Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
azîmen
Diyanet İşleri = Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.
azîmen
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, tövbenizi kabul etmeyi diler, şehvetlerine uyanlarsa, sizin doğru yoldan tamamıyla sapmanızı.
azîmen
Abdullah Parlıyan = Öyle ya, Allah sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyarak kötü arzularının esiri olanlar ise, dosdoğru yoldan sizin sapmanızı isterler.
azîmen
Adem Uğur = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
azîmen
Ahmed Hulusi = Allâh, (yanlışlarınıza olan) tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvaniyete (bedensel dürtülere) tâbi olanlar ise, sizin büyük bir sapma ile (hakikatten) uzaklaşmanızı isterler.
azîmen
Ahmet Tekin = Allah tevbenizi, günah işlemekten vazgeçerek kendisine itaate yönelmenizi kabul etmek ister. Allah’ın haram kıldıklarının peşinden koşanlar, kötü arzularının esiri olanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı, haram işlemenizi isterler.
azîmen
Ahmet Varol = Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.
azîmen
Ali Bulaç = Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.
azîmen
Ali Fikri Yavuz = Allah, sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Halbuki şehvetlerine uyanlar (Yahudi, hristiyan ve diğer kâfirler) sizi doğru yoldan büyük bir meyil ile harama götürmek isterler.
azîmen
Ali Ünal = Allah, (haramları ve helâlleri size açıklayarak) sizi günahlardan, yanlış yollara gitmekten alıkoyup affına, rahmetine ve her bakımdan hakka yöneltmek diliyor; buna karşılık, (karşı cinse, çocuklara, mal, para, makam, şöhret, ekin gibi her türlü dünyalığa ve kazanca karşı besledikleri) aşırı tutkuların peşinde gidip keyiflerine tâbi olanlar ise, sizin büsbütün yoldan çıkıp uçurumlara sürüklenmeniz dileğindedirler.
azîmen
Bayraktar Bayraklı = Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, iğreti arzularına uyanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
azîmen
Bekir Sadak = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, sehvetlerine uyanlar ise sizin buyuk bir sapikliga girmenizi isterler.
azîmen
Celal Yıldırım = (Öyle ya) Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyup gidenler ise, sizin (doğru yoldan) iyice sapmanızı arzu ederler.
azîmen
Cemal Külünkoğlu = Allah; sizin tevbenizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar da sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.
azîmen
Diyanet İşleri (eski) = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.
azîmen
Diyanet Vakfi = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
azîmen
Edip Yüksel = ALLAH sizin kendisine yönelişinize karşılık vermek ister; heva ve heveslerine uyanlar ise sizin büsbütün sapıtmanızı ister
azîmen
Elmalılı Hamdi Yazır = Allah tevbekâr olduğunuzu görerek size nazar buyurmak istiyorken o şehvetleri ardında koşanlar sizin büyük bir yamıklıkla yamılmanızı istiyorlar
azîmen
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah tevbekar olduğunuzu görerek size nazar buyurmak isterken, o şehvetleri peşinde koşanlar sizin büyük bir yamuklukla yamulmanızı, yoldan sapmanızı istiyorlar.
azîmen
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.
azîmen
Gültekin Onan = Tanrı, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.
azîmen
Harun Yıldırım = Allah sizin tevbe etmenizi ister. Şehvetlerine uyan kimseler de çok büyük bir meyille sapmanızı isterler.
azîmen
Hasan Basri Çantay = (Evet) Allah sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir meyi ile (yoldan) sapmanızı dilerler.
azîmen
Hayrat Neşriyat = Ve Allah, sizin tevbelerinizi kabûl etmek ister; şehvetler(in)e uyanlar ise, (sizin)büyük bir meyil ile (bütün bütün haktan) sapmanızı ister.
azîmen
İbni Kesir = Allah; sizin tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlarda sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.
azîmen
Kadri Çelik = Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.
azîmen
Muhammed Esed = Allah size bağışlayacağı ile yaklaşırken (yalnızca) kendi ihtiraslarının ardından gidenler ise doğru yoldan sapmanızı isterler.
