Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Diyanet İşleri = Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve onlardan biri ölürse kesin olarak namazını kılma ve mezarının başında durma. Şüphe yok ki onlar Allah'a ve Peygamberine kâfir oldular ve buyruktan çıkmış kötü kişi olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Abdullah Parlıyan = Ey peygamber! O münafıklardan, ölen kimsenin asla namazını kılma, mezarı başında da ne maksatla olursa olsun, durma sakın. Çünkü onlar, Allah'ı ve O'nun elçisini inkâr ettiler ve ilâhî buyrukları hiçe sayarak çiğneyip can verdiler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Adem Uğur = Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ahmed Hulusi = Ebeden, onlardan ölen hiç kimseye cenaze namazı kılma ve onun kabri başında dua etme! Muhakkak ki onlar, Esmâ'sıyla onların hakikati olan Allâh'ı ve Rasûlünü inkâr ettiler ve onlar fâsıklar (bilinçleri hakikate kapalı - bozuk inançlı) olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ahmet Tekin = Onların ölmüş olanlarından hiçbirine dua ve niyazda bulunarak cenaze namazı kılma. Kabrinin başında durup dua etme. Onlar Allah’ı ve Rasulünü inkârda ısrar ettiler, küfre saplandılar. Hak dinin, dışına çıkan fâsıklar, âsiler, bozguncular olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ahmet Varol = Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma ve kabrinin başında da bulunma. Onlar Allah'ı ve Peygamberini inkar ettiler ve fasık kimseler olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ali Bulaç = Onlardan ölen birinin namazını hiç bir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkâra saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ali Fikri Yavuz = Münafıklardan ölen hiç bir kimse üzerine, hiç bir zaman namaz kılma; kabri başında (gömülürken veya ziyaret için) durma. Çünkü onlar, Allah’ı ve Rasûlünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ali Ünal = Onlardan (münafıklar) ölen hiçbir kimse için sakın cenaze namazı kılma ve hakkında dua etmek maksadıyla asla kabri başında da durma. Şurası bir gerçek ki onlar, Allah’ı ve Rasûlü’nü inkâr ettiler ve yoldan çıkmış günahkârlar (fasıklar) olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Bayraktar Bayraklı = Onlar arasından ölenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve Peygamberini inkâr ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Bekir Sadak = Onlardan olen kimsenin namazini sakin kilma, mezari basinda da durma! Cunku onlar Allah'i ve peygamberini inkar ettiler, fasik olarak olduler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Celal Yıldırım = Ve onlardan ölenin namazını kesinlikle kılma, kabri başında (duâ ve istiğfar için) durma ! Çünkü onlar gerçekten Allah ve Peygamberini inkâr edip fâsık olarak (ilâhî buyrukları çiğneyip hiçe sayarak) can verdiler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Cemal Külünkoğlu = Onlardan ölen hiç birinin namazını asla kılma, kabrinin başında (gömülürken veya ziyaret için) durma! Çünkü onlar Allah'ı ve Resulü'nü tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Diyanet İşleri (eski) = Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Diyanet Vakfi = Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Edip Yüksel = Onlardan ölen birinin namazını hiç bir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Resulüne (karşı) küfre saptılar ve fasıklar olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Öldüklerinde onlardan hiçbirinin namazını kılma, kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ve içlerinden ölen birinin asla namazını kılma ve kabri başında da durma; çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar ve kafir olarak can verdiler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Gültekin Onan = Onlardan ölen birinin namazını ebediyen kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Tanrı'ya ve elçisine küfrettiler ve fasıklar (olarak) öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Harun Yıldırım = Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma, kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allah’a ve Rasulüne küfrinkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Hasan Basri Çantay = Onlardan ölen hiç bir kimseye ebedî düâ etme (Defn veya ziyaret için) kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allâhı ve Resulünü inkâr ile kâfir oldular, onlar faasık (adam) lar olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Hayrat Neşriyat = Onlardan ölen birinin üzerine, ebedî olarak aslâ namaz kılma ve onun kabri başında durma! Çünki onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve onlar, fâsık kimseler olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 İbni Kesir = Onlardan ölen hiç birinin namazını asla kılma, kabrinin başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Rasulüne küfrettiler ve fasıklar olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Kadri Çelik = Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma ve mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkâr ettiler ve fasıklar olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Muhammed Esed = Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve onlardan ölen herhangi birinin namazını kılma ve kabrinin başında da asla bulunma! Çünkü onlar Allah'a ve Elçisi'ne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış bir halde öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onlardan hiçbir şahsın üzerine ölmüş olunca ebedîyyen namaz kılma ve kabrinin üzerinde durma. Çünkü onlar Allah Teâlâ'yı ve Resûlünü inkar ettiler ve onlar fâsık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ömer Öngüt = Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma! Mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve Peygamber'ini inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Şaban Piriş = Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’a ve Resulü’ne nankörlük ettiler ve fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Sadık Türkmen = Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma! Çünkü onlar Allah’ı ve Rasûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Seyyid Kutub = Onlardan biri ölünce asla namazı kılma ve sakın mezarı başında dikilme. Çünkü onlar Allah'ı ve Peygamber'i tanımadılar ve yoldân çıkmış olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Suat Yıldırım = Onlardan ölen hiçbir kimsenin cenaze namazını kılma ve kabri başında dua etmek üzere durma.Çünkü onlar Allah’ı ve Resulünü tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Süleyman Ateş = Ve Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma, onun kabri başında durma. Çünkü onlar Allâh'ı ve Elçisini tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlardan ölen birinin namazını hiç bir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Resulüne (karşı) küfre saptılar ve fasıklar olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Ümit Şimşek = Öldüklerinde onlardan hiçbirinin namazını kılma, kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Onlardan ölen biri üzerine sonsuza dek dua etme; böyle birinin mezarı başında da durma. Bunlar Allah'a ve resulüne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak ölüp gittiler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 İskender Ali Mihr = Onlardan ölen bir kimsenin üzerine, namazı ebediyyen (hiçbir zaman) kılma ve onun kabri başında durma. Çünkü onlar, Allah’ı ve O’nun Resûl’ünü inkâr ettiler ve onlar fasık(lar) olarak öldüler.

