Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Diyanet İşleri = Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah dileseydi şirk koşmazlardı ve biz, seni onların üstüne bir bekçi dikmedik, onları korumaya, işlerini görüp kendilerini gözetmeye memûr da değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Abdullah Parlıyan = Eğer Allah dilemiş olsaydı, onlar Allah'tan başka şeylere ilahlık yakıştırmazlardı. Biz seni, onların bekçisi yapmadık ve sen onların yaptıklarından da, sorumlu değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Adem Uğur = Allah dileseydi, onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onların vekili de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ahmed Hulusi = Eğer Allâh dileseydi, şirk inancında olmazlardı! Seni onlar üzerine muhafız koymadık! Sen onlara Vekiyl değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ahmet Tekin = Eğer Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, onlar ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşamazlardı. Biz seni, onlar üzerinde koruma, denetim memuru olarak, inzibat olarak görevlendirmedik. Sen onların adına Allah’a karşı savunma yapamazsın; Allah adına onların üzerinde zor da kullanamazsın.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ahmet Varol = Allah dileseydi onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi kılmadık. Sen onların üzerine vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ali Bulaç = Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık; sen onlar üzerinde bir vekil değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ali Fikri Yavuz = Eğer Allah dileseydi, onlar Allah’a ortak koşup müşrik olmazlardı. Biz, seni, onlar üzerine bir gözcü yapmadık. Sen onların üzerine bir vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ali Ünal = Eğer Allah öyle dilemiş (ve kendilerine müsaade etmemiş) olsa idi, şirk koşmazlardı; (o halde, şirk içindeler diye kendini harap etme!) Seni onların başında bir koruyucu ve gözetleyici yapmadık; onların işlerinin vekili, yaptıklarından sorumlu da değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Bayraktar Bayraklı = Allah dileseydi, onlar ortak koşamazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onların vekili de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Bekir Sadak = Allah dileseydi puta tapmazlardi. Seni onlara koruyucu yapmadik, onlarin vekili de degilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Celal Yıldırım = Allah dileseydi, onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onlar üzerine bir koruyucu kılmadık ve sen onlar üzerinde bir vekîl de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Cemal Külünkoğlu = Eğer Allah dileseydi onlar (da inanmak isteselerdi) şirk koşmazlardı. Seni onlara bekçi kılmadık. Sen onların yaptıklarından sorumlu da değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Diyanet Vakfi = Allah dileseydi, onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onların vekili de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Edip Yüksel = ALLAH isteseydi ortak koşamazlardı. Seni onların üzerine bekçi yapmadık. Onların avukatı da değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Allah dilese idi müşrik olmazlardı, biz seni onların üzerine mürakıb göndermedik, sen onlara vekil de değilsin

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah dileseydi onlar Allah'a ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine gözcü göndermedik, sen onlara vekil de değilsin!

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah dileseydi, ortak koşmazlardı. Biz, seni onlar üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Gültekin Onan = Eğer Tanrı dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık; sen onlar üzerinde bir vekil değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Harun Yıldırım = Allah dileseydi onlar şirk koşmazlardı. Biz seni onlar üzerine bir gözetleyici kılmadık; sen onlar üzerine bi vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Hasan Basri Çantay = Eğer Allah dileseydi onlar (böyle Allaha) ortak katmazlardı. Biz seni onların başına bir gözcü yapmadık. Sen onların üzerine bir vekîl de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Hayrat Neşriyat = Hâlbuki (kullarını irâdelerinde serbest bırakan) Allah (îmân etmelerini)dileseydi, (aslâ) şirk koşmazlardı. Hem (biz) seni onların üzerine muhâfız yapmadık. Sen onların üzerine vekîl de değilsin!

