Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Diyanet İşleri = Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve peygamber, müjdeleyenlerdir ve korkutucu haber verenler; tâ ki insanların, peygamberler geldikten sonra Allah'a karşı bir mazeretleri, bir bahaneleri kalmasın artık ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Abdullah Parlıyan = Bunları müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik ki, peygamberler geldikten sonra, insanların Allah'a karşı savunacak delilleri olmasın. Allah üstün ve güçlü olandır ve her yaptığını yerli yerince yapandır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Adem Uğur = (Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ahmed Hulusi = Müjdeleyici ve uyarıcı olarak Rasûller (gönderdik) ki, Rasûllerden (açıklamalarından) sonra insanların Allâh'a karşı bir mazereti olmasın! Allâh Aziyz'dir, Hakiym'dir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ahmet Tekin = Rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan, uyarıcı olarak Rasuller gönderdik ki, Rasullerden sonra, insanların Allah’a itiraz niteliğinde bir delil ileri sürmelerine mahal kalmasın. Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ahmet Varol = Peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahanelerinin kalmaması için müjdeleyici ve korkutucu peygamberler gönderdik. Allah yücedir, hakimdir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ali Bulaç = Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ali Fikri Yavuz = (İman edenleri Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri Cehennemle) korkutucu olarak peygamberler gönderdik ki, bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların (yarın) kıyamette: “- Bizi imana çağıran olmadı”, diye Allah’a bir hüccet ve özürleri olmasın. Allah Azîz’dir, hükmünde hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ali Ünal = Hepsini (iman ve salih amel karşılığında af, rahmet ve mükâfatımızla) müjdeleyiciler ve (her türlü dalâlet yollarına ve bu yolların sonuçlarına karşı) uyarıcılar olarak gönderdik; ta ki, kendilerine rasûller geldikten sonra insanların, (“Bize müjdeleyen ve uyaran bir rasûl gelmemişti ki!” diye) Allah karşısında geçerli bir mazeretleri olmasın. Şüphesiz Allah, izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galiptir; her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Bayraktar Bayraklı = Müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler gönderdik ki, peygamberler geldikten sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri olmasın. Allah mağlup edilemez; işini yerli yerinde yapar.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Bekir Sadak = (164-16) 5 Peygamberlerden sonra, insanlarin Allah'a karsi bir huccetleri olmamasi icin, gonderilen mujdeci ve uyarici peygamberlerden bir kismini daha once sana anlatmis, bir kismini da anlatmamistik. Allah, Musa'ya hitabetmisti. Allah gucludur, Hakim'dir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Celal Yıldırım = Peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı (itiraz yollu) bir delilleri olmasın diye peygamberleri rahmet müjdecileri, azâb tehlikesine karşı uyarıcılar (olarak gönderdik). Allah çok üstündür, çok güçlüdür; yegâne hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Cemal Külünkoğlu = (Bütün bu) peygamberleri (rahmetin) müjdecileri ve (azabın) uyarıcıları olarak (gönderdik) ki (bu) peygamberlerden sonra insanın Allah karşısında bir mazereti kalmasın. Allah gerçekten güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Diyanet İşleri (eski) = (164-165) Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Diyanet Vakfi = (Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Edip Yüksel = Müjdeler ve uyarılar getiren elçiler... Ki tüm bu elçilerden sonra insanların ALLAH'a karşı bir bahaneleri kalmasın. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hep rahmet müjdecileri azab habercileri olarak gönderilmiş Peygamberler ki artık insanlar için Allaha karşı Peygamberlerden sonra bir i'tizar behanesi olamasın, Allah azîz, hakîm bulunuyor