alâ ehadin

  Tevbe / 84 -

 İlyas Yorulmaz = Eğer onlar ölürlerse, ebedi olarak onların (cenaze) namazlarını kılma ve kabirlerinin başında (bağışlanmaları için) durma. Zira onlar Allah ve elçisini inkar etmişler, sonrada yoldan çıkmış günahkarlar olarak ölmüşlerdir.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Diyanet İşleri = Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O anda boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye bakmıyordunuz bile. Peygamberse arkanızdan sizi çağırıp durmadaydı. Tanrı, elinizden çıkana hayıflanmayasınız, gelip çatan felâketlerden mahzun olmayasınız diye sizi, gam üstüne gam vererek cezalandırdı ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Abdullah Parlıyan = Hatırlayın o anı ki, peygamber arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan düşmandan uzaklaşıyor ve hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bu yüzden peygamberin emrine aykırı davranmanız sebebiyle, Allah size üzüntü üzerine üzüntü verdi. O bunu elden kaçırdığınız ganimete ve başınıza gelen yenilgiye üzülmeyesiniz diye yaptı. Allah hepinizin yapmakta olduğundan haberdardır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Adem Uğur = O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Ahmed Hulusi = Hani Rasûl, arkanızdan sizi çağırırken, siz kimseye bakmadan kaçmaktaydınız. Bunun yüzünden Allâh, içinizde üzüntü üstüne üzüntü ile cezalandırdı ki kaybettiğinize üzülmek ya da size isabet etmiş olanla kalmayasınız diye (zafer, ganimet elinizden kaçmış, üstelik utanç verici bir duruma düşmüştünüz). Allâh yapmakta olduklarınızı yaratan olarak, her şeyden haberi olandır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Ahmet Tekin = O zaman gerideki birlik içinde, muharebe meydanını terketmeyen Allah’ın Rasulü, arkanızdan sizi düşmanla savaşa çağırdığı halde, siz korkudan kaçarak vadinin yamaçlarına tırmanıyor, savaş alanından uzaklaşıyor, kimseyle ilgilenmiyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Allah size keder üstüne keder verdi ki, ne elinizden giden zafer ve ganimete, ne de başınıza gelen hezimete, kayıplarınıza üzülmeyesiniz. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Ahmet Varol = Hani peygamber arkanızdan çağırırken siz kimseye bakmadan kaçarak uzaklaşıyordunuz. Bu arada, kaçırdıklarınıza ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Ali Bulaç = Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Ali Fikri Yavuz = O vakit (Uhud savaşında) boyuna uzaklaşıyordunuz. Kimseye dönüp bakmıyordunuz. Hazreti Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıp duruyordu. Bunun üzerine, Allah sizi keder üzerine kederle cezalandırdı. (Kederlerden biri mağlûbiyet ve diğeri Hazreti Peygamberin ölmüş olduğuna dair yanlış haberin yayılmasıdır). Allah’ın sizi bağışlaması, ne elinizden giden zafere, ne de başınıza gelen musibete üzülmiyesiniz, diyedir. Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır.

alâ ehadin

  Âl-iİmrân / 153 -

 Ali Ünal = Savaş meydanından uzaklaştıkça uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. O esnada Rasûl de arkanızdan seslenip sizi geri çağırıyordu. İşte bu (en tehlikeli) hengâmede Allah size (biri öncekini unutturacak) gam üstüne gam verdi ki, (dünya adına) artık elinizden çıkıp gidene de, başınıza gelenlere de üzülmeyesiniz. Allah, her ne yapıyorsanız hepsinden hakkıyla haberdardır.