Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
bi hâricîne min-hâ
Diyanet İşleri = Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Ateşten çıkmak isterlerse de çıkamaz onlar ve onlar içindir sürüp giden bir azap.
bi hâricîne min-hâ
Abdullah Parlıyan = Onlar, ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar. Devamlı bir azap onları bekler.
bi hâricîne min-hâ
Adem Uğur = Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ahmed Hulusi = Ateşten çıkmak isterler ama oradan dışarı çıkamazlar. . . Onlar için daimî bir azap vardır!
bi hâricîne min-hâ
Ahmet Tekin = Onlar Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Fakat oradan çıkamazlar. Onlara özel, kurtuluşu mümkün olmayan, kesintisiz, sürekli bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ahmet Varol = Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ali Bulaç = (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ali Fikri Yavuz = Onlar, ateşten çıkmak isterler. Fakat onlar, bundan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bulunan bir azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ali Ünal = O Ateş’ten çıkmak dilerler, fakat asla oradan çıkacak değillerdir. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Bayraktar Bayraklı = Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Bekir Sadak = Atesten cikmak isterler, cikamazlar. Onlara surekli azab vardir.
bi hâricîne min-hâ
Celal Yıldırım = Ateşten çıkmak isterler, ne çare ki oradan çıkıcı değillerdir; (onları oradan Allah'tan başka çıkaracak bir kuvvet yoktur), onlar için devam edecek bir azâb vardır.
bi hâricîne min-hâ
Cemal Külünkoğlu = Onlar orada ateşten çıkmak/kurtulmak isterler fakat çıkamaz/kurtulamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Diyanet İşleri (eski) = Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
Diyanet Vakfi = Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Edip Yüksel = Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkum olmuşlardır.
bi hâricîne min-hâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Ateşten çıkmak istiyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir, onlara boyuna gidecek bir azab vardır
bi hâricîne min-hâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar, ateşten çıkmak isteyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir. Onlara boyuna sürüp gidecek bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Gültekin Onan = (Orada) Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
Harun Yıldırım = Ateşten çıkmak isterler ama onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Hasan Basri Çantay = Onlar ateşden çıkmalarını dilerler. Halbuki onlar bundan çıkıcılar değildir. Onlar için kendilerini tutub durduracak (salıvermeyecek) bir azâb vardır.
bi hâricîne min-hâ
Hayrat Neşriyat = Ateşten çıkmak isterler; fakat onlar ondan çıkacak kimseler değildirler. Çünki onlar için dâimî bir azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
İbni Kesir = Ateşten çıkmak isterler, ama oradan çıkacak değillerdir. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
Kadri Çelik = Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara tepelerinden hiç inmeyecek sürekli bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Muhammed Esed = Onlar ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar; uzun sürecek bir azap bekler onları.
bi hâricîne min-hâ
Mustafa İslamoğlu = Ateşten çıkmak isterler; fakat asla oradan çıkacak değiller; ve sürekli bir azaba mahkum edilirler.
bi hâricîne min-hâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Ateşten çıkmak isteyeceklerdir. Halbuki, onlar ondan çıkacak kimseler değildirler. Ve onlar için daimi bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ömer Öngüt = Ateşten çıkmak isterler, fakat çıkamazlar. Onlar için sürekli bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Şaban Piriş = Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Sadık Türkmen = Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sonsuz bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Seyyid Kutub = Onlar cehennemden çıkmak isteyecekler, fakat kesinlikle dışarı çıkamayacaklardır. Onlar için sürekli azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Suat Yıldırım = Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlara devamlı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Süleyman Ateş = Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azâb vardır.
bi hâricîne min-hâ
Tefhim-ul Kuran = (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.
bi hâricîne min-hâ
Ümit Şimşek = Onlar ateşten çıkmak isterler, fakat çıkamazlar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
Yaşar Nuri Öztürk = Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.
bi hâricîne min-hâ
İskender Ali Mihr = Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak değillerdir. Ve, onlar için "daimî azap" vardır.
bi hâricîne min-hâ
İlyas Yorulmaz = Onlar ateşten çıkarılmayı isterler, fakat onlar oradan çıkarılacak değiller ve sürekli bir azabın içinde kalacaklardır.
bi hâricîne
Diyanet İşleri = Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.
bi hâricîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlara uyanlar da muhakkak derler ki: Keşke bir kere daha dünyaya dönseydik de onlar bizden nasıl kaçındıysa biz de onlardan kaçınsaydık, çekinseydik. İşte Allah, onlara yaptıkları işleri, üstlerine çöken bir hasretten ibaret olarak gösterir. Onlar, ateşten dışarı çıkamazlar.
bi hâricîne
Abdullah Parlıyan = Ve sonra o inkârcılara uyanlar şöyle derler: Ah keşke dünyaya dönüp ikinci bir fırsat yakalasaydık da, onların bizi tanımamazlıktan geldiği gibi, biz de onları görmezden gelip uzak dursaydık diyecekler. Böylece, Allah yapıp ettiklerini onlara acı bir pişmanlık duygusu tattırarak gösterecek ve onlar cehennem ateşinden de çıkacak değillerdir.
bi hâricîne
Adem Uğur = (Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar.
bi hâricîne
Ahmed Hulusi = (Endada) tâbi olmuşlar: "Keşke bize fırsat verilseydi de yaşadıklarımızı bir kere daha yaşasaydık, bu defa tâbi olduklarımızın bizden uzaklaşması gibi biz onlardan uzaklaşsaydık" derler. Böylece Allâh onlara yaptıklarının sonuçlarını acı pişmanlıklarla gösterir. Onların içlerinden gelen pişmanlık yanışının sonu gelmez!
bi hâricîne
Ahmet Tekin = Bunun üzerine tâbi olanlar şöyle dediler: "Ah ne olurdu, elimize bir fırsat geçse de onların bizden uzak durdukları gibi, Biz de onları bir reddetseydik! İşte Allah Teâlâ onlara, bütün yaptıklarını, en şiddetli pişmanlıklar halinde gösterecektir. Onların o ateşten çıkacakları da yoktur.
bi hâricîne
Ahmet Varol = Bunun üzerine, uyanlar da: 'Bir kez daha elimize fırsat geçseydi de, onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık' derler. Böylece Allah, onların yaptıklarını iç çektirici (eyvah dedirtici) şeyler olarak kendilerine gösterir.[33] Onlar ateşten çıkacak da değildirler.
bi hâricîne
Ali Bulaç = (O zaman, yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." Böylece Allah, onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler.
bi hâricîne
Ali Fikri Yavuz = Ve öncülere tâbi olanlar da şöyle demektedir: “- Ah! Bizim için dünyaya bir dönüş olaydı da onlar bizden ayrılıp uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” İşte böylece Allah, onlara bütün yaptıklarını hasret ve pişmanlıklar hâlinde gösterecektir; ve onlar ateşten de çıkacak değillerdir.
bi hâricîne
Ali Ünal = Bu halde iken, (inkârcı liderlerin) peşlerinden gidenler, “Keşke bizim için dünyaya bir dönüş olsa da şunların şimdi bizden uzaklaştığı gibi biz de onlardan uzak dursak!” derler. İşte, dünyada iken yaptıklarını Allah kendilerine gösterir de, böyle pişmanlık üstüne pişmanlık duyarlar. Onlar, Ateş’ ten asla çıkacak değillerdir.