Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Diyanet İşleri = Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İplerini sopalarını attılar ve Firavun'un yüceliği hakkı için dediler, biz elbette üst olacağız.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Bunun üzerine onlar da iplerini, sopalarını yere bıraktılar ve “Firavun sayesinde, Firavun'un gücüyle, Firavun adına üstün çıkacağız” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Adem Uğur = Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ahmed Hulusi = Onlar da iplerini ve asalarını attılar ve: "Firavun'un izzetine yemin olsun, galip geleceğiz" dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ahmet Tekin = Hemen iplerini ve değneklerini attılar.'Firavun’un gücü hakkı için biz, elbette biz galip geleceğiz' dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ahmet Varol = Böylece iplerini ve bastonlarını attılar ve: 'Firavun'un büyüklüğü adına mutlaka biz üstün geleceğiz' dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ali Bulaç = Onlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar da hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: “- Firavun’un izzeti hakkı için biz, şüphesiz üstün gelenleriz.” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ali Ünal = Ellerindeki ipleri ve değnekleri yere bıraktılar ve “Firavun’un gücü ve izzeti hakkına, galip gelen biz olacağız!” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Bayraktar Bayraklı = (43-45) Mûsâ onlara: “Ne atacaksanız atın!” dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz” dediler. Sonra Mûsâ asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Bekir Sadak = Onlar da iplerini ve degneklerini attilar ve: «Firavun hakki icin, suphesiz, biz ustun gelecegiz» dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Celal Yıldırım = Onlar da urganlarını ve değneklerini yere attılar ve «Fir'avn'ın azizliği hakkı için elbette bizler üstünleriz» dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Cemal Külünkoğlu = Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve: “Firavun 'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: 'Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz' dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Diyanet Vakfi = Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Edip Yüksel = İplerini ve değneklerini attılar, 'Firavun'un onuru için biz üstün geleceğiz,' dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve Firavnin ızzeti hakkı için elbette biz galibiz, şüphesiz, dediler

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: «Firavun'un yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz.» dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve «Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz» dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Gültekin Onan = Onlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Harun Yıldırım = Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Hasan Basri Çantay = Onlar da ipleri ve sopalarını atıb «Fir'avnın izzeti hakkı için gaalib olanlar elbet biziz biz!» dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Hayrat Neşriyat = Bunun üzerine (onlar) iplerini ve değneklerini attılar ve (böbürlenerek:)'Fir'avun’un şerefi üzerine yemîn ederiz ki, muhakkak galib olanlar elbette ancak biziz!' dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 İbni Kesir = Onlar da bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve dediler ki: Firavun hakkı için elbette elbette biz galib gelenleriz.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Kadri Çelik = Onlar da iplerini ve asalarını atıverdiler ve “Firavun'un kudreti hakkı için, üstün olanlar şüphesiz bizleriz” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Muhammed Esed = Bunun üzerine onlar da halatlarını ve asalarını yere bıraktılar ve "Firavun'un sayesinde, üstün gelen mutlaka biz olacağız" dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve onlar da halatlarını, sopalarını (platforma) bıraktılar ve dediler ki: "Firavun'un gücü sayesinde galip gelecek olan elbette biziz, biz!.."

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Hemen iplerini ve sopalarını atıverdiler ve dediler ki: «Fir'avun'un izzet-i hakkı için şüphe yok ki, elbette biz galip olanlarız.»

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ömer Öngüt = Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: “Firavun hakkı için biz üstün geleceğiz!” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Şaban Piriş = Onlar da, iplerini ve değneklerini attılar ve: -Firavun’un kudretiyle elbette galip gelecekler bizleriz! dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Sadık Türkmen = Attılar iplerini/fenni yapıtlarını ve aletlerini! Dediler ki: “Firavun’un gücüyle/adıyla/onur ve şerefine, kesinlikle biz galip geleceğiz.”

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Seyyid Kutub = Büyücüler, «Firavun'un ululuğuna andolsun ki, üstün gelen taraf biz olacağız» diyerek iplerini ve değneklerini attılar.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Suat Yıldırım = İplerini ve değneklerini yere attılar ve:"Firavun’un izzetine yemin ederiz ki galip gelen biz olacağız" dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Süleyman Ateş = İplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz gâlib geleceğiz" dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: «Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz» dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Ümit Şimşek = 'Firavun'un izzeti hakkı için, galip gelen biz olacağız' diyerek iplerini ve değneklerini attılar.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bunun üzerine onlar, iplerini ve değneklerini ortaya attılar ve dediler: "Firavun'un onur ve yüceliği aşkına biz, evet biz galip geleceğiz."

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 İskender Ali Mihr = Böylece iplerini ve asalarını attılar. Ve “Firavunun izzeti için muhakkak ki gâlip gelenler elbette bizleriz.” dediler.

hıbâle-hum

  Şu’arâ / 44 -

 İlyas Yorulmaz = İplerini ve değneklerini attılar ve “Firavunun gücü ve büyüklüğü sayesinde galip gelecek olan biziz” dediler.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Diyanet İşleri = İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İnananların ve iyi işlerde bulunanların ve Rablerinden gelen bir gerçek olan ve Muhammed'e indirilen şeylere îmân edenlerinse yaptıkları kötülükleri örtmekte, gizlemekte ve hallerini düzene sokmaktadır.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Abdullah Parlıyan = İman edip doğru dürüst işler işleyen, Rableri tarafından Muhammed'e indirilen gerçeğe inananların yaptıkları kötülükleri örtüp gizleyecek ve hallerini düzene sokacaktır.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Adem Uğur = İman edip yararlı işler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Ahmed Hulusi = İman edip imanın gereğini uygulayanlar ve Muhammed'e inzâl olana -ki O, Rablerinden (gelen) Hak'tır- iman edenlere gelince, (Allâh) onların kötülüklerini onlardan örttü; hâllerini ıslah etti.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Ahmet Tekin = İman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerin, Muhammed’e bölüm bölüm indirilene, Kur’ân’a, Kur’ân’ın Rablerinden gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitap olduğuna iman edenlerin kusurlarını, Allah siler, bağışlar, emellerini gerçekleştirir, hallerini düzeltir, hayat standartlarını yükseltir.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Ahmet Varol = İman eden, salih ameller işleyen ve Muhammed'e indirilene -ki o Rablerinden (gelen) bir gerçektir- iman edenlerin kötülüklerini örtmüş ve durumlarını düzeltmiştir.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Ali Bulaç = İman edip salih amellerde bulunan ve Muhammed'e indirilen (Kur'an)a -ki o Rablerinden bir haktır- İman edenlerin (Allah), kötülüklerini örtüp bağışlamış, durumlarını düzeltip ıslah etmiştir.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Ali Fikri Yavuz = İman edib salih ameller işliyenlerin ve (Hz. Peygamber) Muhammed’e indirilene -ki, o (Kur’an) Rableri tarafından gelen hakdır. - iman edenlerin günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.

bâle-hum

  Muhammed / 2 -

 Ali Ünal = Buna mukabil, iman edip, imanları istikametinde sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanların –Rabbilerinden gerçeğin ta kendisi olarak Muhammed’e indirilene iman edenlerin ise, (her iki dünyada mutluluklarına mani olabilecek) günahlarını örtüp, kalblerini pekiştirecek ve durumlarını düzeltecektir.