azîmen
Mustafa İslamoğlu = Allah size olanca bağışlayıcılığıyla yönelmek isterken, ayartıcı içgüdülerine esir olanlar sizi yoldan tamamen çıkarmak isterler.
azîmen
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve Allah Teâlâ sizin tevbe ederek aff-ı ilâhiye nâiliyetinizi diler. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir meyil ile sapmanızı isterler.
azîmen
Ömer Öngüt = Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor, şehvetlerine uyanlar ise sizin büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
azîmen
Şaban Piriş = Allah, tevbe etmenizi ister; şehvetlerine tabi olanlar ise büyük bir sapıklığa meyletmenizi isterler.
azîmen
Sadık Türkmen = Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.
azîmen
Seyyid Kutub = Allah sizin tevbelerinizi kabuk etmek ister. Oysa nefislerinin arzuları peşinden koşanlar sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler..
azîmen
Suat Yıldırım = Evet Allah sizin yuvanıza dönüş yapıp tövbenizi kabul buyurmak istiyorken, Şehvetlerinin ardına düşenler ise, büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
azîmen
Süleyman Ateş = Allâh, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor; şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.
azîmen
Tefhim-ul Kuran = Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.
azîmen
Ümit Şimşek = Allah size böylece tevbe nasip etmek ve günahlarınızı bağışlamak istiyor; ihtiraslarının peşine düşenler ise sizin büsbütün yoldan çıkmanızı arzuluyor.
azîmen
Yaşar Nuri Öztürk = Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlarsa sizin büyük bir sapışla sapmanızı isterler.
azîmen
İskender Ali Mihr = Ve Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir meyille (şehvete) meyletmenizi isterler.
azîmen
İlyas Yorulmaz = Allah, yaptığınız hatalardan dolayı sizi bağışlamayı dilerken, arzularının isteklerine uyanlar ise, sizin büyük bir ümitle (onların saflarına) kaymanızı istiyorlar.
azîmen
Diyanet İşleri = Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.
azîmen
Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki Allah zerre kadar zulmetmez. Zerre miktarı iyilik bile olsa onu kat kat arttırır ve yapana, kendi katından büyük bir mükâfat verir.
azîmen
Abdullah Parlıyan = Şüphesiz Allah kimseye zerre kadar haksızlık yapmaz. Eğer hayırlı bir iş olursa, onu kat kat artırır ve kendinden de büyük bir mükafat verir.
azîmen
Adem Uğur = Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat verir.
azîmen
Ahmed Hulusi = Şüphesiz Allâh kimseye zerre ağırlığınca bile zulmetmez! Bir iyilik yapılmışsa onu kat kat arttırır ve ledünnünden aziym bir mükâfat verir.
azîmen
Ahmet Tekin = Allah hiç kimseye zerre kadar zulmetmeyecektir. Eğer zerre kadar da iyilik yapılsa, onun sevabını kat kat artırır, kendi katından da büyük mükâfatlar verir.
azîmen
Ahmet Varol = Allah zerre ağırlığınca bile haksızlık etmez. Eğer yapılan iyilik olursa onu kat kat yapar ve katından büyük ecir verir.
azîmen
Ali Bulaç = Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz. (Bu ağırlıkta) Bir iyilik olursa, onu kat kat kılar ve kendi yanından pek büyük bir ecir verir.
azîmen
Ali Fikri Yavuz = Şüphesiz ki Allah, zerre kadar zulüm etmez. Eğer zerre kadar bir iyilik olursa, onun sevabını kat kat artırır. Ayrıca kendi katından büyük bir mükâfat verir.
azîmen
Ali Ünal = Şu bir gerçek ki, Allah zerre kadar bile olsa kimseye zulmetmez. (Zulmetmek şöyle dursun,) yapılmış tek bir iyiliği (hem neticesi, hem de onun için vereceği mükâfat açısından) kat kat artırır; ayrıca (onun hak ettiği bir karşılık olarak değil, bütünüyle) Kendi katından çok büyük bir mükâfat da bahşeder.