Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Diyanet İşleri = Yine, “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve biz demişlerdi, mal bakımından da daha fazla mala sâhibiz, evlât bakımından da topluluğumuz daha çok ve bize azâp edilemez.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Abdullah Parlıyan = Hem diyorlar ki: “Servet ve soy sop olarak biz, sizden daha güçlüyüz ve bu gücümüzden dolayı da, azaba uğratılmayacağız!”

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Adem Uğur = Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak da değiliz.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ahmed Hulusi = Dahi dediler ki: "Biz hem servetimiz hem de evlatlarımız yönünden daha güçlüyüz. . . Biz azaba uğramayız!"

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ahmet Tekin = 'Bizim çok paramız, servetimiz, çocuklarımız, gücümüz var. Bizim gibiler cezalandırılmazlar.' dediler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ahmet Varol = Yine: 'Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çok. Biz azaplandırılacak da değiliz' dediler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ali Bulaç = Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ali Fikri Yavuz = Bir de (o refah düşkünleri) dediler ki: “- (Ey Peygamberler), biz mallar ve çocuklar bakımından (sizden) daha fazlayız. (Allah dünyada bize bu kadar mal ihsan ettikten sonra artık ahirette) biz azaba uğratılmayız.”

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ali Ünal = Üstelik, “Bizim malımız da evlâdımız da sizinkinden daha fazla, sizden daha güçlüyüz. Biz, öyle azap falan da görecek değiliz!” demişlerdir.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Bayraktar Bayraklı = Yine dediler ki: “Mallarımız ve çocuklarımız daha fazladır; biz azaba uğratılacak değiliz.”

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Bekir Sadak = «allari ve cocuklari en cok olan bizleriz, azaba ugratilacak da degiliz» derlerdi.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Celal Yıldırım = Hem diyorlar ki, «biz malca da, evlâdca da daha çoğuz ve biz azaba da uğratılacak değiliz.»

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Cemal Külünkoğlu = Ve yine dediler ki “Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve biz azaba uğratılacak da değiliz.”

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ve dediler ki: 'Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz'

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Diyanet Vakfi = Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak da değiliz.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Edip Yüksel = Hatta, 'Bizim paramız ve çocuklarımız daha çoktur; biz cezalandırılmayacağız,' dediler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve dediler ki «biz emvalce de daha çoğuz evlâdca da ve biz ta'zib olunmayız»

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve dediler ki: «Biz malca da daha çoğuz, evlatça da ve bize azap edilmez.»

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve yine dediler ki: «Biz malca da daha çoğuz, evlatça da, bize azab edilmez.»

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Gültekin Onan = Ve: "Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz" de demişlerdir.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Harun Yıldırım = Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak da değiliz.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Hasan Basri Çantay = Ve: «Biz, dediler, mallarca da, evlâdca da daha çoğuz. Biz azâb edileceklerden değiliz».

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Hayrat Neşriyat = Bir de: 'Biz mallar ve çocuklar cihetiyle (mü’minlerden) daha fazlayız ve biz azâba uğratılacak kimseler değiliz' dediler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 İbni Kesir = Ve dediler ki: Biz, malca ve evladca daha çoğuz. Hem biz, azab edilecekler değiliz.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Kadri Çelik = Ve “Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve biz azaba uğratılacak da değiliz” demişlerdir.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Muhammed Esed = ve sonra eklerler, "Servet ve soy olarak biz (sizden daha) güçlüyüz ve (bu gücümüz sayesinde) azaba uğratılmayacağız!"

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Mustafa İslamoğlu = Yine, "Biz servet soy açısından sizden daha güçlüyüz: bu durumda bizim cezaya çarptırılmamız söz konusu olamaz" derler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve dediler ki: «Biz emvâlce ve evlatca daha çoğuz ve biz azap görecek kimseler değiliz.»

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ömer Öngüt = "Biz malca ve evlatça da çoğuz, biz azaba uğratılacak da değiliz. " derlerdi.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Şaban Piriş = -Bizim malımız ve evladımız daha çok. Biz, azap görecek de değiliz, dediler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Sadık Türkmen = Dediler ki: “Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, bizler azaba uğratılacak değiliz.”

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Seyyid Kutub = Bizim herkesten çok servetimiz ve evlâdımız vardır, bizim azaba çarptırılmamız söz konusu değildir.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Suat Yıldırım = Ve ilave ettiler: "Bizim malımız da, evladımız da sizinkinden daha fazla, sizden daha güçlüyüz. Biz öyle iddia ettiğiniz gibi azaba falan da uğrayacak değiliz!"

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Süleyman Ateş = Ve dediler ki: "Biz malca ve evlatça daha çoğuz, biz azâba uğratılacak değiliz."

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Tefhim-ul Kuran = Ve: «Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve biz azaba uğratılacak da değiliz» de demişlerdir.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Ümit Şimşek = Ve dediler ki: 'Bizim malımız da, evlâdımız da sizden çok; biz azaba uğratılmayız.'

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz."

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 İskender Ali Mihr = Ve: "Biz, mal ve evlât olarak daha çoğuz. Ve biz, azap edilecek olanlar değiliz." dediler.

bi muazzebîne

  Sebe’ / 35 -

 İlyas Yorulmaz = O seçkinler “Biz sizden mal ve evlat sayısı bakımından daha çoğunluktayız (güçlüyüz) ve bize azap ta dokunmayacak” dediler.

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Diyanet İşleri = (58-59) “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?”

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İlk ölümümüzden sonra ve biz, azâba da uğramayacağız değil mi?

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Abdullah Parlıyan = yalnız ilk ölümümüz başka, ölmeyecek ve biz azaba uğratılmayacağız değil mi?

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Adem Uğur = Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Ahmed Hulusi = "İlk ölümü tadışımız dışında (artık başka ölüm yaşanması söz konusu değil)! Biz azap olunacaklar da değiliz. "

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Ahmet Tekin = 'Önceki ölümümüzün dışında tabii. Azâba da uğratılmayacağız.'

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Ahmet Varol = İlk ölümümüzden başka? Ve azap görmeyecek miymişiz?'

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Ali Bulaç = "Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz?"

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Ali Fikri Yavuz = Ve biz azaba uğratılacak da değiliz.”

bi muazzebîne

  Sâffât / 59 -

 Ali Ünal = “(Dünyadan ayrılırken tattığımız) o ilk ölümümüzden başka? Ve azap da görecek değiliz.”