Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Diyanet İşleri = Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onların birine kızı olduğu müjdelenirse pek ziyâde kızar da yüzü simsiyah olur.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Abdullah Parlıyan = O kadar ki, ne zaman birine bir kız çocuğu olduğu müjdesi verilse, hemen yüzü kararır ve içi öfkeyle dolar.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Adem Uğur = Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ahmed Hulusi = Onlardan biri dişi ile müjdelendiğinde, öfkeli bir hâlde, yüzü simsiyah kesilir!

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ahmet Tekin = Onlardan birine kız müjdelendiği zaman, yüzü kapkara kesilir. İçi öfkeyle dolar.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ahmet Varol = Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ali Bulaç = Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlardan birine, kız doğum haberi (bir kızın doğdu!) müjdelendiği zaman, öfkelenerek yüzü kararıyor.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ali Ünal = Yaptıklarına bakın ki, onlardan birine bir kız çocuğunun dünyaya geldiği müjdelenince de öfke ve üzüntüsünden yüzü mosmor kesilir ve yutkunur durur.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlardan birine kızı olduğu müjdelendiği zaman, öfkesini yutkunarak yüzü kapkara olur.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Bekir Sadak = Aralarindan birine bir kizi oldugu mujdelendigi zaman ici gamla dolarak yuzu simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Celal Yıldırım = Onlardan biri kız çocuğuyla müjdelenince, öfkesini yutmaya çalışarak yüzü kararır.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Cemal Külünkoğlu = (O kadar ki,) ne zaman biri bir kız çocuğu ile müjdelense hemen yüzü kararır, içi öfkeyle dolar.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Diyanet İşleri (eski) = Aralarından birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Diyanet Vakfi = Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Edip Yüksel = Onlardan birine dişi müjdelendiği zaman, büyük bir öfkeyle yüzü kapkara kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Halbuki onların birine dişi müjdelendiği vakıt öfkesinden yüzü simsiyah oluyor

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Oysa onlardan birine kız müjdesi verildiğinde öfkesinden yüzü simsiyah kesiliyor.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Halbuki onlardan birine, kız doğum haberi müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolar, yüzü kapkara kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Gültekin Onan = Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Harun Yıldırım = Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Hasan Basri Çantay = Onlardan birine kız (doğumu) müjdesi verilince, kendisi pek öfkeli olarak, yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Hayrat Neşriyat = Hâlbuki onlardan biri, kız (çocuk) ile müjdelendiğinde, öfkelenmiş biri olarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 İbni Kesir = Onlardan birine bir kızı olduğu müjdelenirse; içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Kadri Çelik = Onlardan (müşriklerden) birine bir kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Muhammed Esed = (O kadar ki,) ne zaman birine bir kız çocuğu olduğu müjdesi verilse hemen yüzü kararır, içi öfkeyle dolar;

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Mustafa İslamoğlu = Ne var ki onlardan birine (bir) kız çocuğu olduğu müjdelense suratı kapkara kesilir. İçini öfkeyle karışık bir hüzün kaplar;

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onlardan biri kız ile müjdelenince pürgayz olarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ömer Öngüt = İçlerinden birine kız çocuğu müjdelendiği zaman, öfkelenmiş olarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Şaban Piriş = Onlardan birine bir kız çocuğu müjdelendiği zaman, kederlenerek yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Sadık Türkmen = Oysa, onlardan birine kız çocuğu müjdelendiği zaman, yüzü kapkara kesilir, içi öfkeyle dolarak...

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Seyyid Kutub = Onlardan birine kız çocuğu olduğu müjdesi verildiğinde, üzüntüden yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Suat Yıldırım = Onlardan birine bir kızının dünyaya geldiği müjdelenince, öfkesinden ve üzüntüsünden, yüzü mosmor kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Süleyman Ateş = Onlardan birine dişi (çocuğu olduğu) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü kapkara kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlardan birine dişi (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Ümit Şimşek = Oysa onlardan biri kız çocuğuyla müjdelendiği zaman öfkeden yüzü simsiyah kesiliverir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlardan birine kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir. Öfkeden kuduracak gibidir o.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 İskender Ali Mihr = Onlardan birisi, bir kız çocuk ile müjdelendiği zaman öfkeli olarak, yüzü siyahlaşıp gölgelenir.

ehadu-hum

  Nahl / 58 -

 İlyas Yorulmaz = Onlardan birisine kız çocuğu olduğu müjdesi verildiğinde, öfkelenerek, yüzü simsiyah kesilir.

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Diyanet İşleri = Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, gene iki kişiyi örnek getirir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, sâhibine bir yüktür, nereye yollasa hayırlı bir iş becerip gelemez. O, hiç adâletle emreden ve doğru yolu tutmuş olan adamla eşit olur mu?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Abdullah Parlıyan = Ve Allah yine, size başka iki insan örneği daha veriyor: Biri dilsizdir, hiçbirşeye gücü yetmez, sahibine bir yüktür, nereye gönderse hayırlı bir iş becerip gelemez. Peki böyle biri doğru ve hakça olanın yapılmasını emreden ve kendisi de, dosdoğru yolda olan kimseyle bir tutulabilir mi?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Adem Uğur = Allah, şu iki kişiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Ahmed Hulusi = Allâh şu iki kişiyi de misal verdi: Bunlardan biri konuşmasını bilmez, bir şeye kudreti yoktur; efendisi yanında yüktür. . . Onu hangi işe yönlendirse bir hayırla gelmez. . . Hiç bu, elindekinin hakkını veren ve kendisi doğru yolda yürüyen kişi ile eşit olur mu?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Ahmet Tekin = Allah şu iki adamı da misâl verir. Bunlardan birisi dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, patronuna bir yüktür. Onu nereye gönderse faydalı bir iş yapamaz. Şimdi bu adamla, doğru muhkem, güvenli yolda yürüyen islamî hayatı yaşayan kendisine ve başkalarına faydalı olan, insanlar arasında sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayan, adâletli olmayı emreden kimse eşit olur mu?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Ahmet Varol = Allah bir de şu iki adamı örnek vermektedir: Biri dilsizdir, bir şeye gücü yetmez, efendisinin üzerine bir yüktür ve onu nereye gönderse bir iyilik getirmez. Şimdi bununla, adaleti emreden, kendisi de doğru bir yol üzere olan kimse bir olur mu?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Ali Bulaç = Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah şu iki adamı da misal getirdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine sade bir ağırlıktır, efendisi onu ne tarafa gönderse hiç bir hayra yaramaz. Hiç bu, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan kimseye müsavi (eş) olabilir mi? (İşte hak dini gönderen, insanlara her türlü nimet ve rahmet ihsan eden Allah, hiç bir fayda ve zarara güçleri yetmiyen putlara ortak tutulabilir mi?)

ehadu-humâ

  Nahl / 76 -

 Ali Ünal = Allah, (aynı gerçek adına) bir başka misal daha veriyor: İki kişi var: Birisi dilsiz, (duymadığı için de) hiçbir şey beceremez ve efendisine sadece bir yük; efendisi ona hangi işi verse, onu hayırlı bir neticeye erdiremez. Hiç böyle biri ile hakkı hakikati bilen, adaleti dile getirip gerçekleştiren ve her işte dosdoğru bir yol takip eden insan bir olur mu?