ve bağlılarını kurtardık; yalnız karısı, (gizli küfrü sebebiyle) yere geçenlerden oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ali Ünal = Neticede, (emrimiz üzerine helâkten önce ülkeyi terkeden) Lût’u ve ailesini kurtardık; eşi hariç: o geride kalıp helâk olanların arasında idi.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Bayraktar Bayraklı = Biz de onu ve hanımından başka aile fertlerini kurtardık; çünkü hanımı geride kalanlardan idi.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Bekir Sadak = Bunun uzerine Lut'u ve taraftarlarini kurtadik; yalniz karisi, geride kalip helake ugrayanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Celal Yıldırım = Bunun üzerine biz Lût'u da, onun ev halkını da kurtardık, ancak karısını değil, o geriye kalıp (gazaba uğrayanlardan) oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Cemal Külünkoğlu = Bunun üzerine biz de, Lût'u ve eşi dışındaki yakınlarını kurtardık. Eşi ise geride kalıp helak olanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bunun üzerine Lut'u ve taraftarlarını kurtardık; yalnız karısı, geride kalıp helake uğrayanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Diyanet Vakfi = Biz de onu ve karısından başka aile efradını kurtardık; çünkü karısı geride kalanlardan (kâfirlerden) idi.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Edip Yüksel = Onu ve ailesini kurtardık. Karısı hariç. O geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Biz de onu ve ehlini kurtardık, ancak karısı kalıb yere geçenlerden oldu

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz de onu ve ailesini kurtardık; ancak karısı kalıp yere geçenlerden oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) çünkü o, geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Gültekin Onan = Bunun üzerine biz, karısı dışında onu ve ehlini (ailesini) kurtardık; o (karısı) ise [yok edilenler arasında] geride kalanlardandı.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Harun Yıldırım = Nihayet biz onu ve ehlini kurtardık, ancak karısı müstesna. O geride kalıp helak olanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Hasan Basri Çantay = Bunun üzerine biz de hem onu, hem geride kalanlardan olan karısından başka bütün ehlini kurtardık.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Hayrat Neşriyat = Bunun üzerine (biz de) onu ve ehlini kurtardık; ancak karısı hâriç; (o,) geride(azabda) kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 İbni Kesir = Bunun üzerine Biz de, hem onu, hem de ehlini kurtardık. Ancak karısı, geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Kadri Çelik = Bunun üzerine biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Muhammed Esed = Bunun üzerine onun ve geride kalanlar arasında bulunan karısı dışında yandaşlarını kurtardık.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Mustafa İslamoğlu = Bunun ardından onu ve yakınlarını kurtardık; ne ki eşi (yolda) dökülenlerden biri oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık Biz O'nu ve ehlini kurtardık, zevcesi müstesna, o geriye kalıp helâk olanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ömer Öngüt = Biz de onu ve âilesini kurtardık. Yalnız karısı geride kalıp helâka uğrayanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Şaban Piriş = Biz de Lût’u ve âilesini kurtardık; yalnız karısı geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Sadık Türkmen = Biz de onu ve ailesini kurtardık, hanımı hariç! O geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Seyyid Kutub = Lût'u ve eşi dışındaki yakınlarını kurtardık. Eşi ise geride kalıp helak olanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Suat Yıldırım = Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak eşi geride kalıp helâk olanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Süleyman Ateş = Biz de onu ve âilesini kurtardık, yalnız karısı geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Tefhim-ul Kuran = Bunun üzerine biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Ümit Şimşek = Biz de Lût'u ve ailesini kurtardık-ancak karısı müstesna; o geride kalıp helâk olanlardan idi.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Biz de onu ve ailesini kurtardık karısı müstesna. O, yere geçenlerden oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 İskender Ali Mihr = Böylece Biz, onun eşi (hanımı) hariç, onu ve ailesini kurtardık. O, geride kalanlardan oldu.

ve ehle-hu

  A’râf / 83 -

 İlyas Yorulmaz = Lut’u ve karısı dışındaki ehlini (Ona inananları) kurtardık. Çünkü Lut’un karısı boğulanlardan oldu.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Diyanet İşleri = Ailesine namaz ve zekâtı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Abdullah Parlıyan = Toplumuna namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi ve Rabbinin katında da hoşnutluk kazanmıştı.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Adem Uğur = Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Ahmed Hulusi = Ailesine salâtı yaşamayı ve sâfiyeti emrederdi. Rabbinin indînde mardiye (şuurunda - tecelli-i sıfat) idi.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Ahmet Tekin = Ailesine, akrabalarına, halkına namaz kılmayı öğretiyor, namazı muntazam kılabilecekleri, vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı tahsil edebilecekleri, gerekli yerlere harcayabilecekleri bir düzen kuruyor, namazı kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrediyor, onlara rehberlik, imamlık ediyordu. Rabbinin katında rızasını kazanma mertebesine ermişti.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Ahmet Varol = Halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında da kendinden razı olunmuş biriydi.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Ali Bulaç = Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Ali Fikri Yavuz = Ümmetine de namaz kılmayı, zekât vermeyi emrederdi ve Rabbi katında rızaya kavuşmuştu.

ehle-hu

  Meryem / 55 -

 Ali Ünal = Ailesi başta olmak üzere halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında rıza mertebesine ulaşmış bir zattı.