Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
bi emri-hî
Diyanet İşleri = Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler.
bi emri-hî
Abdulbaki Gölpınarlı = Onların sözleri, hep onun emrine uygundur ve onlar, dâimâ onun emrini yerine getirirler.
bi emri-hî
Abdullah Parlıyan = O melekler sözle bile olsa, O'nun önüne geçmezler ve ancak O'nun buyruğuyla hareket ederler.
bi emri-hî
Adem Uğur = O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
bi emri-hî
Ahmed Hulusi = Sözleri, O'nun hükmü önüne geçmez! Onlar, O'nun hükmünü uygular.
bi emri-hî
Ahmet Tekin = Melekler, Allah’ın sözünün önüne geçmezler, hep onun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Ahmet Varol = Onlar sözle (de olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Ali Bulaç = Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle yapıp etmektedirler.
bi emri-hî
Ali Fikri Yavuz = Melekler, Allah’ın sözünün önüne geçmezler, hep onun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Ali Ünal = Ancak O’nun söylediklerini söyler, O’ nun sözünün üzerine söz katmazlar ve sadece O’nun emriyle işler, ancak O’nun emrini yerine getirirler.
bi emri-hî
Bayraktar Bayraklı = Allah'tan önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
bi emri-hî
Bekir Sadak = Allah'tan once soz soyleyemezler; ancak O'nun emri uzerine is islerler.
bi emri-hî
Celal Yıldırım = Sözleriyle O'nun önüne geçmezler ve ancak O'nun buyruğuyla amel ederler.
bi emri-hî
Cemal Külünkoğlu = Onlar, O'ndan önce (Allah kendilerine konuşma hakkı vermeden) söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.
bi emri-hî
Diyanet İşleri (eski) = Allah'tan önce söz söyleyemezler; ancak O'nun emri üzerine iş işlerler.
bi emri-hî
Diyanet Vakfi = O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
bi emri-hî
Edip Yüksel = Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.
bi emri-hî
Elmalılı Hamdi Yazır = Onun sözünün önüne geçmezler hep onun emriyle hareket ederler
bi emri-hî
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Gültekin Onan = Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun buyruğuyla yapıp etmektedirler.
bi emri-hî
Harun Yıldırım = O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
bi emri-hî
Hasan Basri Çantay = Bunlar söz (leriy) le asla Onun önüne geçemezler. (Bil'akis) bunlar Onun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Hayrat Neşriyat = (O melekler) söz ile O’nun önüne geçmezler (kendiliklerinden söylemezler) ve onlar ancak O’nun emriyle iş yaparlar.
bi emri-hî
İbni Kesir = Onlar, sözle asla O'nun önüne geçemezler. Ancak O'nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Kadri Çelik = Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle yapıp etmektedirler.
bi emri-hî
Muhammed Esed = Sözkonusu kimseler, O kendileriyle konuşmadan asla konuşmazlar; ve ancak O'nun buyruğuyla edip eylerler.
bi emri-hî
Mustafa İslamoğlu = Onlar, kendi sözlerini O'nun sözünün önüne geçirmezler: yani onlar sadece O'nun talimatıyla hareket ederler.
bi emri-hî
Ömer Nasuhi Bilmen = Onlar, söz ile O'na tekaddüm etmiş olmazlar ve onlar O'nun emriyle amelde bulunurlar.
bi emri-hî
Ömer Öngüt = O'ndan önce söz söylemezler ve yalnız O'nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Şaban Piriş = Sözleriyle onun önüne geçmezler ve yalnız O’nun emriyle iş yaparlar.
bi emri-hî
Sadık Türkmen = Onlar Allah’ın sözünün önüne geçmezler ve O’nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Seyyid Kutub = Onlar sözle (de olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Suat Yıldırım = O, kendilerine sormadıkça hiç bir söz söylemezler, sadece O’nun emirlerini yerine getirirler.
bi emri-hî
Süleyman Ateş = Melekler, Allah’ın sözünün önüne geçmezler, hep onun emriyle hareket ederler.
bi emri-hî
Tefhim-ul Kuran = Ancak O’nun söylediklerini söyler, O’ nun sözünün üzerine söz katmazlar ve sadece O’nun emriyle işler, ancak O’nun emrini yerine getirirler.
bi emri-hî
Ümit Şimşek = Allah'tan önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
bi emri-hî
Yaşar Nuri Öztürk = Onlar O'nun sözünün önüne geçmezler; onlar yalnız O'nun emriyle iş yaparlar.
bi emri-hî
İskender Ali Mihr = Onlar, söz ile O’nun (Allah’ın önüne) geçmezler. Ve onlar, O’nun (Allah’ın) emriyle amel ederler.
bi emri-hî
İlyas Yorulmaz = Söz olarak, asla Allah’ın önüne geçmezler ve onlar yapacaklarını Allah’ın emri ile yaparlar.
bi emri-hî
Diyanet İşleri = Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
bi emri-hî
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Süleyman'a kasırga gibi esen rüzgârı râm ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.
bi emri-hî
Abdullah Parlıyan = Süleyman'a şiddetli esen rüzgarları boyun eğdirdik, O'nun emriyle mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Çünkü, herşeyin aslını ve gerçeğini bilen biziz.
bi emri-hî
Adem Uğur = Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
bi emri-hî
Ahmed Hulusi = Süleyman'a da fırtınayı boyun eğdirdik. . . Onun (Süleyman'ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.
bi emri-hî
Ahmet Tekin = Süleyman’ın faydalanması için de, bereketli, kutsal kıldığımız topraklara doğru, onun planlamasına göre kasırga gibi şiddetli esen rüzgârı verdik. Her şey bizim ilmimiz, irademiz, planımız dâhilinde ger-çekleşmeye devam etmektedir.
bi emri-hî
Ahmet Varol = Süleyman'a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.
bi emri-hî
Ali Bulaç = Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
bi emri-hî
Ali Fikri Yavuz = Süleyman’ın emrine de şiddetli rüzgârı bağlı kıldık ki, bu rüzgâr onun emriyle, kendisini içine bereketler verdiğimiz yere (Şam’a, civar yerlerden) götürürdü. Biz her şeyi bilenleriz.
bi emri-hî
Ali Ünal = Süleyman’ın emrine de fırtına şeklinde esen rüzgârı âmâde kıldık. O, Süleyman’ın emriyle, insanlar için bereketler ve feyizlerle donattığımız (Şam) bölgesine doğru eser (ve O’nu götürür getirirdi.) Biz, her şeyi (gerçek mahiyeti ve bütün hususiyetleriyle) bilmekteyiz.