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bunlar artık insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı ileri sürecekleri bir özürleri olmasın diye, hep rahmet müjdecileri ve azap habercileri olarak gönderilmiş peygamberlerdir. Allah, daima güçlüdür, hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür, yegane hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Gültekin Onan = Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Tanrı'ya karşı (savunacak) delilleri olmasın. Tanrı, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Harun Yıldırım = Müjdeleyici ve korkutucu olan rasuller ki insanlar için rasullerden sonra Allah’a karşı bir delil olmasın. Şüphesiz Allah Aziz ve Hakim olandır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Hasan Basri Çantay = (Biz) peygamberler (i rahmet) müjdeciler (i) ve azâb haberciler (i) olarak (gönderdik). Tâ ki peygamberlerden sonra insanların Allaha karşı (özür diye ileri sürebilecekleri) bir behâneleri olmasın. Allah mutlak gaalibdir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Hayrat Neşriyat = (Biz) müjdeleyiciler ve (aynı zamanda) korkutucular olarak nice peygamberler(gönderdik) ki, o peygamberlerden sonra, insanların Allah’a karşı bir delil(ler)i(ma'zeretleri) olmasın! Çünki Allah, Azîz (kudreti dâimâ galib gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 İbni Kesir = Müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler olarak. Ta ki peygamberler geldikten sonra insanların Allah'a karşı hüccetleri kalmasın. Allah; Aziz, Hakim olandır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Kadri Çelik = Peygamberler müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderilmiştir) ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Muhammed Esed = (Bütün bu) elçileri güzel haberlerin müjdecileri ve uyarıcılar olarak (gönderdik) ki onlar(ın gelişi)nden sonra insanın Allah karşısında bir mazereti kalmasın: Allah gerçekten güç ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Mustafa İslamoğlu = Onlar, müjdeli ve uyarıcı haber taşıyan elçiler; ki (o) elçilerden sonra insanın Allah karşısında bir mazereti bulunmasın: Allah zatında sonsuz izzet ve her hükmünde tam isabet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Müjdeleyici ve korkutucu oldukları halde peygamberler (gönderdik ki) O peygamberlerden sonra nâs için Cenâb-ı Hakk'a karşı bir mazeret bulunmasın. Ve Allah Teâlâ azîzdir, hakîmdir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ömer Öngüt = Biz peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Tâ ki, bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri kalmasın. Allah Azîz'dir, hükmünde hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Şaban Piriş = (Bunlar) Peygamberlerin ardından insanların Allah’a karşı bir delilleri olmasın diye müjdeci ve uyarıcı elçiler olarak (gelmiştir). Allah güçlüdür, hakimdir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Sadık Türkmen = Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah mutlak güç sahibidir, doğru hüküm/karar verendir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Seyyid Kutub = Bu peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik ki, bu peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı ileri sürebilecekleri hiçbir bahaneleri kalmasın. Hiç kuşkusuz Allah güçlüdür ve hikmet sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Suat Yıldırım = Biz o elçileri rahmetimizin müjdecileri, cezamızın habercileri olarak gönderdik. Ta ki resullerden sonra, artık insanların Allah’a karşı ileri sürebilecekleri bir bahaneleri kalmasın. Allah aziz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Süleyman Ateş = (Bunları) Müjdeleyici ve uyarıcı elçiler olarak (gönderdik) ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri kalmasın. Allâh üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Tefhim-ul Kuran = Peygamberler; müjdeciler ve uyarıcı-korkutucular olarak (gönderildi) . Öyleki peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Ümit Şimşek = Biz o peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı gönderdik-tâ ki, kendilerine peygamberler geldikten sonra, insanların artık Allah'a karşı öne sürecekleri bir bahaneleri kalmasın. Allah'ın kudreti herşeye üstün, hikmeti sınırsızdır.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Müjdeleyici ve uyarıcı resuller gönderdik ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı kanıtı olmasın. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 İskender Ali Mihr = (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz’dir, Hakîm’dir.

ba’de

  Nisâ / 165 -

 İlyas Yorulmaz = Elçileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderdik). Böylece insanların elçilerden sonra Allah’a karşı ellerinde bir mazeretleri olmasın. Allah her şeye gücü yeten ve her şeyin hükmünü verendir.

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah İsrailoğullarından kuvvetli söz almıştı ve onlardan on iki emin adam göndermiştik ve Allah demişti ki: Ben, sizinleyim, namaz kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime inanır, onlara yardım edip ulularsanız ve Allah'a borç verircesine onun yolunda yoksulları doyurur, iyilik eder, para harcarsanız mutlaka kusurlarınızı örter ve mutlaka sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Fakat bundan sonra içinizden kâfir olan, şüphe yok ki doğru yoldan sapmıştır artık.