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 İbni Kesir = Eğer Allah dileseydi; onlar şirk koşmazlardı. Hem Biz, seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen, onların üzerine bir vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Kadri Çelik = Allah dileseydi şirk koşmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Muhammed Esed = Eğer Allah dilemiş olsaydı Ondan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmazlardı; Biz seni onların bekçisi yapmadık ve sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Mustafa İslamoğlu = Eğer Allah (aksini) dileseydi, onlar (Allah'a rağmen) şirk koşamazlardı. Ne Biz seni onlara muhafız yaptık, ne de sen onları korumakla yükümlüsün.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi onlar şirke düşmezlerdi. Ve seni onların üzerine bir muhafız kılmadık, ve sen onların üzerine bir vekil değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ömer Öngüt = Eğer Allah dileseydi, onlar şirk koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onların üzerine bir vekîl de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Şaban Piriş = Eğer Allah, dileseydi onlar şirk koşmazlardı. Seni onlara bekçi kılmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Sadık Türkmen = Eğer Allah dileseydi; onlar(a seçme özgürlüğü vermeseydi) ortak koşamazlardı. Biz seni onların üzerine muhafız/bekçi kılmadık. Ve sen onlar üzerine bir vekil/gözetleyici de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Seyyid Kutub = Allah dileseydi, onlar O'na ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına korucu, bekçi dikmedik; sen onların vekili, davranışlarının sorumlusu da değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Suat Yıldırım = Eğer Allah dileseydi onlar müşrik olmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Sen onların işlerini yürütmekle de görevli değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Süleyman Ateş = Allâh isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Tefhim-ul Kuran = Eğer Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onlar üzerinde bir gözetleyici kılmadık ve sen onlar üzerinde bir vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Ümit Şimşek = Allah dileseydi onlar ortak koşamazdı. Biz seni onlara bekçi yapmadık. Sen onlardan sorumlu bir vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Allah dileseydi, şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 İskender Ali Mihr = Şâyet Allah dileseydi, şirk koşmazlardı. Seni onların üzerine muhafız yapmadık. Sen, onlara vekil de değilsin.

ve mâ cealnâ-ke

  En’âm / 107 -

 İlyas Yorulmaz = Allah dileseydi, onlar Rablerine ortak koşmazlardı, seni onların üzerine koruyucu yapmadık ve sen onların yaptıklarından da sorumlu değilsin.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Diyanet İşleri = Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.”

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey Dâvûd, biz seni yeryüzüne hâkim ettik, artık insanlar arasında, adâletle hükmet ve dileğine uyma ki seni Allah yolundan saptırır; Allah yolundan sapanlaraysa şiddetli bir azap var soru gününü unuttuklarından.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Abdullah Parlıyan = Ve şöyle dedik: “Ey Davud! Seni bir peygamber ve yeryüzünde senden öncekilerin yerine halife ve vekil yaptık, öyleyse insanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma, sonra keyfin seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah yolundan sapanlara ise, hesap gününü unuttuklarından dolayı şiddetli bir azap vardır.”

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Adem Uğur = Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Ahmed Hulusi = Ey Davud! Doğrusu biz seni arzda bir halife kıldık! Bu yüzdendir ki insanlar arasında Hak olarak hükmet ve hevâya (Hakkanî olmayan duygu ve düşüncelere) uyma! Zira bu seni Allâh yolundan saptırır. . . Allâh yolundan sapanlara gelince; yaptıklarının sonucunu yaşama sürecini unutmalarından dolayı, yaşayacakları şiddetli bir azap vardır.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Ahmet Tekin = Ey Dâvûd, biz seni yeryüzünde, ülkede ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya yetkili halife-rasul olarak tayin ettik. İnsanlar arasında hakkaniyet ile, adâlet ile hüküm ver, icraat yap. Şahsî arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma. Bu seni başına buyruk hale getirerek, Allah yolundan, İslâm’dan uzaklaşmana, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine imkân sağlar. Başlarına buyruk hareket ederek Allah yolundan uzaklaşıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenlere, hesap gününü unutmaları sebebiyle dehşetli bir azap vardır.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Ahmet Varol = 'Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife kıldık. O halde insanlar arasında hak ile hükmet ve keyfe uyma. Yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmalarından dolayı çetin bir azap vardır.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Ali Bulaç = "Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır."

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Davûd! Biz seni yer yüzünde halife kıldık. O halde insanlar arasında adaletle hüküm ver ve keyfe tâbi olma ki, bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Muhakkak ki Allah yolundan sapanlar, hesab gününü unuttuklarından, kendilerine çok şiddetli bir azab vardır.

cealnâ-ke

  Sâd / 26 -

 Ali Ünal = Ey Davud! Seni ülkede (Bizim ahkâmımızı uygulayacak) bir halife yaptık; bu sebeple, insanlar arasında hak ve adaletle hükmet; şahsî arzu ve temayüllerine kulak verme ki, seni Allah’ın yolundan saptırmasınlar. Şurası bir gerçek ki, Allah’ın yolundan sapanlar, Hesap Günü’nü unutmuşlardır ve bu sebeple kendileri için çok çetin bir azap vardır.