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, Allah İsrailoğulları denilen Yahudilerden kesin söz almıştı. Onlardan on iki kişiyi görevlendirip göndermiştik. Allah onlara “Ben sizinle beraberim” eğer, namazlarınızda dikkatli ve daim olur, karşılıksız yardım olan zekâtı verirseniz, benim peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, kusur ve günahlarınızı elbette silerim ve sizi içinden ırmakların aktığı cennetlere koyarım. Ama bundan sonra kim Allah'tan gelen gerçekleri örtbas ederse, doğru yoldan kesinlikle sapmış olacaktır.

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Adem Uğur = Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki Allâh, İsrailoğullarının sözünü aldı. . . Onlardan on iki temsilci bâ'settik. . . Allâh şöyle buyurmuştu: "Ben muhakkak sizinleyim. . . Salâtı ikame ettiğiniz, zekâtı verdiğiniz, Rasûllerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allâh'a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkâr ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır. "

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, Allah İsrâiloğulları’nın, kesin sözünü, taahhüdünü almıştı.İçlerinden on iki dinî lider görevlendirmiştik.Allah onlara:'Ben sizlerle beraberim. Namazları âdâbına riayet ederek, aksatmadan kılarsanız, vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verirseniz, Rasullerime iman ederseniz, onlara yardımda bulunursanız, Allah’a karz-ı hasen olarak borç verirseniz, mâli mükellefiyetlerin dışında, Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılarsanız, Allah’ın kullarına güzel ödünç verirseniz, sizin kusurlarınızı silerim, bağışlarım. Sizi altlarından ırmaklar akan cennet konaklarına koyarım. Sizden kim bu taahhütten sonra inkârda ısrar ederse, doğru, dengeli bir yoldan uzaklaşır, başına buyruk hareket ederek, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih etmiş olur.' buyurdu.

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Ahmet Varol = Andolsun ki, Allah İsrailoğullarından kesin söz almıştı ve içlerinden oniki gözetleyici (nakib, kefil) göndermiştik. Allah: 'Ben sizinleyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, peygamberlerime iman eder, onlara destek olur ve Allah'a güzel bir ödünç verirseniz [3] şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim küfre düşerse doğru yoldan sapmış olur' demişti.

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Ali Bulaç = Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Ali Fikri Yavuz = Andolsun ki, Allah, İsrâiloğullarından misak (ahd ve söz ) almıştı. İçlerinden on iki nazır (kavimlerinin hallerini bildirecek kulağı delik kimseler) bulundurmuştuk. Allah onlara şöyle demişti: “- Muhakkak ben sizinle beraberim. And olsun ki, eğer namazı kılar, zekâtı verir, Peygamberlerime iman eder, kendilerine kuvvetle yardım eder, Allah yolunda güzel nafaka verirseniz mutlaka sizden, günahlarınızı örterim. Gerçekten sizi, (ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyarım. Artık bundan sonra da içinizden kim nankörlük eder, kâfir olursa o, muhakkak dosdoğru yolun ortasından sapmıştır.”

ba’de zâlike

  Mâide / 12 -

 Ali Ünal = Şurası bir gerçek ki Allah, İsrail Oğulları’ndan da sağlam söz almıştı. İçlerinde (oniki boyun her birinden bir tane olmak üzere) oniki vekil ve temsilci tayın etmiştik. Allah buyurdu ki: “Hiç şüphesiz Ben, sizinle beraberim. Eğer namazı bütün şartlarına riayet ederek vaktinde ve aksatmadan kılar, zekâtı verir ve istisnasız bütün rasûllerime iman eder, onlara sahip çıkar ve Allah rızası için, karşılığını sadece O’ndan bekleyerek malınızdan O’nun yolunda harcamak suretiyle Allah’a en güzel tarzda ödünç verirseniz elbette kusurlarınızı örter, günahlarınızı siler ve sizi (ağaçlarının arasından ve köşklerinin) altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Artık bundan sonra içinizde kim de nankörlük edip küfre saparsa, hiç şüphesiz o, düz yolun ortasında sapıp gitmiş olur.”